Fikir Düşünce

Kudüs Neyimiz Olur Bizim? “Biz” Kimiz?

  • 2 dk okuma süresi
  • -
  • 0
Kudüs Neyimiz Olur Bizim? “Biz” Kimiz?

Kudüs…

Kötülük varmış orada.

Düşman var. İsrail düşman. Onu besleyenler var, onlar da düşman.

Biz…

Dostuz. Biz Kudüs’ten yanayız.

Neden?

Çünkü Kudüs önemli bir yer bizim için. Orası bize ait. Onlar kötü, Kudüs iyi ve bizim.

Biz kimiz? Kimlerdeniz? Onlar kim?

Kudüs neresi?

Biz Kudüs’ün neyiyiz? Kudüs neyimiz olur bizim?..

…

Zaman geçti üzerimizden. Fakat eskisi gibi değildi. Elinde; silen, gömen, tiftikleyen bir şey varmış gibi geçti. “Biz” dediğimiz zaman anladığımız şey bile lime lime şimdi. Abartılı, edebi bir duygusallık katsın diye değil bu cümle. Hakikat, aşağı yukarı böyle.

Zaman, şu son geçen zaman, kötü çarptı. Dağıttı zihnimizde, benliğimizde kayıtlı olanı. Kaydı güçlü olanlar hafif sarsıldı. Fakat genel anlamda hasar kaydı bakılacak gibi değil. Uzun sözün kısası yukarıda işte. Kısasının az uzunu aşağıda olacak biraz da.

Her şey gözümüzün önünde oluyor. Gözümüzün içine baka baka yapılıyor. Biz ise sadece tozlu dumanlı kötü yaşanmışlıklara/yaşanmakta olanlara bakıyor gibiyiz. Gördüklerimiz bizi üzüyor elbet. Sağda solda savaş, yıkım, gözyaşı vs. Uzaktalarsa hele daha bir içimize dokunuyor, biraz yakınsa; tatsız, ondan çok hoşlanmıyoruz. Bu normal. Çünkü üzüntü halimizin sebebi önemsediğimiz bir şeylerin üzerinde tepinildiğini fark etmemiz değil; biz, başına kötü işler gelmiş bir yabancının video kaydına üzülür gibi insani bir üzülme halindeyiz. Kudüs için de böyle. Ona sunduğumuz kederli bakışlar da çoğunlukla böyle. Yani şablon olarak baktığımızda şu an Kudüs’ün kıymetini ya unutmuş ya da zaten kıymetinin farkında olmayan yetişmiş bir nesil ile Kudüs’ü yalnızca ismen bilen yetişmekte olan bir nesil var elde.

Her halimiz bunu söylüyor. Uyuşturulmuş bir uzvun ara ara sızlaması gibi acı duyuşlarımız bile.

Hayır, çoğunluk gerçekten üzgün değil. Çoğunluk gerçekten acı duymuyor. Çoğunluk gerçekten öfkelenmiyor. Çoğunluk gerçekten endişe etmiyor.

Çünkü; Kudüs, gerçek bir dert olarak kalbimizin içine yazılı değil. Kanıyor ama bize gelene kadar sanki görüntü mozaikleniyor. Bakıyoruz ama sanki izlediğimiz ekran karartılmış. İşin daha kötüsü çoğunluk, kalkıp anteni düzeltmeye bile yeltenmiyor. Görünmeyen görüntüden, çoğunluk hiç de rahatsız değil.

Büyük oyunlar, hamleler, ihanetler… Hiçbiri değil. Sorun burada, bizde, içimizde. Karşılarında içi gerçek bir dert ile dolu yüreklerden oluşan bir kalabalık kalkan yok. Kudüs; eskimiş, hantal, ahşap duvarlarla çevrili gibi. Öyle orada hırpalanıyor, tekmeleniyor, hastalanıyor. Bekliyor.

Şu an bile, en yakınlarımızda bile Kudüs ana gündem değil. Bunu ana gündem yapanlar, bir grup ' duyarlı ' insan muamelesi görüyor. Kudüs denilince yabancı ama sempati beslediğimiz bir şeyden bahsediliyor gibi bakıyor bakışların çoğu.

Şimdi soralım kendimize. Bireysel olarak, samimi olarak soralım:

Neden oymasınlar ki altını? Neden postalları ile ezip geçmesinler içinden? Neden kısmasınlar sesini? Neyin endişesini duysunlar bunları yaparken? “Biz” var mıyız? “Biz” kimiz peki? Kudüs neyimiz oluyor bizim?

Etiketler
Kudüs kudüs neyimiz olur?

Yazar Hakkında

Esra Çakan

Laf söyleyen balkabağı

Yorumlar

  • 0 Yorum
Ziyaretçi olarak yorum yapıyorsun, dilersen Giriş yap