Efendi Çocuk Fikir Düşünce Toplum Aile

Sosyal Roller/'Sosyal Rol' Kavramı ve Ebeveynin Rolleri

  • 6 dk okuma süresi
  • -
  • 0
Sosyal Roller/'Sosyal Rol' Kavramı ve Ebeveynin Rolleri
Bireyin içinde bulunduğu statü ve sosyal rolü gereği bireyden yapılması gereken görev ve sorumluluklar vardır. Bu rolleri çoğunlukla toplum verir, bunun dışında rol genişletilebilir. Örneğin bu yazıyı yazmamda bana yardımcı olan Mustafa arkadaşım aynı zamanda bir abi, benim bir arkadaşım, evde bir evlat, okulda öğrenci, çalıştığı yerde ise bir personeldir. Yani kısaca bireyin takındığı sıfat, o kişinin toplum içindeki sosyal rolünü belirler.
 
Sosyal roller bireyin bazı işlerden sorumlu olmasını bazı işlerden de muaf olmasını sağlar. Örneğin bir temizlik görevlisi, temizlik işini yapmak ile sorumlu iken şoför ise şoför olmak ile sorumludur. Ne şoför temizlik işini yapmalıdır ne de temizlik görevlisi şoför olmalıdır. Bireyin sosyal rolünün bilmesi ve bu sosyal rolüne göre hareket etmesi sağlıklı bir toplumun temelini oluşturur.
 
Yine değinmek isterim ki kadın ve erkeğin doğası farklıdır. Ancak bu kadının çalışmayacağı, kocasına köle olacağı ve haklarından mahrum olacağı anlamına gelmez. Kadına şiddetin olmasının birçok sebebi erkeğin otorite kurma çabasıdır. Erkek, doğası gereği fiziksel olarak güçlü olabilir ancak bu kadının ona köle olacağı anlamına gelmez. Erkeklerin kadınlardan beklentilerinin etkisi büyüktür bu şiddet olayında. Erkek; kocasını dinleyen, ses çıkarmayan, ona uzun alışveriş listesi vermeyen, ne isterse onu yapan kadın profilini isteyebilir ama bu yanlış... Bence tüm kadınlar ayaklarının üstünde durabilir, bunu anlatmak haddim değil ancak kadının başat fıtratı (görevi) evlat yetiştirmek, evin hanımı olmaktır. Ancak bu gününüzde zor. Çünkü kadınlar her alanda üstün sorumluluklar üstleniyor ve her alanda güç ve yetenekleriyle ön plana çıkıyor.

Ailelerin sosyo-ekonomik düzeylerinin orta ve altında olduğu şu zamanlarda kadının evde oturması tabii ki de beklenemez. Kadınlar yeri gelir evi kurtarır, çatıyı onarır. Kadınların iş hayatına atılmamalarının diğer bir sebebi de annelerinin yaşadığı sıkıntıları yaşamamaktır. Çünkü eşine ve çocuğuna bakmakla mükellef olan erkek bunu yaparken eşinin kafasına kakıyor. Kız çocukları annenin baba tarafında ezildiğine şahit olmasıyla birlikte annelerin ısrarlarıyla yol haritaları şekilleniyor. (İşte çalış, ayaklarının üzerinde dur. Ezilme gibi vs...) Elbette kızlar da çalışır, elbette onlar da ekonomik özgürlüklerini alabilirler. Bizim burada bahsettiğimiz sosyal rollerin mantığı annenin yegane hedefi iyi evlat yetiştirme gayretinde olmasıdır. Baba evde otorite sahibi olmalı. Baba evin ihtiyaçlarını karşılamalı ve bunun yanında evladıyla güzel vakitler geçireceği zamanları da aramalıdır.

Hasıl-ı kelam anneler/kadınlar birçok alanda mücadele ediyor. Erkeklere derim ki kadınlara/eslerimize/misafirlerimize/emanetlerimize üstünlük taslamak yerine onları anlayalım, anlamaya çalışalım.
 
Ebeveynin çocuklar üzerindeki roller saymakla bitmez. Çocuğun veya öğrenci rolüne sahip olan bireyin iyi bir eğitim alması için sağlıklı bir aile ortama sahip olması gerekir. Bu ortamı oluşturmak için aile bireylerinin özellikle ebeveynlerin ayrı ayrı sorumlulukları vardır.
Biz bu yazımızda Mustafa arkadaşım ile ebeveynin çocuğuna göstermesi gereken sorumluluklarına değineceğiz.
 
