Fikir Düşünce

Mimarlık Üzerinde Bir Öğüt…

  • 2 dk okuma süresi
  • -
  • 0
Mimarlık Üzerinde Bir Öğüt…

Mimarlıkta çokça duyacağınız ‘yaratmak’ kelimesini biri, bir mekân tasarladıysa eğer tasarımının o mekâna verdiği duyguyu tanımlamak için kullanır. Daha da ileri gidenlerin “Bu mekânı ben yarattım.”  sözlerini duyarsınız. Hacettepe Üniversitesi İç Mimarlık Öğrencileri Buluşması’nda bir konuşmacının (hâşâ)  “Biz küçük Allah’larız.” dediğine şahit oldum. “O masanın başına geçiyoruz ve türlü türlü fikirleri hayata geçiriyoruz.” ile devam ediyordu sözleri. Hatta biraz daha ileri gidecek olursa Hollandalı mimarların denizi doldurma tekniği ile kara parçası oluşturmaları “Tanrı dünyayı yarattı, biz ise Hollanda’yı” sözlerini söyleme hakkı veriyor(!).

“Müslüman’san yaratacağım deme! Hakk’ın inayetiyle yapacağım de!” diyen bir mürşid-i kâmilin sözleriyle başlamak istiyorum:

Okula ilk başladığım sıralarda hocalarımdan da çokça duyduğum ‘yaratma’ kelimesinin insanoğlu tarafından kullanılma cüretine hala hayretle bakarım. Hele mimarlık gibi doğadan fazlasıyla esinlenilen bir dalda emek veren bir zât, kâinatın şans eseri oluştuğuna inanıp belki de kendini Allah’a şirk koşarak yani “ben bunu yarattım” diyerek tasarımlar yapıyorsa işte bu asıl mimarinin gerektirdiği ruhun çok ötesinde tabiri caizse bencilce bir tavırdır. Aklı ve düşünceyi veren ve bunları koordineli bir şekilde kullanmayı tasarlayan Allah’ı hatırlamayıp, gerçeği görmekten kaçan ve mütevazılığa ulaşamayan hiçbir mimar egosu -ki bence buna kısaca nefis de diyebiliriz- kibirden kurtulamaz. Kibir ise insanın sonunu getiren nefsani bir duygudur. Günümüzde de mimari alanda Peygamber Efendimiz (s.a.v.) zamanında bulunan müşriklerin kibirli konuşmaları gibilerine şahit olabilirsiniz. Bir öğretim görevlisi, öğrencisinin kritik alırken “Allah’ım ne olur olmuş olsun!” sözleri üzerine “Gelsin de beraber bakalım” sözlerini sarf ediyor. Mimar olmak ileriye gidip, ileri gitmemektir. Mimar olmak Adilmimar’ın tanımıyla ilk önce Kâinatın Mimar’ını tanımaktan sonra ise kendi yerini bilmekten geçer.

Mimar/ İç Mimar olmak isteyen arkadaşlarım –ki çoğunluktasınız o yüzden bu yazıyı yazıyorum eğitim hayatın boyunca belki senin inancına ve inandığın doğrulara leke sürmeye kalkışacaklar ama sen başını mağrurla eğip, kendinden ve inancından taviz vermeden halk için Hakk’a hizmet etme umuduyla okulunu bitireceksin. Sorduğun “İç mimarlık zor mu?” “Çok mu masraflı?” gibi soruların hiçbir önemi kalmayacak –her ne kadar doğru olsalar da.- Sen mesleğini hedefini koyduğun doğrultuda yaparsan aldığın unvanın hakkını yerine getirmiş olursun. İlk önce Allah’ı sonra Hz. Peygamber (s.a.v)’ı daha sonra yarattığı mahlûkatı seversen senden ala mimar olmaz.

Öğüt:

  • Hakk’ın yarattığı âleme bakıp ibretler al! O’nu incitecek kelamdan uzak dur!
  • Egonu bir kenara bırakıp, mesleğine başın önünde başla!
    Her zaman mütevazılığını koru!
  • Yardım isteyene yardım etmekten asla çekinme! Nefsine kurban gitme!
  • Başkalarının sözüne bakarak kendi yapacağın işten geri kalma!
  • Mehmet Kemal Pilavoğlu şöyle der;
    Önce düşün, sonra iş gör
    Saf adamı olma iş adamı ol,
    Edepli ol da insan ol.

Allah’a emanet olun…

Etiketler
Din Ahlak mimarlık öğüt

Yazar Hakkında

Yorumlar

  • 0 Yorum
Ziyaretçi olarak yorum yapıyorsun, dilersen Giriş yap