Fikir Düşünce Medeniyet

Köle miyiz?

  • 5 dk okuma süresi
  • -
  • 1
Köle miyiz?

Bu dünyada her insan muhakkak herhangi bir mefhuma köle olmuştur. Kimisi paraya, kimisi şan-şöhrete, kimi makam-mevkiiye, kimi de herhangi bir insana fiilen köle olmuştur mutlak surette. Derin bir analiz yapacak olursak sosyal mecralarda insanlar tarafından beğenilme yada takip edilme isteğine varana kadar birçok kölelikten söz edebiliriz. Nitekim çoğu insan bunun kölelik olduğunun farkında bile olmadan sosyal mecralara bağımlı olarak yaşamını sürdürmektedir. Bugün özellikle Afrika kıtasındaki ülkelerde köleliğin kaldırılmış olmasına karşın hâlâ köle sıfatını üzerinden atamamış insanlar görülmektedir. Mesela İskoçya'da 1888-1889 yılları arasında Afrika Boynuzu'nda köleleştirilmiş 64 Oromolu çocuğa ait belgeler bulunmuştur. Her birinin farklı bir köleleştirme hikayesinin bulunduğu bu çocuklar, Kızıldeniz' in ötesinde bulunan Arap ülkelerinin köle pazarlarında sunuluyordu. Günümüzde ise 41 milyon Oromolu Etiyopya' da yaşamaktadır.(Etiyopya nüfusunun %40' ını oluşturuyorlar.) Nihayetinde Oromo halkı ortak bir dil, din, siyasi kültür ve kendi demokratik sistemleri ile özellikle kolektif Oromo kimliği altında birleşmişlerdi. Şu an Oromo halkının çoğu Oromya idari bölgesinde yaşamakta ve kendi Doğu Kuşitik dilleri olan Oromca' yı konuşmaktadırlar. Buna rağmen günümüzde kölelik psikolojisini üzerlerinden atamadıkları için hâlâ köle gibi davranan birçok Afrikalı hür insan bulunmaktadır.


Yaşadığımız ülkeye baktığımız zaman ise bunun fiiliyattan çok ruhsal bir problem haline geldiğini müşahede edebiliriz. Sosyal medya sitelerine köle olanlar, kapitalizmin dayattığı Black Friday günlerine köle olanlar, düğün alışverişlerinde adeta israf yarışına girercesine "Elalem ne der?" düşüncesinin kölesi olanlar, sırf makam-mevki uğruna hiç istemeyeceği şeylere köle olanlar, kalplerine aşılanmış yalnızlık tohumundan kurtulabilmek için Allahın razı olmayacağı sitelerde vaktini israf edip o sitelere köle olanlar yada en önemlisi belki de Nefsine köle olanlar... Saymakla bitiremeyeceğimiz o kadar çok kölelik vardır ki..

Oysa ki kölelik denince insanların aklına ilk; eski zamanlarda zengin tüccarların kendilerine hizmet etsin diye satın aldıkları değer biçilmeyen insanlar gelir. Fakat günümüz dünyasında tahmin bile edemeyeceğimiz kadar çok kölelik vardır ki biz bunlara modern kölelik diyoruz.

Özellikle nefsine köle olanları ele alacak olursak aslında bütün bu saydıklarımızı kapsayabilir. Çünkü gönlümüzün arzu ettiği birçok istek nefsin dayattığı isteklerdir. Nefsin isteklerine tabiî olmak, köle olmanın ruhsal bir boyutu olarak değerlendirilebilmektedir. İnsan zararlı maddelere de bağımlı, yani o maddelere duyulan istekleri yerine getirmeye meyilli bir köle de olabilmektedir. Genç bir delikanlının uyuşturucuya bağımlı olması ve istediği halde bırakamaması bir köleliktir. Bir babanın sigara içme isteğini terk edememesi bir nevi köleliktir. Kumar oynamayı alışkanlık haline getirmiş bir adam, kumar illetinin kölesi olmuş demektir. Çok istediği halde içki içmeyi bırakamayan bir adam, içkinin kölesi olmuştur. Yani insanı fikir ve eylem hürriyetinden alıkoyan ve kendisi dışında birşey yapmasına izin dahi vermeyen her mefhum insanı köle sıfatına mahkûm eder.

Kölelik sadece fiilen var olagelen bir davranış biçimi değildir. İnsanı ruhsal ve psikolojik boyutta da etkileyen, insanın düşünce altyapısını ele geçirip kontrolü altına alan, insana kendisinden başka hiçbir şeyi düşünme fırsatı tanımayan ve insanın iradesini devre dışı bırakan herşey insanı köle kılmak için yeterlidir.

Peki bu köleliklerden nasıl kurtulabiliriz?

