Yalnız Gibi
- Fatma Çoban Kezer
- 29 Ara 2018 - 10:21
- 1 dk okuma süresi
- -
- 2
Oldum olası etkilenirim tarihi yapılardan. Hele de konaklardan. Onca beton duvarların arasında yalnız kalmış gibi gelir. Ayrıca insanı yalnızlığına ortak eden bir tarafı var diye düşünürdüm. Fakat kapısından içeri girdiğiniz anda birçok hayatın ve yaşanmışlığın içinde bulursunuz kendinizi. Adımınızı atar atmaz büyülenirsiniz. Bu merdivenlerden çıkan kaçıncı kişiydim acaba? Günün yorgunluğunu dışarıda bırakıp eve gelen bir adamın, okuldan eve dönmüş yorgun bir çocuğun, kapı önünde sevdiceği ile fısıldaşıp parmak uçlarıyla odasına dönen bir genç kızın, belki de gidip de bir daha gelmek istemeyen, her geldiğinde ayakları geri geri giden bir kadının ayak izleri ile buluşmuştum. Kim bilir?
Ömrünün kemaline ermiş bu bina, odalarını gezerken ruhunda biriktirdiklerini aktarır ruhunuza. Büyülenirsiniz demiştim ya, biraz kulak verirseniz duyarsınız konuşulanları. Hatta o odada yalnız kalmış birinin yalnızlığını bile paylaşırsınız. Akıttığı gözyaşları sizin içinize akar adeta. Duvarlar konuşur da konuşur. Tıpkı dedikodu yapan bir kadın gibi.
Mutfak ayrı şeyler fısıldar. Duvarlarına sinen yemeklerin tariflerini verir gibidir. Neler neler pişti kim bilir bu mutfakta. Kaç sofra kuruldu, kaç misafir ağırlandı? Hayatların bir sofra gibi serilip toplandığı bu dünya da öyle değil miydi?
Dışarıya adım atarken bir kez daha anladım görünenle içerinin aynı olmadığını. Biz insanlar da öyle değil miyiz? İçimizdeki ağıtı dışımızdaki kahkaha ile bastırmaya çalışırız. Biz de yaş aldıkça sevdiklerimiz, yaşadıklarımız iz bırakır ruhumuzun derinliklerinde. Aslında en yalnız olduğumuz anda bile yalnız değilizdir. Yalnız gibi ama değil.
Etiketler
Yazar Hakkında
Fatma Çoban Kezer
Aile sosyal ve yaşam danışmanı
Yorumlar