Fikir Düşünce

Ördek'in Askerlik Anıları

  • 4 dk okuma süresi
  • -
  • 0
Ördek'in Askerlik Anıları

17/11/2017

-01:21

4 Ağustos’ta Isparta’ya gidip acemi birliğine teslim olduğum zaman oradaki kargaşayı, kalabalığı görünce “Benim burada ne işim var?” diye sormuştum kendime. Öyle boş gelmişti ki o an “Keşke gelmeseydim” diye aklımdan geçirmedim değil. Ama şimdi anlatacağım güzellikler olunca bu ortama ne kadar çabuk ısındığımı, edindiğim arkadaşlıklarla ne kadar hoş vakit geçirdiğimi anlayacaksınız.Öncelikle yemin töreni ile başlıyorum. Annem ile birbirimizi nasıl bulduğumuzdan Yemin töreni sona erdikten hemen sonra bütün aileler alana doluştular. Herkes birbirini arıyor, yavrusunu bulabilmek için oradan oraya koşuşturuyorlardı. Biz de babamla telefonda konuşarak birbirimizi bulmaya çalışıyorduk. O kadar yer belirtmemize rağmen birbirimizi bulamadık. “Baba seni göremiyorum” dediğim bir anda, annemin o hoş sesi geldi, “Ama ben seni görüyorum.” Sımsıkı sarıldık birbirimize. Ben onun cennet kokusunu o da yavrusunun kokusunu çekti içine, ciğerlerimizi doldurduk. Bunu size ilk anlattığımda demiştim ki, ‘Anneler yavrularını kokularından tanıyorlar.” Hala aynı kanıdayım.Yemin töreninden sonra evci iznine çıktım. Annem, babam ve kardeşimle aynı evde 2 güzel gün geçirdikten sonra tekrar kışlaya dönmek çok zor gelmişti. Hele o haftanın Kurban Bayramı olduğunu, ailemden ve köyümden uzakta ilk bayramım olduğunu düşünürsek ne halde olduğumu anlatmama gerek kalmaz diye düşünüyorum.

 

1 Eylül Cuma. Saat 05:08

Kurban Bayramı geldi. Sabah her zamanki gibi kamuflajları giyindik, botları boyadık, abdestimizi aldık, hazırlanıp bayram namazına gittik. Mescide gidene kadar her şey aynıydı, hiçbir fark yoktu diğer günlerden. Mescidin dışına, avluya taşan ‘asker cemaatini’ görünce o günün bayram olduğu ilk olarak orada gönlüme dokunuverdi.Dışarıda namaz kılınması için verilen hasır halılar yetmediğinde, askerler getirdikleri kartonları, poşetleri, çarşafları daha geniş açarak hiç tanımadıkları asker kardeşlerine önce gönüllerinde sonra yanlarında yer verdiler. Yer kalmayanlar da kendi kamuflajlarını çıkarıp yere sererek üzerlerinde namaza durdular. Bu harika kardeşlik ve saf iman örneğine mutlu olmam bir kenarda dursun. Namaz bittikten sonraki sarılmaları, tebrikleşmeleri, dualaşmaları gördüğüm o an bayramım bayram oldu. Birbirlerini tanımayan, daha önce hiç görmemiş, görüşleri, fikirleri, düşünceleri, yaşam tarzları tamamen farklı olan insanların ‘kırk yıllık kardeş’ gibi sarılmaları mutluluğun, huzurun en büyüğünü yaşattı bana. Bayram yeni başlıyordu