Çocuklar dünyaya geldiklerinde çocukların maddi ve manevi, fizyolojik ve psikolojik ihtiyaçlarını karşılama işi ebeveynin sorumluluğundadır. Ebeveyn, elinden geldiğince yani 3-4 yaşına kadar çocuğunu emzirmeli, ona şefkat göstermeli ve onunla ilgilenmelidir; 0-1,5 yaş arasında çocuğa güven vermelidir. Güvenli bağlanan bireyler anne ortamda olsun ya da olmasın kendilerini güvende hissederler ve huzursuz olmazlar. Annesi yanındayken yabancılar çocuğu korkutamaz, huzursuz yapamaz. Yine bu ve ileriki dönemde de çocuklara sevebileceği oyuncaklar alınmalı ve çocuklarla oyunlar oynanmalıdır. Diğer bir husus ise çok önemli: Güvenli bağlanma şarttır. Daha sonra çocuk 1,5-3 yaş aralığında bir şeyler yapmak ister. Bazı şeyleri kendi yapmak ister bağımsız ve hür olmak ister. İşlerini tek başına yapmak ister. Ebeveynler çocuğun bu tutumuna destek vermeli. Eğer böyle yapılmazsa çocuk ileride ebeveynine bağımlı olur ve bunun üzerine kendi kararlarını vermez, yabancı ortamlarda bulunamaz, hareketlerinde onay ihtiyacın hisseder. Bu ise tehlikelidir.

3-6 yaş aralığındaki çocuk, girişimci ruhludur. Bir bilim adamı gibi bazı işler yapar. Çiçekleri inceler, doğaya detaycı bakarlar. Yeni fikirler üretir ve çeşitli sorular sorarlar. Bu nedir? Bu nasıl oldu? Bu neden böyle vs... Bu sorulara gerekli cevaplar verilmeye çalışılmalı ve çocuğun bu girişimciliği engellenmemelidir. Çocuk desteklenirse eğer çocukta organizasyon yeteneği gelişir, girişimci ve sosyal bir birey olur, tamamıyla dışa dönük yani sosyal birey olur, iletişimi güçlü bir birey olur, sorgu yeteneği gelişir... Aksi olursa yani çocuk desteklenmez engellenirse eğer girişimciliğin sonucunda olacak şeyler için kendini suçlar. Mesela anne ve babası farklı sebepten kavga ettiklerinde çocuk "Benim yüzümden oldu." der ve çocuğun benliği suçluluk duygusu ile dolar.

6-11 yaş aralığına gelirsek burada çocuk; okul, ders ve akademik başarılarına odaklanır. Çocuğa bu dönemde (tabii diğer dönemlerde de) gerekli eğitim malzemeleri temin edilmeli ve çocuğun akademik çalışmaları desteklenmelidir. Bu sağlanırsa eğer, çocuk kendini başarılı hisseder. Benlik olarak kendini güçlü hisseder, olumlu benlik algısı geliştirir. Çalışma ve mücadele ruhlu birisi olur ki bu iyidir ve çalışkanlık ve takdir duygusu kazanır.
 
Kısaca şöyle demek istiyoruz:
-Çocuğuna sevgi göstermek
-Çocuğunun karnını doyurmak
-Çocuğunu eğitim hayatına katılmasını sağlamak. (Okula yazdırmak, derslerinde yardımcı olmak -tabii burada sorumluluk vermek gerekir-, okulda harcayacak harçlık vermek)
-Çocuğun meslek hayatına hazırlanması için meslekleri tanıtmak (Meslek seçiminde ailenin tavrı blogumda )
-Çocuğun meslek hayatını seçerken özgür olmasını sağlamak
-Kararlarında, derslerinde, ailesine karşı sorumluluk bilincini taşımasında yardımcı olmak gerekir ama bu sorumluluk çocuğa dayatılmamalıdır.
 
Ancak ebeveynin yaptığı tüm bu faaliyetler fedakarlık olmaktan çok karşılıklı olmaktan başka öteye gidememektedir ki böyle olan durumlarda epey var olagelmiştir. Örneğin; çocuğa verilen eğitim, para ailenin refahı, geleceği, sürekliliği için bir dayatma/çıkar olmaktan öteye gidemediği durumlar epey fazla. Buradaki bu tutum ile yani ailenin beklentisiyle çocuk, hep diken üstünde geleceğe doğru yol alamamasına neden olur. Bu ise anda kalamamasına, hayattan zevk alamamasına, hayatını hep bir hedef (Para kazanmak) uğruna heba etmesine sebep olmaktadır. Çocuk yeni şeyler becerebilecek/ yapabilecek donanıma sahip iken aile, çocuğun gerek meslek seçiminde gerek hayatta aldığı tüm kararlarda ön ayak olmakta/ çocuğunun hayatı hakkında kararlar almakta bu ise çocuğun özgürlüğünü kısıtlamaktadır. Sonuç olarak özgüvensiz bireylerin yetişmesine sebep olmaktadır.

