Edebiyat Fikir Düşünce

Kendi Düşen Ağlar!

  • 1 dk okuma süresi
  • -
  • 1
Kendi Düşen Ağlar!

Evvel zamanda, insanlar konuşmak için bir ağaç gölgesinde mola verirlermiş. Konuşmak için önce konmak gerekirmiş. Atın üzerinden inmek, durmak, durulmak. Belki de birinin gözlerine, yüreğine konmak…

Düşünmek için de belki düş değil düşmek gerekir. Düşmeden düşünmek. Düşmek olduğun yerden. Olmak ya da ölmek..

İnsan bu, düşer durur. Atından düşer mesela, zaman geçer saçlarına aklar düşer. Gün olur bir hayalden düşer, birinin dilinde ah olur da gözlerinden düşer. Kendi düşen ağlamaz derler. Hatayı bilerek yapanın sonucuna katlanması gerektiği, yalnız olduğunun habercisidir bu söz. Hatasının farkında mıdır insan yaparken, cidden bilir de yalnızlığı kaldırabilir mi?

Hayır! Kendi düşer ve ağlar insan! Bakar etrafına; gözler kimsesiz, yürek çaresiz, yalnızlığı çoğaltır içinde, sessizce ağlar. Sesi kırılır, “Korkma, geçti!” diyemez. Kendi düştü mü insan, hele bir de kendinden düştü mü…

Düşenin dostu olur, olmalıdır. Akılsız başın cezasını ayaklar çeker. Ayağa takılınca bir harf, cezası başlar aklın. Düşünen daha çok düşer. Bir derde düşer; düşünür, ağlar. Aşka düşer; düşünemez, ağlar. Dalından düşer mesela; kanadı kırılır, ağlar. Ve düştüğü yerden kırılır her yürek. İnsan yüreğinden tutulurmuş ya, kendi yüreğine düştü mü, insanlığına ağlar. Kimsesizliğe, çaresizliğe, sessizliğe…

Ve her insan düşer, önemli olan ne için kalkacağıdır yeniden. Çünkü her yürek düşe kalka büyür.

Bir varmış, birden yok olur. Masal bu ya, gökten üç elma düşer. İnsanın yüreğine dokunur, hasret başlar ve yine ağlar insan. Elmalarsa düştüğü yerden çatlar…

Etiketler
taş kaldırım

Yazar Hakkında

Yorumlar

  • 1 Yorum
Ziyaretçi olarak yorum yapıyorsun, dilersen Giriş yap