Mağlupların Galiplere Olan Hayranlığı
- YunusEmreKahveci
- 1 Ara 2018 - 19:51
- 1 dk okuma süresi
- -
- 0
“Kimin mağlup kimin galip olduğuna kim karar veriyor?” sorusunu sorarak başlamalıyız işe çünkü güncel sistemin patronlarını çözmeliyiz. Çözmeliyiz ki patronun iyi ya da kötü olduğu değerlendirmesini yapabilelim. Güncel düzende Batı’nın galip olduğunu; Batı dışındakilerin ise Batı’nın altında, yani mağlup olduğunu görebilmekteyiz. Bu durum her ne kadar avam tabakayı ilgilendirse de bir o kadar da farkına bile varmadığı bir durumdur. Birileri bu durumu anlatmalı ve uyuyanları uyandırmalıdır.
Batı’nın kendi içindeki karmaşıklıklarını görmezden gelmek, onların sadece üstünlüklerine kulak kesilmek, tam manasıyla ahmaklıktan başka bir şey olmayacaktır. Evet, bugün Batı çok iyi bir ekonomiye sahip ve teknolojik boyutlarda ilerdedir. Peki ileri olma veya geri olma durumunu kim belirliyor? Tabii ki de onu da Batı belirliyor. Ekonomik boyutta çok iyi olan ülkeler ileridedir sözü; adaletli ama ekonomik sıkıntısı olan bir ülkenin geride olduğu anlamına gelmektedir. Bu ise bizim yorumlarımızın Batı eksenli bir yorumlamadan ibaret olduğunu göstermektedir. Batı’nın, mağlupları bağlamış olduğu zincirler kırılmalı ve mağlupların galiplere hayranca bakışları nefrete dönüşmelidir. İbn-i Haldun’un da değimiyle: “İnsanlık açlıktan değil, alıştığı tokluktan ölecektir.” Bizleri kendi sistemlerine adapte etmeleri, bizim rızamızı kazanmaları; bizleri ölüme götürecektir.
İnsan olarak insanlık için en özel, en değerli olanı bulmak zorundayız. Bu işi yaparken ise Batı’nın etkisinden kurtulmalı ve insanüstü görüşlere yönelmeliyiz. İktisadi, siyasi vb. görüşleri nereden almalıyız sorusunu ve aldığımız mercinin kuvvetini realist bir şekilde düşünmeliyiz.
Evrendeki düzeni hepimiz biliriz. Bu düzenin aksamadığını da görürüz. Size soruyorum: Dünya düzeni de böyle olmalı değil mi? Bu düzeni kim sağlar düşünmeye değmez mi? Bu düzeni sağlayan, en gerçekçi çözümleri de insanlığa sunmaz mı?
Yorumlar