İnsanın varoluşsal dengesini bozan ve insanı köleleştiren bu tür bağımlılıklardan yine ancak kendi irademizle ve inancımızla kurtulabiliriz. Söz konusu "Ben bunun üstesinden gelebilirim."inancı ise zaten ünlü düşünür Tolstoy' un da dediği gibi "inanmak başarmanın yarısıdır." Başarıya giden yolu yarılamışızdır demektir. Bağımlısı olduğumuz mefhum her ne ise, öncelikle o mefhuma köle olduğumuzu bilmeli ve bu durumu kabullenmeliyiz. Ardından bu durumdan kurtulmak için çareler aranmalı, çözüm alternatifleri icra edilmelidir. Mesela israfın haram olduğunu bilen bir insan, düğünlerde de, indirim günlerinde de ihtiyaç duymadığı gereksiz olan hiçbir şeyi almamaya büyük bir ihtimam gösterir ve insanları da buna teşvik eder. Sosyal medyada gereksiz meşgalelerle vakit israfının haram olduğunu bilen bir insan, bir sonraki site ziyaretinde daha temkinli davranmaz mı? Derdi makam mevki olan bir insan, faydasız bir insan olduktan sonra mevkinin bir anlamının olmadığını kavradıysa eğer, bunu dert edinebilir mi? Paraya köle olan bir insan yoksul ama mutlu insanları görünce ne yapar dersiniz? Haramlarla gönlünü eğlendiren bir insan, bunun Allah katında kendisini ne kadar itici kıldığını bir bilse, bir daha haramlarla gönlünü eğlendirme cüretkârlığını gösterebilir mi?

Elbette ki bu saydıklarımız imani noktalardır. Kişinin imanının derecesi ile alakalı bir durumdur. Sonuç itibariyle Nureddin hocamızın da dediği gibi "herkesin kulağı, kendi imanı derecesinde duyar." İman zayıf ise söylenen hiçbir söz kişiye tesir etmez. Mesela imanı zayıf birine İslâm hakkında doğru bir bilgi verdiğin ve tebliğ görevini yerine getirdiğin zaman azar işitebilirsin. Çünkü o da bir nevi tanımadığı nefsinin ve doğru zannettiği yanlış bilgilerinin kölesi olmuş demektir.

Kendimize en son ne zaman bu soruyu sorduk: Ben köle miyim? Köle isem neye veya kime köleyim? Bu kölelikten kurtulmak için neler yapabilirim? Eğer sormadıysak bugün bu soruyu kendimize sormanın tam zamanı. Evet nelere köleyiz, nelere bağımlıyız? En son neyi hiçbir baskı ve algı oyunları olmadan istemişizdir? En son neyi gönlümüzce yaptık? En son hangi ürünü kapitalizmden etkilenmeden aldık? Kapitalizm hayatımızın yüzde kaçını kapsıyor? Kapitalizme köle miyiz? gibi gibi.. Sevgililer günü, Anneler-Babalar Günü vs. birer kapitalizm ürünü ise ve bizler farkında olmadan bu günlerde annemize, babamıza veya eşimize hediyeler almış isek, biz de kapitalizmin kölesi olmuşuz demektir ne yazık ki. Kapitalizm köleliğinden kurtulabilmek için kapitalizmin içeriğinin ve zararlarının sebebinin bilinmesi yeterli olacaktır. Aksi takdirde kapitalizmden beslenen kan emiciler milyarlarına milyarlar katarken, bizler burda bir sürü gereksiz israfla ve kölelikle bunalıma gireceğiz.

İnsanın hayat kalitesini zedeleyen madde bağımlılığı köleliklerine gelince; bilinmelidir ki aslında kölelik, biz durumu kabul edince başlar. Herşeyin üstesinden gelebileceğimize inanmalıyız herşeyden önce. Umut varsa herşey vardır. Ruhen yorulabilir, hatta tükenebiliriz. Fakat yolun sonunda bizi bekleyen güzellikleri hatırlayarak umudumuzu diri tutabiliriz. Biz hayatımızı o maddelerle yok etmeye çalışırken o maddeleri bize satanları ne kadar zengin ettiğimizi bir düşünelim. Onlar o maddelerden kazandıkları paralarla zengin olurlarken biz hayatımızdan olacağız. Buna değip değmediğini bir kez daha hatırımızdan geçirelim. İnanın o zaman bu bağımlılıkların ne kadar ahmakça olduğunu müşahede edebiliriz belki bir nebze olsun. Bütün bunlar dışında doktor tavsiyelerine uyulmalı, sonra her türlü sportif ve doğa aktivitelerine katılmalı, o mefhumları andıracak her türlü ortamlardan olabildiğince uzak durmalı ve faydalı arkadaşlıklar kurmalıyız. Özellikle faydalı arkadaşlıkların etkisinin ne kadar büyük olduğu yadsınamaz bir gerçek.

Modern köleliğin standart bir hayat düzeyine indirgendiği, bireylerin köle olduklarının farkında bile olmadıkları ve herkesin bir başka mefhumun veya bağımlılığın boyunduruğu altına girdiği bu çağda, hepimize kölelikten uzak kalp, vicdan, akıl ve irade hürriyeti diliyorum.

Birgün köleliğin zincirlerini hakiki mânâda kırmak temennisi ile...

Etiketler
Kölelik Zincir medeniyet halkası modern kölelik Kapitalizm Algı Oyunları

Yazar Hakkında

Havva Öz

Okudukça anlayan, Anladıkça yazan,

Yazdıkça daha aydın dünyalar tahayyül eden,

Masiva’dan Mavera’ya hakikat yolcusu...

Mütefekkir, Fikir İşçisi

Yorumlar

  • 1 Yorum
Ziyaretçi olarak yorum yapıyorsun, dilersen Giriş yap