Edebiyat

İlham Perisi

  • 1 dk okuma süresi
  • -
  • 0
İlham Perisi

Çoğu zaman ilham perisi gelsin diye bekleriz yazmak için. Fakat şu an ilhama ihtiyacım yok. O gitsin sevilen bir solistin şarkı sözlerine, ünlü bir şairin mısralarına ya da bir köşe yazarının makalesine dokunsun. Sen gittikten sonra yaşadıklarımı anlatırken ona ne ihtiyacım olacaktı ki? Mesela son bir kez görmek için dokunduğumda bedenindeki o soğukluğun avuçlarımdan gitmediğini anlatmak için ilham mı bekleyecektim yani. Neyse, aslında sana sensizliği anlatacaktım ben.

Ölüm diyorum, bir nefes ötedeyken yarınlar için yaptığımız planlar… Sanki o hiç semtimize uğramayacakmış gibi yaşamak gülünç geliyor artık bana. Ölüm mü korkunçtu yoksa ondan kaçmak mı? Aslında kaçışımızın ölüme doğru olduğunun farkında bile değiliz. Hatta koşarak gidiyoruz mutlak sona. Hakikate yakalanmak bir an kadar yakınken; hayale bu denli bağlanışımız neden? Bu sorular sana değil tabi ki. Aslında kendime de değil. Neden sen de mi öldün, diyeceksin. Evet, senden sonra bana da ölü muamelesi yaptılar. Hala da yapıyorlar.

Eşi vefat eden bir kadın çok konuşmazmış mesela. Öyle sevinip gülemezmiş. Çarşıda, pazarda gezemez; bir dostuna, arkadaşına selam veremezmiş. Bir parka, bahçeye nefes almaya çıkamazmış. Mış mış mış… Halbuki ben o parka seni bulmaya gitmiştim. Bütün o “mış…”ları unutmaya, tuttuğum nefesimi bırakmaya… Nereden bileyim beni orada görenlerin birini beklediğimi sandıklarını. Mesela her pazartesi sütlü kahve içerdik ya seninle. Hani sabahtan gelirdi süt… Hemen kaynatır yapardım kahvelerimizi. Evimizin denizi gören balkonunda karşılıklı içer, saatlerce muhabbet ederdik. Bu hatırayı bile yaşatamıyorum. Çünkü sütçü gelmiyor artık. Kapıda ayaküstü adama hal hatır sormam bile yanlış anlaşıldı. Anlayacağın ben hala tutuyorum nefesimi. Senden bir farkım yok yani.

Etiketler
ölüm Anı şarkı ilham vefat

Yazar Hakkında

Fatma Çoban Kezer

Aile sosyal ve yaşam danışmanı

Yorumlar

  • 0 Yorum
Ziyaretçi olarak yorum yapıyorsun, dilersen Giriş yap