Kokunun Gizemi
- Fatma Çoban Kezer
- 8 Ara 2018 - 12:34
- 1 dk okuma süresi
- -
- 0
Şu an evimizin arka bahçesindeyim. Babam, kardeşim, ben ve annemin sesi. Biz kartopu savaşı yaparken annem ocağın başında yaptığı yemeğe özenle katıyor sevgisini. Belki hepimize eşit düşsün istiyor, kim bilir? Sesi geliyor, buram buram yemeğin kokusuyla birlikte. “Çok kalmayın üşüteceksiniz.” diyor içindeki sevginin vücut bulmuş haliyle.
Yeryüzü bir gelin edasında adeta. Üstelik o kadar sade ki ve bir o kadar güzel. Güneş ayrı bir güzellik katıyor bu edalı geline. Saçtığı ışığıyla takısını takmış belli ki. Işıl ışıl parlatmış her yeri. Tam bu ışıltıya kapılmışken arka arkaya yiyiyorum kartoplarını yüzüme. İrkiliyorum aniden. Kardeşimin babam karşısında yalnız kalışını görüyorum.
Babam kadar hızlı kartopu yapamayınca kardeşimle bir olup hücuma geçiyoruz. Babam “Bir oldunuz demek bana karşı. Görürsünüz siz şimdi.” deyip yere yatırıyor ikimizi. Karda kelebek yapmayı öğretiyor bize. Yerden doğrulduğumuzda bedenimizin karda bıraktığı izleri inceliyoruz kardeşimle. Babam bir kez daha yatıyor yere ve bir kelebek daha yapıyor. İşte anne kelebek, baba kelebek ve iki küçük yavrusu. Sanki bu kelebekler sevgimizin nişanesiydi.
Annem bütün sıcaklığı ile bir kez daha sesleniyor bize: “Hadi gelin artık yemek hazır.” Babamın içindeki huzuru okuyorum bakışlarından. Kardeşimi bir kolunun altına, beni diğer kolunun altına alıyor. Tıpkı şahinin yavrularını kanatlarının altına alışı gibi. O an hissediyorum babamın kokusunu. Ne güzel kokuyordu. Bizi eve götürdüğü yol bitmesin istiyorum, ama bitiyor işte… Tıpkı şu an hissettiğim bir kokuyla bu güzel hatıraya yaptığım yolculuğun bittiği gibi.
Bir koku nasıl olur da sizi böyle geçmişe ışınlar; o anı tekrar, gerçekten yaşıyormuşsun gibi hissettirir bilmiyorum. Ama bana kalırsa kalabalığın içinde bile bu yolculuğu yaptıran şey kokunun gizemi olmalı.
Etiketler
Yazar Hakkında
Fatma Çoban Kezer
Aile sosyal ve yaşam danışmanı
Yorumlar