Fikir Düşünce Toplum Aile

Toplumsal Değerlerimizi Kuşatan Ekonomik Özgürlük Duvarları

  • 3 dk okuma süresi
  • -
  • 0
Toplumsal Değerlerimizi Kuşatan Ekonomik Özgürlük Duvarları

Hayatı idame etmek için “idam” ettiğimiz yine hayatımız olmuş. Yargısız bir infazla nüfuz etti dimağımıza maişet kaygısı. Yoo hayır! Çalışmayalım, rızkımızı ayağımıza bekleyelim demiyorum. Ama isterseniz ne kadar çalışalım sorusunu cevaplayalım hep birlikte. Ne için çalıştığımızı bir belirleyelim gelin de. Para için çalışmıyoruz, orası aşikar. Zira para haram-helal demeden her şekilde bulunur. Asalak geçinmenin, insanlara yük olmanın utanç olduğunu benimsemişiz biz. Kendi hayatımız için çaba harcamayı onur biliriz. Karnımızı doyurmak için çalışırız önce. Sonra başımızı sokacağımız; soğuktan, sıcaktan, haşerattan ve fena kişilerden emin olmak için bir barınak isteriz. Bir ailemiz olsun mesela. Eşimizin, çocuklarımızın nafakasını çıkarmak, onları Allah’tan başkasına muhtaç etmemek için çalışır, çabalarız. Belki kiralanmış bir evdir yuva yaptığımız. Belki “A” şehrinden “B” şehrine bizi götürecek şahsi otomobilimiz de yoktur. Çocuklarımıza bol etli yemekleri yediremeyiz belki ama rahat kafa ve sağlıklı bir ruh ile şefkat ve sevgi verebiliyoruzdur sadece.

Her şeyden önce anne ve babalarının yakınında olmalarını sağlamak, belki de çocuklara verilebilecek en güzel armağandır. Hepimiz çocuk olduk, biliriz. Ne görürsek isterdik. Bir dondurma canımız çekerdi, belki bir oyuncak. Babalar dünyanın en cömert insanlarıdır şüphesiz. Onlar da esirgenirler bazen evlat sevindirmekten. Ve çocuklar da bu içi yanan babaların alıp veremediklerinden esirgenirler. “Babanın parası yokmuş oğlum.” der anneler genelde. Bizim annelerimiz öyle derlerdi. Demek zorundalardı. Bazen babalar gece yatarken karanlıkta hanımına, “Şu kızın istediği ayakkabıları alabilseydim…” diye dert yanarlar. Çocuk anlar mı bundan derseniz, anlar derim. Anlatırsınız elbette, ama bu anlatış öğretişle mümkün olur. Çok küçük yaştan beri kanaatin ne olduğunu bilen bir çocuk yetiştirilebilir. Kanaatin kelime manasını bilmeyebilir, hatta o kelimeyi hiç duymamış da olabilir. Ama ne olduğunu bilir. Tıpkı anne gibi. Anneyi tanımlayabilir misiniz şu kısıtlı kelimelerle? İmkansızdır çünkü. Anne anlatılmaz, baba anlatılmaz…

Her istediği alınan çocuk, hiçbir isteği yerine gelmeyen çocuk demektir. Çünkü o istediği şeyleri ebeveynlerinin kendisini sevdikleri için aldıklarını bilerek ister. Sonuç olarak çocuk sevgi, ilgi, şefkat ister. Bunları da pazardan, dükkanlardan veya yaygın yeni alışkanlığımıza göre internetten alamaz, sipariş edemeyiz. Sırf çocuk istedi diye kendi imkanlarını zorlamak nasıl bir felakete sürüklerse, hanımı istedi diye ağır yüklerin altına girmek, diğerleri alıyor diye alamayacağı şeyler için borçlanmak da aynı felakete sürükler. Adına ekonomi dediğimiz bu hayattaki geçim derdinin hesabına ayak uyduramayanlar, kendilerini kısıtlanmış hissederler. Çoğumuz bu kısıtlanmayı hissedip yaşıyoruz. Kanaatten büyük zenginliğin olmadığına inanılan bir kültürde, bu kısıtlanmışlık hissinin nasıl peyda olduğu konusunda hemfikir miyiz?

İçgüdüsel olarak haliyle bir kısıtlılık hissettiğimizde aradığımız tek şey özgürlük olacaktır. İnsan susadığında suyun yerine koyabileceği bir şeyi düşünmez. Sadece suyu düşünür. Berrak, serin, tatlı. Oysa ki bir çölde kalındığında insanlar çamur emmekten, kaktüsleri sıkıp içindeki acı sıvıyı içmeye kadar bir çok şekilde su ihtiyaçlarını giderebilirler. Bu da su yoksa suyu bir miktar ihtiva eden, ama aslı itibari ile suyun kendisi olmayan şeylere kanaatle olur. Hep birlikte bir çölde olduğumuzu düşünelim. Özellikle hanımlardan misal vereceğim ama kusura bakılmasın. Çünkü gelecek hafta konuşacağımız şey genelde hanımlar arasında sıkça gündeme gelmektedir. Diğer kadınların giydiği süslü kıyafetleri, takıları ya da onların çocuklarına aldıkları şeylerden kendi çocuklarına da almayı istemektedir. İnsanız, bundan doğal bir istek olabilir mi? Olamaz elbette. Fakat neydi kanaat?

Etiketler
Deneme Kanaat Anne Baba Para efendidergi idame idam

Yazar Hakkında

Kemal Ağca

Mezar taşıma, "hep yazdı ama yazar olamadı..." yazın

Yorumlar

  • 0 Yorum
Ziyaretçi olarak yorum yapıyorsun, dilersen Giriş yap