Öykü

Varsayım

  • 2 dk okuma süresi
  • -
  • 0
Varsayım

Bir bank var, her gün saat 16.30’da oturuyorum, kitabımın kapağını kapattığımda saat hep 19.14 oluyor. Karşımdaki ağacı izlemeye başlıyorum yarım saat boyunca, sonra ise evin yolunu tutuyorum. Kararmakta olan gökyüzü ağaç için mükemmel arka planı oluşturuyor. Rutin olan her şeyi seviyorum, belli bir düzende ilerlemek beni mutlu ediyor. Sürprizlerden kaçınıyorum. Planlarımı çok önceden ayarlıyorum. Aynı filmleri izlemek, aynı şarkının tekrar tekrar çalması ve aşina olduğum sokaklar... Hepsi sığınma ihtiyacımı karşılıyor, hep bildiğim sıcacık bir ev gibi. Sıkıcılaşmaktan korkmuyorum. Asıl sıkıcı olan korkunun kendisi. Kendi benliğimin ve sözlerimin tekrara düşmesi gibi bir çekincem yok değil ama ona da alışıyorum. Belirsizlikler beni yoruyor, kararsızlıklarda tepe taklak oluyorum. Dediğim gibi bildiğim şeyleri yaşamayı seviyorum. Ama bugün, farklı bir gün oldu benim için. Evden çıktığım ilk andan itibaren farklıydı. Her gün gülümseyen o insanlar gülümsememişti. Sokağın başında çiçekleri yere dağılmış çiçekçi yoktu. Sevdiğini sandığım insanlar sevmiyordu. Havada hep bildiğim o koku yoktu.

Koştum. Etrafı görmemek için ceketimin yakasını dikledim ve koştum, çünkü korkmuştum. Bildiğim, güvendiğim kovuğuma yani bankıma doğru hızlı adımlarla vardım. Vardığımda gördüm ki etrafta tanıdığım ağaç yoktu. Aynı saatte aynı banka oturduğumda bir şey farklıydı, gerçekti. Ve gerçek korkunçtu. Hayatımın son üç senesi yoktu, yaşanmamıştı. İşin aslı buydu. Korkularım beni bir dünyaya sürüklemişti. Kendi dünyama, küçük ütopyama. Bugüne kadar duyduklarınızdan farklı olarak benim dünyam ütopik değildi sıradandı olabildiğince sıradan. İnsanların gülümsediği, onun beni çok sevdiği, arka fonda hep güzel bir parça çalan... Kusursuz ve sıradan. Üç sene sonunda niye uyanmıştım bu rüyadan, neden kavuşmuştum gerçekliğe? Nasıl girmiştim bu rüyaya? Kaçmış mıydım doğru olandan? Hem kaçık hem de kaçak olmuştum. Kokusu burnumdan gitmeyen o mükemmel yemekleri yememiş miydim? Aslında kitapları hiç bitirmemiştim. Kendi hikayemi yazarken yazılmışları niye okuduğumu düşünmüştüm ki? Ben hem var hem de yoktum. Sevmiştim, o yamuk taşları olan sokakların da beni sevdiğini sanmıştım. Varsaymıştım. Emlakçılar ev gezdirecekleri zaman fırından yeni çıkmış kurabiye ikram ederler bilir misiniz? İnsan gördüklerinden çok duydukları ve aldıkları kokudan etkilenir. İstisnalar olsa da insanoğlu duygularla yaşar ve yaşlanır. Anılarıyla büyür ama çocukluğu ile yaşar. Hah, kurabiye diyordum en son. O sıcacık, tazecik kurabiyenin kokusu size güven verir. Kurabiyeden aldığınız güveni ev verdi sanarsınız ve işte o zaman evinizde gibi hissedersiniz. Düşlerimin içinde yaşayarak ben de kendi kurabiye kokumu bulmuştum. Safız ve inanmaya çok açız. Bence en çok istediği şeyden korkuyor insan. İnanmayı bu kadar isterken ondan kaçıyoruz, korkuyoruz. Ben inanmaktan kaçmadım, inanabilmek için kaçtım. Kaçarken çok şey kaçırdım ama inandım ve kavuştum. Gerçekliğime, kendime ve olmak istediğime.

Sanki gerçekleri hiç öğrenmemiş gibi yaşayabilirdim ve yaşayacaktım. Ama üzerime merak tozları serpilmişti. Merak mükemmel bir his. Biraz güvensiz biraz tehlikeli ama olmazsa olmaz. Ben kimdim, yani insanların gözünde kimdim? Benim hakkımda ne biliyorlardı? Nasıl yaşıyordum? O neredeydi, adımı biliyor muydu? Biliyorsunuz belirsizlikleri sevmem. Kendime bir sınır koydum o süre boyunca burada olacağım, yaşayacağım. Yeniden doğmuş gibi kendimi tanıyacağım. Ve sonra ise geri döneceğim, rüyalarıma.

Etiketler
varsayım Hikaye Rüya düş Aşk bilinmezlik İnanmak kaçmak Korku plan Merak

Yazar Hakkında

Yorumlar

  • 0 Yorum
Ziyaretçi olarak yorum yapıyorsun, dilersen Giriş yap