Fikir Düşünce

Yüreğine Şans Ver

  • 3 dk okuma süresi
  • -
  • 0
Yüreğine Şans Ver

Zamanı anlamak isterken anı kovalıyorum. Çünkü zaman yaşamın kendisidir. Önce saniyeler diziliyor ardı ardına, sonra dakikalar birleşiyor ve saatlerdir düşünüyorum. Bazen her şey o kadar karışık ki, az daha diyorum birazcık daha zaman olsa her şey tamam olacak. Ama şimdi zaman çok, ben yorgunum. Tamam olan bir şey de yok hani, çok eksik var ve ben de eksiğim sanırım. İnsan yaşamak için nefese ihtiyaç duyar, bir nehirde iki kez yıkanmaz. Zaman akar ve her şey değişir. Yaşamak için insan da değişmelidir.

 

Bir şeyi değiştirmek istersen önce onu tanıman gerekir. Neyi değiştireceksin, nasıl ve niçin? Neye dönüşmeli ki tamam diyebilesin? Ve tamam dediğin an bittiği andır her şeyin. Eğer bir şey tamamsa senden uzaktır artık. Mesela bir resim çizdin diyelim. Bir papatya. Önce ne istediğini düşlersin, ne renk olsun? Bembeyaz, tertemiz ve sade. Sonra onu bir hayale yerleştirir boyamaya başlarsın. Onun için harcadığın zaman senindir. Olmaya çalışmak, sona ulaşmak için çabalamak.. Ama zaman geçer, resim biter ve son gelir. Elinde bir papatyan vardır, ona sahipsindir ama o kadar. O bittiğinde hayalin de biter, zaman yine akar ve sen aynı kalırsın. O yüzden durmaman, devam etmen gerekir. Çünkü senden hızlıdır ardında bıraktıkların ve beklersen yakalanırsın. Daima yolun karşısına geçmen gerekir. Dünyaya asla güvenemezsin, azıcık bir cesaret bulduğunda atlaman gerekir.

 

Ya beklersen? O zaman gerçekler bir bir çarpar yüzüne. Yaptığın ani fren onları da durdurur ve sen darmadağın kalırsın. Mesela yıllardır içinde sakladığın bir sen olduğunu fark edersin. Onun sana hep seslendiğini ama duymamak için dünyanın sesini açtığını. Başka insanları severek onları iyi etmek için çabalarken kendini sevmekten korktuğunu fark edersin. Kendinden kaçtığını, hep kendini suçladığını… Belki de ters bir kimlik geliştirip inadına her şeyin en iyisini yapmaya çabalarsın. Sonra bir gün bir yerde o sandık açılır, çok tanıdık bir mandalina kokusu duyar ve aslında onu özlediğini hissedersin. Bir gün biri sana “Hayatında sana en çok katkısı olan birine mektup yaz ve ona teşekkür et.” der. Daha düşünürken içinin acıdığını anlarsın. Her şeye rağmen seni bırakmayan o içindeki umut dolu küçüğe seslenir kelimelerin. Herkesi kandırdığın, aslında büyümesine dahi izin vermediğin o içindeki küçük çocuk. Zamanda dondurduğun, dilencilerin bile uğramayacağı, herkesten korumak için terk ettiğin o harabeyi anımsarsın. “Sevgili kendim, her zaman başkalarından sonra geldin sen…” dersin ve gerisi gelmez. Ömrünün en derin acısıdır o. Farkındalık bazen acıtır, hem de çok. Hani bazen bir şeyleri bilirsin ama bunu duymak, yazmak ve karşında görmek… O apayrıdır ve tokat gibi çarpar yüzüne. Sonra kendi sesini duymaktan korktuğunu fark edersin. Sanki eğer konuşursan her şey bitecekmiş gibi, bütün çabaların yerle bir olacak. Oysa en çok korktuğunun sana iyi geleceğini bilemezsin, denemen gerekir. Cesur olman ve ışığı bulmak için karanlıkta ilerlemen. Çünkü karanlık olmasa ışığın anlamı kalmaz. Çünkü bazen ömür boyu içimizde taşıdığımız, kilitli olmasına rağmen açılmasından korkup üzerine tonla yük attığımız o sandık, yüreğimizi yavaş yavaş ezer ve bir gün onunla birlikte çürümeye başlarız. Duran her şey zamanla çürümeye mahkumdur. Ve bu yükü taşımak yerine onu açmak, içindeki eskileri boşaltmak ve onu havalandırmak daha iyidir. Ondan kaçmak yorarken kendi ellerinle yerleştirdiklerin sana iyi gelir. Korkma, yüreğine şans ver, o harabeye doğru ilerle ve kır kilidi. İçinden çıkacak olan ne kadar acı olsa da sensin. Geçmişin kokusu ağır olsa da kaldır kapağı ve merhametle bak içindekilere. İçinden yalnızca gerçek seni ayıkla ve diğerlerini uğurla artık. En sevdiğin çiçekleri, kokuları, sevgileri, göğü yerleştir ve güvenli bir yere koy onu, gün ışığı görsün, yeniden solmasın çiçeklerin. Çünkü sen de diğerleri gibisin, biricik ve kendine özel. Bu kez durmaktan korkmazsın hem. Beklemenin, dinlenmen için bir fırsat olduğunu anlar ve derin bir nefes alırsın. Yüreğin pencereleri açıkdıkça ferahlarsın. Daha bir güvenle atarsın adımlarını. Dünya hala güvenilmezdir ama sen, kendine güvenebilirsin. Şimdi diğerlerine şefkatle baktığın gibi bak kendi gözlerine ve kendine sevdiğin şiirleri fısılda. “De ki; bulunur elbet, iyi bir hal üzere kaybolan kişi.”

Etiketler
Yaşam zaman Yol Şefkat Hikaye cesaret yolculuk

Yazar Hakkında

Yorumlar

  • 0 Yorum
Ziyaretçi olarak yorum yapıyorsun, dilersen Giriş yap