Şiir

Sabret İstanbul

  • 1 dk okuma süresi
  • -
  • 0
Sabret İstanbul

Taşı toprağı altında, ne altın fidanlar yükselir.
Bir altın hilalin ışıltısında; bir beyaz sancak.
Üstünde nice fâni kullar ezilmekte bilinmez.
Koca bir İstanbul tepinir İstanbul’un üstünde,
Taşı toprağı altında, “ben” yok olmaktayım.

Muhafızları her yanda, yanlarında mızrakları dikilidir;
Hasımlarına haşyet, halkına eman salacak,
Rabb’in çağrısını ileten sâdâları ebediyyen dinmez.
Ama kara sivilceler çoğalır İstanbul’un yüzünde.
Karalar bağlayıp, kıvranıp, “ben” kahrolmaktayım.

Memleketine küsen herkesin memleketidir;
Her gelene karanlığından bir kara çalacak.
Öyle bir kara ki boğazın suyunu da getirsen silinmez.
Gonca gül gibi bir sevda yükselir gül kurusu renginde.
Gittikçe ileriye, karamsarlığımın sebebi olan bu şehre vurulmaktayım.

Elinde yanlızca son umut olanların kaderidir.
Her fakir acı suyuna ekmek banacak.
Yarım bardak deniz suyu, ne içilir ne geçilir.
Kaçmak ister gönül ama yok elinde çare.
Bardağın kara yarısında ben boğulmaktayım.

Ayasofya zalim elinde esir; hürriyetini beklemektedir.
Hangi yürek fethin meşalesini yeniden yakacak?
Bekle İstanbul! Sanma ihanetin hesabı verilmez.
Yeni bir İstanbul doğacak İstanbul’un üstünde.
Ağlama sen, kızıl gözyaşlarıyla ben kanamaktayım.

Ey Kudüs’ün kardeşi, seni ağlatmak kimin haddidir!
Her bir damlan bir ümmeti sızlatacak!
Öyle bir karışmış ki şerler hayrına; ayıklanmaz, seçilmez.
Bu zulmeti seyrettikçe yaralar açılır yüreğimde.
İstanbul kanamakta, ben İstanbul’a kanmaktayım.
Ben bu yalan cennette alev alev yanmaktayım.

Etiketler
İstanbul Ayasofya Sevda

Yazar Hakkında

Kemal Ağca

Mezar taşıma, "hep yazdı ama yazar olamadı..." yazın

Yorumlar

  • 0 Yorum
Ziyaretçi olarak yorum yapıyorsun, dilersen Giriş yap