Fikir Düşünce

Sükût

  • 2 dk okuma süresi
  • -
  • 0
Sükût

Kelime bombardımanına tutulmuş gibi bir uğultu ile yorgun zihinler.. Herkeste bir şeyler konuşma telaşı, düşünmeden gelişigüzel konuşma… Konu önemini yitirmiş mana işlevini kaybetmiş sadece söyleme derdi yer etmiş beyinlerde. Sesin sessizlikte anlam bulduğu zamanlar özlenir hale gelmiş. Cümlelerin biri bitmeden diğerine başlanır olmuş. Karşımdakine de söz hakkı vereyim diye bir düşünce çoktan unutulmuş. Çılgın kelimeler donatmış her yeri… Durmadan düşünmeden ve hatta nefes alamaya fırsat vermeden ağız dolusu konuşma telaşı sarmış tüm bedenleri.…

Eski zamanlarda her şey daha farklıydı aslında. Sözün kaynağı sükût olarak bilinir ve ona göre hareket edilirdi. Boş lakırdıya yer verilmez, zihinler yersiz, karmaşık sözcüklerle meşgul edilmezdi. Her düşünülen söylenmez, varsayımlar hayatın temeli gibi algılanmazdı. Sessizliğin bazen kelimelerden daha fazla anlam ifade ettiği bilinir akla her gelen, ses olup yankı bulmazdı. Bu nedenle söylenen sözlerde ayrı bir anlam vardı. Alimler bilgi ve hikmet deryasından kelamlar aktarmadan evvel sükût eder derin düşüncelerden inci tanesi hükmünde kelimeler seçerlerdi. Sükût, bilgeliğe giden yolda belirleyici bir unsur olarak kabul edilirdi. İnsanlar okur, düşünür ve bolca tefekkür ederdi. Gelişigüzel değil faydalı olacak konuşmalar yaparlardı. Çünkü sözlerinin temeli varsayımlara değil sükûta dayanırdı. Dolayısıyla yapılan sohbetler günümüzdeki gibi alelade olmaz anlamlı ve faydalı olurdu.

Günümüzde sorun olarak kabul edilebilecek bir nokta da ‘akla her geleni söyleme isteği’dir diyebiliriz. ‘Dur şunu da söyleyeyim de içimde kalmasın’ gibi gereksiz ve zihinde yer işgal eden bir cümleyle başlayan söylemlere aşina olduğumuz bir gerçek. Bu şekilde konuştuklarını zanneden insanlarımız malesef hala daha yanıldıklarının farkında değiller. Çünkü aklına her geleni söylemek konuşmak anlamına gelmez. Durmadan bir şeyler söylemek; insanları meşgul etmek, gürültü kirliliğine bir yenisini eklemek, konuşmak demek değildir. Konuşmak için evvela düşünmek gerekir. Bir şeyler anlatmak ve bilgi paylaşımında bulunmak için önce bilmek gerekir. Konuşma sükûttan beslenir. Kelimeler sükût halinden sonra yankı bulmuşsa anlam kazanır.

Konuşabilmek özelliği insanlar için en güzel nimetlerdendir. Fakat bu özellik her şeyi, aklımızdan geçen tüm düşünceleri seslerle ifade edelim demek değildir. Önce susmayı öğrenmemiz gerekiyor. Hal dilimiz bazen seslerden daha fazla anlam ifade edebilir bunun bilincinde olup karşılaştığımız her konuda bilerek veya bilmeyerek fikir üretme alışkanlığımızdan vazgeçmeli sükûtun kalesine ismimizi lisanı hal ile yazdıranlardan olmalıyız.

Etiketler
Konuşmak Lisan-ı Hal Söylemek Sükût

Yazar Hakkında

Ümmü Gülsüm Şavran

Bir yanım hüzün bir yanım umut...

Yorumlar

  • 0 Yorum
Ziyaretçi olarak yorum yapıyorsun, dilersen Giriş yap