Unutmayalım ki;
''Başarısız çocuk yoktur. Çocuğa iyi rehber olamayan ebeveynler vardır.''
Sosyal rollerin bir çıkar çatışması olmaması gerekiyor. Çünkü bu roller sayesinde hayatta kalabiliyor ve sağlıklı nesiller yetiştirebiliyoruz. Bir yanlış beklenti ve bakma şekli ise şudur: Büyüklerimizin dilinden düşmeyen, "Ben olamadım oğul bari sen ol, bari sen kazan!" cümleleri ile ailemiz, kendi yapamadıkları şeyleri çocuğu yapsın diye kıt kanaat geçinmeyi göze alıyor. Çocuklarını en iyi dershanelere yazdırıp yine çocuklarına en iyi hocaları tutuyor; en iyi kitapları alıp, "Çocuğum doktor olsun, mühendis olsun." diyerek çocuğu programlıyor. Gerçekten anne ve babalar çok fedakarlar ancak dünyaya bir kere geliş hakkı bulunan biricik, eşsiz bir varlık olan evladına bu tür dayatmalarda da bulunmaması gerekiyor. Çocuğun da kendisine göre ilgi ve ihtiyaçlarının olduğunu bilmesi gerekiyor. Onun da hayatında bir amacının olduğunu bilmek ve bu amaç doğrultusunda yolunu çizmesine imkan vermek, destek olmak gerekiyor. Çocuğun ilgi ve yeteneklerine ebeveyn kısmen ilgi gösterse de bu ilginin imkanı konusunda yine de bir kuşku duyulmakta... "Çalışacak ama başaramayacak; okuyacak, yaşı 30 olacak, atanamayacak, üzülecek, hasta olacak, geç evlenecek..." Anne ve babalar gerçekten muhteşem insanlar ancak hayatın hep toz pembe olmadığını unutmamaları gerek. Evet, anne ve babalar çocuğun hayatlarına müdahale etmeden kendi sınırlarını bilerek sosyal rollerini yerlerine getirmeliler. (Daha fazlası için Meslek Seçiminde Ebeveynin ve Çocuğun Tavrı Nasıl Olmalı?' adlı yazıma bakabilirsiniz)
 
Biz burada sınırsız bir özgürlüğü savunmuyoruz. Biz, aile bireylerinin çocuğunu elinden geldiği ölçüde büyütmesinin; gerek meslek gerek hedef uğruna alternatifler üretmesini, çocuğun ise bu alternatifler doğrultusunda kendi zihinsel sürecinden geçirip kendisinin muhatap olacağı bir gelecek inşa etmesinde özgür bırakılmasının hem birey hem de toplum adına en sağlıklı bir yol olduğunu belirtmek/farkındalık oluşturmayı hedefliyoruz. Ebeveynin çocuğun bir şeyler denemesine sunulan alternatifleri değerlendirmesine kendi kararlarını alabilmesine imkan sağlamalı bunun da çocuğun özgüvenini geliştireceğinin bilincinde olmalıdır.
''Yaratılanı yaratandan ötürü sevmeliyiz.''
Bir karşılık beklemeden çocuğa sevgi göstermeliyiz. İster işi elinde olsun ister işsiz olsun şefkat, merhamet, sevgi karşılıksızdır.
 
Bireyi değiştir, toplum değişsin. Kendini değiştir dünyan değişsin...
NOT: Daha fazlası için profilimdeki yazılara bakabilirsiniz :) Vesselam.
 
Etiketler
Toplum Sorumluluk Ericson Oyun Oyuncak ilgi Şefkat Gelişim dönemleri Gelişim Büyüme Olgunlaşma Girişimciliğe karşı suçluluk Özerkliğe karşı kusku/utanç Güvene karşı güvensizlik Benlik özsaygı Yetiştirme Bilinçli Ebeveynlik Sağlık Mutluluk Huzur Ömer Güncü omerg44 Toplumsal İyi oluş Sağlıklı Nesil Cinsiyet eşitsizliği Cinsiyetçilik kadına şiddet Rollerde esneklik Roller annelik Babalık Ebeveynlik aile çocuk SOSYAL ROLLER Anne rolleri Baba rolleri Mustafa Kılınç

Yazar Hakkında

Ömer Güncü

Adıyaman Üniversitesi'nde Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik 2023 Mezunuyum. Çeşitli yardım kuruluşlarında ve sivil toplum kuruluşlarında yer aldım. Adıyaman Gençkızılay'da İl Baskan Yardımcılığı, Sosyal medya uzmanlığı, AFAD Adıyaman Baskanlik gönüllüğü, medya ve görüntüleme birimi sorumluluğu, Ahbap Hatay  Projesi Egitmenlik görevi. Adıyaman Anadolu Gençlik Derneği üniversite komisyonu teşkilat başkanlığı gibi görevlerde yer aldım.

.

Çok gezip, çok okumayı seven birisiyim. Okuduğum kitaplar ağırlıklı olarak psikoloji, din ve sosyoloji üzerinedir. Roman okumayı da çok severim. Psikoloji, din ve sosyoloji gibi alanlarda araştırma yapmaya yazılar okumaya ve bunlar üzerine yazmaya hevesli birisiyim. Çevremce işkolik olduğum söylenir. Ben kendimi geliştirmek, ilim ve irfan öğrenmek pahasına işkolik olmaya razıyım :) Hayatımın Gayesi; önce kendime, sonra dünyama faydalı olmak ve katkıda bulunmaktır. İnanıyorum ki kendimi değiştirirsem, ailemi, milletimi ve dünyamı değiştiririm. Yazılarım makale tarzı olup akıcı bir üslup ile yazılmıştır. Okurken kendinize bir şeyler katacağınıza eminim. İyi okumalar :)

Yorumlar

  • 0 Yorum
Ziyaretçi olarak yorum yapıyorsun, dilersen Giriş yap