Din

Korku, Tarif Edilebilir mi?

  • 3 dk okuma süresi
  • -
  • 0
Korku, Tarif Edilebilir mi?

Korku, tarif edilebilir mi?

Buradan yola çık, yirmi santim aşağı in, sola dön, oradaki atış sesine doğru yürü; orada kime sorsan gösterir. Ya da belki asıl soru şu: Korku nasıl tanımlanır? Korku nasıl, nerede hissedilir? Adrese gitsek gerçekten görebilir miyiz? Korkup kaçmamışsa, hâlâ oradaysa onunla konuşabilir miyiz?

 

Filozoflara göre felsefenin amacı doğru soruyu sormaktır. O halde ben de biraz “filozofculuk” yapayım ve doğru soruyu sorayım:

İnsan gerçekten korkak bir varlık mıdır? Onu korkaklığa sürükleyen şey nedir?

 

Durup beş saniye düşünün. Bir “evet”le başlayan dünyada, ne oldu da insan bu kadar korkuya kapıldı?

 

Bir görüşmeye gitmek bu kadar korkunç olmamalıydı. Bir buluşmanın hazırlığı bu kadar uzun sürmemeliydi. Bekletilmek bir yana da bir sonraki buluşmaya nasıl yeniden ikna edilebilirdi? Gerçekten sevmişse, zaten iknaya gerek yoktu. Hangi sevgili sevdiğiyle buluşmak için ikna ister ki? Şayet gerçekten seviyorsa sorusu sizin aklınız da. 

İşte bunu biliyor olmak...Her seferinde o eşiğe gelmeden, korku birden nüksedip ortaya çıkıyordu. Belki de hiç sevmemişti. Uzun süre bunu düşündü. O eşiği bir santim daha geçemedi. Çakılı kaldı orada. 

 

Kafasında milyonlarca “neden” dolanıyordu. Soruları def etmek için ayağa kalktı, yeniden harekete geçmeye çalıştı. Ama bu kez titreme, ağlama nöbeti geldi. Daha önce hiç böyle olmamıştı. Nefes almakta zorlanıyordu, boğazından hırıltılar geliyordu. Sürünmeye yakın bir hâlde tökezleyerek içeri geri girdi. Aralık olan kapıyı zihnindeki tüm kapıları kapatacakmış gibi var gücüyle itti. Kapı kapandı ama zihnindeki hâlâ açıktı.

 

Yan duvardaki aynadan yansımasını gördü. Arkadan vuran güneş, aynaya karanlığını düşürüyordu. Önceleri karanlık da korkunçtu. Ama insan bir şeylerden kendi parçasını bulunca, kabullenebiliyor.Karanlığın içine adım attı rahatça.Biraz doğrulup omzunu kaldırarak güneşle aynanın buluşmasını engelledi. İçindeki şey her neyse, ikinci buluşmaya engeldi; bedeni de güneşin buluşmasına engeldi.Karanlık ruhunu kaplamıştı. Ama bu sefer karanlık görmesini netleştirdi. 

 

Ayna ile buluşması onu rahatlattı. Gözlerini gözlerine dikmişti. Asla kaymıyor, kirpiklerini kırpmıyordu. “Bu sefer sorunu çözeceğim” dedi içinden. İlk buluşmayı hatırlamıyordu ama böyle olmamıştı mutlu . Ya da öyle hatırlamıyordu. Evet, bir ayrılıktı ama mutlu bir şekilde olmasaydı, bugüne kadar kimse kabul etmezdi.

 

“Bela” demişti hem de herkesin önünde. Kimsenin kabul etmediği teklifi resmen havada kapmıştı. “Hayır” deme hakkı vardı. Şimdi ne oldu da yolu uzatıyor, rast gelmemeye çalışıyordu? Ne oldu da evine bu kadar hapsolmuştu?

 

Aynada bir gariplik fark etti. “Evet, galiba sorunu çözüyorum” diye düşündü. Aynada kendisine bakanı gördü. Daha net görebilmek için gözlerini hafif kısarak baktı. Konuşacaktı. Zihnine yokladı; bomboştu. Halbuki bu anı uzun süredir düşünmüştü. Yazsa sayfalarca anlatacaktı. Ama hepsini unuttuğunu fark etti.

 

Zaman kaybetmemek için bir şeyler söylemeliydi. Dudaklarından tek kelime döküldü: “Neden?”

 

Sonra gözleri bulanıklaştı. Yanaklarından süzülen yaşlar aynadakine de acı veriyordu. Ama o anda rahatlamaya başladı. Bir saniyeliğine ipleri ele geçirdiğini düşündü. Bir hamle daha yapmak istedi. Ama sorusunun cevabını duyamıyordu.

 

Aynaya iyice yaklaştı. Gözlerinde biriken damlalar aynadaki netliği azaltıyordu. Fakat her damla, onu daha çok “kendisi” yapıyordu. “Neden” sorusunun cevabını almadan buluşmayı bitirmek istemedi. Ama içindeki belirsizliğe yolculuğun arttığını fark etti. İşte o fark ediş her şeyi bitiriyordu. Bütün soruları bir cevaba bağlamıyordu ama şundan emindi:

Sonunu bilen tek canlı olması bu soruları cevaplamaya yetiyor. 

 

Artık şundan emindi: Aynada gördüğü ile kendisi farklıydı. Daha dikkatli yüzünü yıkamalıydı. Çünkü yüz yüze bakıyorlardı. Nurundan bir parça olduğunu anladı. O bütünün merakı artık tüm ruhuna yayılmıştı. Fıtratına döndü. İçinde “Kalu Bela” vardı. Şükrün getirdiği güzel bir korku. Bu korku fıtrata uygundu. Ve artık onu seviyordu.

 

 

Etiketler
insan Nefs Korku

Yazar Hakkında

Yorumlar

  • 0 Yorum
Ziyaretçi olarak yorum yapıyorsun, dilersen Giriş yap