Güncel

Korona, Küreselleşme ve Birey

  • 3 dk okuma süresi
  • -
  • 0
Korona, Küreselleşme ve Birey

2020 yılı küresel bir virüsün gölgesinde ilerlemeye devam ediyor. Vaka sayısı 21 milyona, hayatını kaybedenlerin sayısı da 1 milyona yaklaşmış durumda. Tabii tüm dünyayı etkisi altına alan bir virüs sadece 21.yüzyılda bizim deneyimlediğimiz bir durum değil. Fakat dedelerimiz de onay verir ki ilk kez sokaklar maskeli baloya dönmüş durumda. Televizyon ekranları, sosyal medya film sahnesine dönmüş; garip, trajik haber ve görüntülerle dolu. Bu virüs şimdiye kadar süregelen birçok tartışmayı da tersine çevire(bile)cek yönde yeniden alevlendirmiş durumda. Bunlardan biri de küreselleşme tartışmaları. Birçok farklı tanımlamaya sahip olsada kabaca dünyanın küçük bir köy durumuma geldiği 21.yüzyılı anlatan küreselleşme koronavirüsle yeniden tartışılıyor. Çin’in bir kentinde çıkan bir virüsün henüz bir yıl dolmadan neredeyse tüm ülkelerde görülmesi ve hem toplumsal, hem ekonomik anlamda bu ülkeleri etkisi altına alması küreselleşmenin olumsuz yönünü gözler önüne serdi. Tüm dünyaya virüsün bu denli hızla yayılmasını ülkeler arasındaki yoğun trafikle açıklayabiliriz. Bugün Türkiye’nin bir dağında olan bir kişinin yarın akşam dünyanın diğer ucunda binlerce kişinin hastalığa yakalanmasına sebep olma olasılığının adı olarak karşımızda durdu.

Peki ama bu zorlu tecrübe ülkeleri nasıl bir dönüşüme sürükleyecek? Ülkeler sistem yönünde bir politika mı izleyecek, yoksa sistemi değiştirecek yönde mi? Sistem yönünde olması demek dünya çapında bir dayanışmayı sağlayacak politikalar üretmek demekken, sistemi değişime zorlamak her ülkenin kendi başının çaresine bakacağı ve içine döneceği, dolayısıyla küresel trafiğin azalması anlamında politikalar izlemesi demek olacak. Bu aşamada ülkeler tıbbi anlamda birbirine destek oluyor gibi gözüküyor fakat virüsün yayılma hızının nereye kadar ilerleyeceği henüz kestirilemediğinden ve ekonomik olarak sonuçlarının hangi uç noktalara varacağı bilinemediğinden durum karışık gözüküyor. Elbette birçok komplo teorisi de mevcut. Virüsün biyolojik bir silah olarak üretildiği ve yine küresel güçlerin üreteceği aşı ile yeni bir pazar kurulacağı iddiası gibi. Tamamen dijital bir dünyaya geçileceği iddiaları gibi. Daha da ilerisi modern sosyal teorisyenlerden Jean Baudrillard’ın iddia ettiği gibi “hipergerçek” bir dünya düzeninde olduğumuz, gerçekliğin ortadan kalktığı, dolayısıyla virüsün de aslında gerçek olarak gösterilen bir şey olduğu iddiaları. Bu iddialara şimdilik katılmamakla birlikte virüsün yine küresel güçler tarafından bir güç oyununa dönüşeceğini ve bu aşamada da tarihin birçok döneminde olduğu gibi maalesef insanların hayatlarının hiçe sayılacağını düşünüyorum. Nitekim süreç de buna işaret etmeye başladı. İlk etapta devletler sıkı tedbirler alırken sonrasında iş bireylerin inisiyatifine bırakılarak ekonomik öncelikler gözetmeye başlandı.

Komplo teorileri ve devletlerin politikaları bir tarafa, her birimiz birey olarak şu anda virüs bilgileri pompalayan bir dünyanın tam da merkezinde duruyoruz. Ve virüs bütün bu teorilerle, politikalarla aslında her birimizi hedef alıyor, senin varlığını hedef alıyor, insanlığı hedef alıyor. Dolayısıyla aman bu gerçek değil, biyolojik silah, yeni dünya düzenine geçme projesi ya da zaten hepimize bulaşacak söylemleri bir anlam taşımıyor. Sen şu an tedirgin misin? Sana, sevdiklerine bir şey olacak endişesi taşıyor musun? Dışarı çıkarken maske taksam mı takmasam mı diye düşünüyor musun? Her gün haberlerde bu virüse dair gerçek ya da yalan haberle muhatap oluyor musun? Cevabı hayır olan varsa buyursun lütfen.

Evet her birimiz bu gerçekliğin içindeyiz. Aslında korona bir kere daha bizlere tek tek sorumlu bir birey olmanın önemini ve gerekliliğini gösterdi. Küresel güçler, aşı çalışmaları ne derseniz deyin. Elbette bunlar tartışmanın bir boyutu; fakat bireysel sorumluluktur aslında hepsine yön verecek olan. Okullar ne zaman açılacak sorusu günlerdir ortalıkta dönüyordu. Ne oldu? Yüz yüze eğitim şu aşamada yine ötelendi. Oysa düğünler oluyor, kafeler, tatil beldeleri her yer aktif şu anda. Ama eğitim öteleniyor. Neden? Tek tek bireylerin “aman ne olacak ki" demeleri yüzünden. "Devlet her şeyi serbest bırakmasaydı" söylemine sığınanların vurdumduymazlığı yüzünden. Sen bir şey olmaz derken, kaderden kaçamayız derken (ki bir müslüman tevekkülü de kadere inanmayı da Peygamberimizin hayatından dolayı çok iyi biliyor olmalı), nasıl olsa bulaşacak derken aslında işte o küresel güç dediklerine hizmet ediyorsun. Nasıl olduğunu bir düşün istersen. Ama şunu unutma: bireysel eylemdir, bireysel sorumluluktur bir şeyleri değiştirecek olan.

Etiketler
Koronavirüs Küreselleşme Birey Sorumluluk komplo teorileri

Yazar Hakkında

Nesibe Demir

Sosyoloji Doktora Öğrencisi. Araştırmayı, yazmayı, farklı şeyler keşfetmeyi seven; önce kendini sonra hayatı anlamaya çalışan bir hayat öğrencisi.

Yorumlar

  • 0 Yorum
Ziyaretçi olarak yorum yapıyorsun, dilersen Giriş yap