Edebiyat

İlmek İlmek Hissiyat

  • 1 dk okuma süresi
  • -
  • 0
İlmek İlmek Hissiyat

İlmek ilmek hissiyat ile örülmüş sevda hırkam vardı. Ben örmeyi ilk ablamdan öğrenmiştim. Bir ters bir düz öreceksin, demişti. Aklımda kalmış olacak ki sevda hırkasına; bir acının ipinden, bir de mutluluğun ipinden katıyordum. Bir ters bir düz misali; bir acı, bir umut… Başkalarının ”Bu sana büyük gelir” demesine aldırmadan ördükçe örüyordum sevdayı. Yüreğime tam geldi sanmıştım. Sarmıştı beni her tarafından. Ne yapayım? Ben geceleri çok üşüyordum. Isıtmıyordu beni hiçbir duygu. Hissizliğin soğukluğundansa yanmaya da razı gönül… Isıtsın isterken de yaktı içimi. Ne kadar yandıysa yüreğim, bir o kadar da yağdı yanaklarımın çölüne sağanak sağanak. Ah bu nasıl denklem? Yandıkça gönül; yağdı gözden sel…

Ne bir gökkuşağı geldi ardından ne de umudun çiçekleri yeşerdi dudaklarımın kenarından. Sadece sevda hırkam vardı bana sığınak olan… Hiç bilmediğim bir acıyı yaşamaktansa yüreğime bağdaş kurmuş bir hüznün aşinalığını kabulleniyor olmaktı bu. Sanırım hiç bilmediğim bir duyguyu deneyimlemek ürkütücü geliyordu bana. Belki de bu yüzden, aşina olduğum bir hissin varlığını istemekteyim. Şimdi ise her bir ilmeği düğüm düğüm oluyor boğazımda. Yutkunamıyorum. Ve üşüyorum. Yüreğim titriyor hissizliğin soğukluğundan. Buz tutuyor duygularım. Hissizlik hissine gömülüyorum yavaştan yavaştan. Hırkamı almaya çalışıyorlar üzerimden. Mevsimi değil miydi şimdi? Ne garip… Gönlüme giydiğim sevda hırkam bana bahar; yokluğu sonbahar.

Etiketler
Mevsim Sevda Sonbahar hırka örgü

Yazar Hakkında

Yorumlar

  • 0 Yorum
Ziyaretçi olarak yorum yapıyorsun, dilersen Giriş yap