Selvi Kız
- Merve Hızlı
- 16 Mar 2019 - 09:05
- 3 dk okuma süresi
- -
- 0
Karanlık çökünce geceye, ruhumu yerinde bulamıyorum! Zaten iki ayrı yabancı gibiyiz bedenimde! Asi bir delikanlı gibi, çekip kapıyı çıkıyor her gece. Bir şey diyemiyorum.
Merak ettim bir gün. Görenler olmuş, köşe başında. Soranlara bir kelime dâhi etmiyormuş. Ne söylüyorlar da susuyor, neyi saklıyor bilmiyorum! Peşi sıra gidenler olmuş arkasından. Her gece gittiği bir yer varmış meğer. Nasıl bir yerse artık, tavanında baştan başa kum gibi avizeler dizilmiş, envai türde. Öyle parlıyorlarmış ki, bir tanesi bin defa aydınlatırmış bizim muhiti. Görenler öyle söylüyor. Tabi bizim harabe, zifiri bir kuytu olduğundan, o ihtişama, şaşaya çabuk kapılmış olsa gerek ki; hatırlıyorum da, bana da sürekli söylenirdi. Basıkmış burası! Her kavganın sonunda ‘boğuluyorum!’ derdi!
Hatta orada yaşayan; gerdanına erguvan sürünmüş, yeşil örgülü saçları rüzgarla savrulan, yedi renk atkı ipinden örme keşanı boynunda, gençten bir güzel otururmuş o dağ yüksekliğinde. Selvi’ymiş adı, öyle söylüyorlar, bilmiyorum. Anlattıklarına göre, evinin çeşmesinden serin pınarlar akıyormuş. Billur kadehten içmiş bizimki de bir kaç kez! Hatta geceleri yatırıp dizlerine, yapraklı ninniler söylüyormuş bizimkine. Sonra eve dönmeye yakın bir şeker koyuyormuş cebine, yıldız şekeriymiş. Zühre renginde, kar gibiymiş. Bizimki tadına alışmış olucak ki, her gece gidip buluyor bu selviyi.
Öyle anlatılınca, dayanamayıp dün gece gizlice bende arkasından çıktım. Zorlu bir tepenin başına geldik. Tek çıksam bulunmayacak gibi bir yerdeydi. İlerleyip sokuldu yanına, ben bir köşesinde durdum patikanın. Az gerisinden gördüm onu! Edasına kapılıp dizgine gelen fırtınalar vardı. Öyle güzeldi ki.. Bir savruluşu vardı sırma saçlarının, ben dahi bir an, beni de kendine dolayacak sandım. Ninni sesleri öyle içten esiyordu ki; sanki temmuz ayı düşmüş içine.. Sağından izlesen bahar görünüyor, eteğinde mor sümbülü! Solunda baksan burcu burcu tüten, kır yüzlü..
Tabi hâl böyle olunca kızamadım bizimkine. Haklıydı çünkü! Bu evde daracık, batman yüklü kahırlar.. Karanlık, boğan, sıkan, acayip, soğuk bir yangın var! Ben bile çoğu kez nefessiz kalırken.. Hak bulup kendimde, bir şey diyemedim!
Şimdi yine burada yalnız ve tekim. Yine, sessiz sedasız çıkıp gitti. Biliyorum kaçıp sığındığı yeri. Biliyorum da ses edemiyorum; biraz arası geçtikten sonra bende gideceğim için, uzaktan uzağa hayranlıkla izleyip yine, ondan önce döneceğim için aynı göçebeye, bir şey demeye kendimde yüz bulamıyorum! Birde, onu buraya bağlayacak pek de bir şey kalmadı artık açıkçası.
Her şekile, her yola girdim.. Hani söyleyebilsem söylerdim ama, hiç bir ninni onunkine benzemiyor, çoğu kez denedim! Keşanına ip uyduramadım! Kır çiçekli patıskasına misil yama bulamadım! Pınarları deli akıyordu, bizimkinin kanına eş! Sızma yosunlu sularımı, sularına denk koyamadım! Hele ki birde, erguvan yüklü kokusu.. Hepsine yenilgimi, hepsinin önünde eğilip bükülen benliğimi geçtim de, o kokunun yükünden öyle kolay geçemedim!
Hâsılı kelam; artık geceleri ışık çabuk sönüyor bedenimde. Konu-komşu erkenden uyuyoruz zannediyor. Halbuki kaldırım kenarında çöken hangi evsize sorsalar, anlatır bizi. Her gece onlarda görüyor çünkü. İkimiz de birbirimizden ayrı yaşarken böyle, aslında bizi doyuracak pek de bir şey kalmadı bu evde. O konuşmuyor, bende susuyorum hâliyle.. Ne vakte kadar böyle devam eder bilmiyorum.
Tek bildiğim, şimdi bende bu güzelden koparamıyorum kendimi!
Şimdi bende, sâhiden boğuluyorum!
Etiketler
Yazar Hakkında
Merve Hızlı
Yürü bu bâgi fenada bülbül gibi inle,
Yahut bir bülbül-i hosnevayi dinle.
Tâki bir gül bahara eresin
Ve bir "Gül Yüzlünün" yüzünü göresin🎈
Yorumlar