-02:07

Namazdan döndük, kahvaltıya girdik. Her birimize küçük şeffaf paketler içinde bayram şekerleri dağıttılar. İçinde bir not vardı: “Siz değerli yavrularımın ve güzel anne babalarınızın kurban bayramını tebrik ederim. Rabbim daha nice bayramlara ulaşmayı nasip etsin.”Alay Komutanı Albay…Ailemde daha önce askerlik yapmış olanların anlattığı ‘dinsiz’ askerlikle, benim şu 4 haftada yaptığım ‘muhteşem’ askerlik arasında dağlar kadar fark vardı. Ve bu beni fazlasıyla mutlu, memnun ediyordu.Kahvaltı bitti, içtima için düzen aldık, komutanlarımız geldi: “Yavrucaklar! Bugün anne ve babalarınızdan uzaktasınız ama üzülmeyin. Biz sizin hem anneniz hemde babanızız.” diyerek yaklaşık 500 askeri tek tek sımsıkı kucakladılar, sanki gerçekten evlatlarıyla bayramlaşıyormuş gibi. Ailesinden uzakta ilk bayramlarını geçiren gençler için bunun nasıl harika bir his olduğunu, komutanların bu davranışı sayesinde vatanlarına verecekleri hizmeti tahmin edebiliyor musunuz?Vakit namazlarında komutanlarla omuz omuza namaz kıldığımdan bahsettim mi sizlere? Peki bize imamlık ve müezzinlik yaptıklarından? Her namaz sonrasında “Allah kabul etsin kardeşim” diyerek sarılmalarını anlattım mı? Düşünün! Milletine, devletine, dinine, imanına çok değil 1 sene önce darbe yapmaya çalışmış bir askeriyeden böyle bir tabloya gelmek… Tek kelime ile “Muazzam” (Daha önceden de hepsi aynı değildi tabiki. Güzel, iyi, imanlı insanları tenzih ederim.) Eğitimdeyiz. Arkadaşlarımızdan birisi ayağını ters basıp burktu. Hemen o anda ayağı şişip morardı, komutanımız sırtına alıp koşa koşa revire götürdü. (İnsanlık görevidir, doğrudur. Lakin askerlerinin gözlerinin önünde böyle bir hareket yapan komutan, onların gönlüne ‘Hiçbir zaman yalnız değiliz. Yanımızda dağ gibi komutanlarımız var’ hissini yerleştirirler. Burası çok farklı bir ortam. Dışarıda sıradan olabilecek şeyler burada takdire şayan oluveriyor.)23 km yol yürüdük. Sırtımızda 30 kilo çanta, üstlerimizde çelik yelek ve hücum yeleği, başımızda çelik başlık, elimizde tüfeklerimiz. Oldu size 40 kilo. Dağdan, tepeden, dereden ilerliyoruz. Terin suyun içinde kaldık. Saat sabaha karşı 04:30. Menzile varmaya az bir zaman kala telsizden bir anons duyuluyor: “Yerlerinize ulaştığınız zaman yavrucakların atletlerini değiştirin, parkalarını giydirin. Üşümesin ana kuzuları.” Acemi birliği bitti. Çantalarımızı aldık, otobüslere doluştuk, kışladan çıkmak için hareket ettik. Kapıya az bir yol kalmıştı ki otobüsü durdurdular. İçeriye bir sürü komutan girip tek tek bütün askerlere sarıldılar, dualar ettiler. En çok çekindiğimiz, bize çokça çektiren komutanlar bile gönlümüzün huzurla dolup evimize mutlu dönmemize vesile oldular.Acemi birliği bu kadar. Bunları neden anlatıyorum? Ben askere gelmeden önce gözümü çok korkuttular. Yok şöyle kötü bir yer, yok böyle dayaklar, küfürler, eziyetler var. Haksızlık hat safhada. Sen dayanamazsın ağır gelir falan da filan… gibilerinden biri sürü korkutucu hikaye dinledim ama gelip görünce çoğu şeyin anlatıldığı gibi olmadığını gördüm. Askere gelecek gençler korkmasınlar. Burada onlara anaları gibi bakan insanlar var. TSK’nın başında annem olsaydı ancak bu kadar mükemmel bakardı bana Rabbim bütün bu güzellikleri bize yaşatan komutanlarımızdan ve asker kardeşlerimizden razı olsun.Allah izin verirse bir dahaki yazıda usta birliğinde neler olduğunu anlatacağım. Takipte kalınız. Selam ve dua ile. Allah’a emanet olun.

Etiketler
Portakal Sulu Ördek Asker Anı PSO Kamil Kurt

Yazar Hakkında

Yorumlar

  • 0 Yorum
Ziyaretçi olarak yorum yapıyorsun, dilersen Giriş yap