Tükettikçe Tükeniyoruz
- Öykü Gümüş
- 9 Ağu 2020 - 14:25
- 2 dk okuma süresi
- -
- 0
Tüketimin temeli, ihtiyaçları karşılamaya dayanıyor aslında. Ama günümüzde öyle bir hale getirdik ki, ihtiyaçlarımızı bir kenara bırakıp bir savaş veriyoruz. İlk sorun ne istediğini bilmemekle başlıyor. Ne istediğinizi biliyorsanız ve elde edebiliyorsanız, yetinememeniz için bir sebep yoktur. Yetinemiyoruz çünkü üretmiyoruz. Hani aile büyüklerimiz hep söyler ya "paranın değerini kazanmaya başladığında anlayacaksın" diye. Bizimkisi de bu misal. Üretmeyince anlamıyoruz değerlerini, bir gün tükeneceklerini.
Biriktirmek eski bir gelenek aslında, hak veriyorum atadan gelen bir alışkanlık bizim için. Ama o dönemlerde ihtiyaç olan buydu. Fazlasını bir kenara koymak, biriktirmek hatta takas etmek. Ama her şey değişirken plak gibi bizim takılı kalmamız ne kadar doğru? Bizim ihtiyacımız nefes, huzur. Kocaman şehirlerde dip dibe yaşıyoruz ama birbirimizden habersiz. Kocaman bir ev alıyoruz huzursuzluktan duvarlar üzerimize geliyor. Almak değil, harcamak değil ihtiyacımız olan. Yanlış anlamayın bunları yargılamak için söylemiyorum. Bu yanlışları kendimde de gördüğüm için rahatça döküyorum kelimelere, birinci ağızdan konuşuyor ve yaşıyorum bunları. Hedeflerimden bahsediyorum ama ulaşabilmek için adım atmıyorum. Harcıyorum, harcıyoruz. Sadece maddi değil bu tükettiklerimiz. Vaktimizi, sevgimizi, sözlerimizi harcıyoruz boş yere, bomboş şeylere. Unutuyor insanoğlu, topraktan gelip toprağa gideceğini. Biliyoruz ama hatırlamıyoruz.
Alışkanlıklarımızı bile gelip geçici eylemler üzerine oturtmuşuz. Yemek bile yemiyoruz atıştırıp geçiyoruz. Kitapları dinliyoruz, okumuyoruz. Sürekli koşturuyoruz ama sonunda bir yere varamıyoruz. Çünkü doğru yol için koşmuyoruz. Evet doğru, insan hiç ölmeyecekmiş gibi çalışmalı, kesinlikle katılıyorum. Ama yarın ölecekmiş gibi de yaşıyor muyuz? Kendimizi sadece rütbelerde yükseltiyoruz peki ya insanlığımız? Savaşıyor muyuz onun için? Riskler alıyor muyuz? Hayır, sadece kayboluyoruz. Kalitenin harcadığımız parayla ilgili olduğunu düşünüyoruz. Megakentlerde kayboluyoruz, gittikçe sıkışıyoruz. Doğal olanı unutuyoruz. Kısaca benliğimizden uzaklaşıyoruz. İnsan sıfatı ile doğduğumuz halde, insanlıktan uzaklaşarak göçüp gidiyoruz. Aklımıza çok güveniyoruz orada hata yapıyoruz aslında. Çünkü güvendiğimiz akıl bize ait değil. Seninse eğer o güzel akıl neden gün gelir de konuşamazsın hatta konuşacaklarını hatırlayamazsın?
Hem çok zaman kaybettik hem de hiçbir zaman geç değil inanmak için, özümüze dönmek için. İnanmalıyız.
"Her şey ilahi planın bir parçası ve yaşanan bu süreç gerekli. Neyin nasıl olacağını bilmiyorum. Olabilecek bir sürü senaryo var. Allah’ın yarattığı bu evren benim için en iyi senaryoyu ve en doğru zamanı seçti" dedikten sonra her şey gelir.
Yorumlar