İnsanın Dört Zindanı- Ali Şeriati
- Özlem Cingöz
- 17 May 2016 - 22:39
- 2 dk okuma süresi
- -
- 0
"Sizi rahatsız etmeye geldim."
Bir sosyolog gözüyle yaptığı incelemelerini, dahiyane bir düşünce işçiliğiyle işleyen ve Fars edebiyatının kendisine kazandırdığı akıcı üslubuyla ortaya koyan Ali Şeriati “İnsanın Dört Zindanı” adlı kitabını Abadan Petrol Fakültesi ve Sosyal Hizmetler Yüksek Okulu’nda yapmış olduğu konferanslardan oluşturmuştur.
Ali Şeriati kitabın ilk bölümünde, konuşmalarında sorunun daha çok insan üzerinde yoğunlaştığını ve bu durumun tesadüfi olmadığını çünkü en büyük sorunun onun nezdinde bizzat insan sorunu olduğunu dile getirmiştir. Bu sorun insanın kendisidir. Peki insan nedir?
İşte gerçek manada insan olabilmenin şartı kitabın ana konusunu oluşturur. İnsan dört büyük zindanın tutsağıdır ve bu dört zindandan kendi özgürlüğünü elde ettiği zaman gerçek manasıyla insan olabilir. İnsan dendiğinde bütün bireyler müştereken beşerdir. Fakat bu bireylerin hepsi insan değildir. Beşer bir “imek” tir, var olmak veya bulunmaktır. Oysaki insan bir “olmak” tır. İnsan olmayan ama olması gereken mevcuttan ibarettir. Dolayısıyla beşerin hedefi insan olmaktır.
Bahsedilen bu insanın yani; -var bulunması gereken ve olması gereken insanın- üç özelliği vardır: İnsan ilk olarak bilinçli, ikinci olarak seçici, üçüncü olarak yaratıcı bir varlıktır. Yani insan kendini bilen, seçen ve yaratandır. Söz konusu insan üç yetenekli bir varlıktır. Demek ki insan, kendini bilen, özgür ve yaratıcı bir varlıktır. Fakat “yaratmak” ifadesi kitapta kesinlikle “şirk” anlamında bahsedilmemektedir, “Allah’ın ahlakı ile ahlâklanma.” demektir. İnsan bütün tabiatın aksine başkaldırabilen, seçebilen, bilgi ve bilinç kazanabilen hem de tabiata karşı yaratabilen bir varlıktır. Bu işi Allah mutlak düzeyde yaparken insan, kendi nispi düzeyinde yapar.
Kitabın an konusuna geçecek olursak bu bilinçli, seçici, yaratıcı varlık dört belirlenimin, dört zindanın baskısı altındadır. Bu zindanlar insanı bilinçten, yaşamda seçmekten ve yaratıcılıktan alıkoymaktadırlar.
Bütün bu açıklamalardan sonra okurun kafasında bu zindanların ne olduğu sorusu canlanır. Nelerdir bu sayfalarda soluksuz bahsi geçen dört büyük zindan?
1) Tabiatın belirleyiciliği (Naturalizm)
2) Tarihin belirleyiciliği (Historizm)
3) Toplumun belirleyiciliği (Sosyolojizm)
4) Kendim
Peki ya insan bu dört büyük zindandan nasıl kurtulacak? Bu sorunun cevabını elbette ki Ali Şeriati yanıtlamıştır. Onun izahına göre;
İnsan ilk zindandan, tabiat zindanından bilinç, irada ve yaratıcılığını tabiatı tanımak suretiyle yani bilimle çekip kurtarabilir. İkinci zindandan, yani historizm zindanından tarih bilimini tanımakla kendi kurtuluşunu temin eder. Üçüncü zindandan, yani sosyolojizm zindanından ise kendilerini bilim ile kurtarabilir ve kendi toplumsal düzenlerinin kurucusu olabilirler.
Dördüncü zindan… Dördüncü zindan en kötü zindandır ve insan bu zindan karşısında en aciz tutsaktır. Çünkü bu zindan “KENDİM” dir. Şeriati’nin görüşüne göre günümüz insanının bu dördüncü belirleyicinin tutsağı oluşu, birinci, ikinci ve üçüncü zindanlardan kurtulmuş olmayı da boş, anlamsız ve beyhude kılmıştır. Diğer üç zindandan kurtulan insan boşluğa düşmektedir. Bunun nedeni ise “kendim” zindanının tutsağı oluşudur.
Kitabın devamında okurun kafasında şu soru oluşur: “Dördüncü zindandan yani “kendim” den nasıl kurtulacağım?” Bu sorunun cevabını tek kelime ile cevaplayıp sizleri “İnsanın Dört Zindanı” ile baş başa bırakıyorum:
AŞK… Evet bu zindanın kurtuluşu “Aşk” tır.
Keyifli, okumalar. Muhabbetle…
Yorumlar