Fikir Düşünce

Günaydın Yaşamak "Nekbe"

  • 3 dk okuma süresi
  • -
  • 4
Günaydın Yaşamak "Nekbe"

Kafamda binlerce soru varken bir giriş cümlesi bulamadım. O yüzden ben size sorularımı sorayım. Belki sonlara doğru gönlümdeki denizci ilmeği çözülür de yazarım.

Ne daha ağırdır?   

Dokuz kilo mu, bin kilo mu? Yukarıda nasıl bir giriş yapacağını bilmeyen bir kişinin soracağı zorlukta bir soru. Evet, beş yaşındaki çocuğa da sorsan o da doğru cevabı verir dediğinizi duyuyorum. Coğrafyanın kader olarak yansıtıldığı fikrini unutmadan cevaplarsanız sevinirim. Yazımı okumaya başlayan edebiyatçılar, sayıları kıyaslamanın yeri edebiyat mı oldu diyecek. Hatta yazıyı okumayı bırakıp bir kenara atacaklar. Eğer ile başlayan bu cümlemi okuyorsanız geçmiş olsun siz gerçek bir edebiyatçı değilsiniz. Edebiyatçıların dahil olduğu bu tartışmada sayılsalcılar durur mu? Matematikçiler sorduğum sorunun basitliğine şaşırıp yanına x, y eklemeye çalışıp zorlaştırmaya çalışacak.

Onlar tartışa dursun ben soruyu sizin için tekrarlayayım dokuz kilo mu ağır, bin kilo mu? Evet, cevabını bildiğiniz bir soru tabiiki dokuz kilo daha ağır, çok ağır taşınmaz bir yük. Hayır hayır şaşırmayın. Matematikçileri bir kenara bırakın insanlığınızı bıraktığınız kenardan bahsediyorum. Evet, işte tam orası. Şöyle yanına kurulup oturabilirsiniz. Filistin'de yerde yatan çocuğun cansız bedenin yanı da olabilir. Uluslararası ölçü birimleri geçerli olsaydı katil İsrail dokuz yaşındaki bir çocuğun payına tonlarca  patlayıcı kullanmazdı. Neyse ağzımızın  tadını kaçırmayalım. Bu kadar teorik konuştuktan sonra  hayatımıza biraz hareket getirelim.

Sizden basit bir istekte buluncağım, lütfen denemekten korkmayın. Otobüste, evde, iş yerinde, koltukta neredeyseniz ayağa kalkabilir misiniz?

Şaka şaka bunun ne kadar zor olduğunu biiliyorum. Denemeye çalışan kişilerle şu an yazarken hissettiğim bulanılmışlık duygusuyla aynı konumdayız. Zor… Zor olmasaydı yetmiş altı yıldır doğrulurduk herhalde. Konuyu anlamışsınızdır diye düşünüyorum. Vicdansız ve alçakça bir yaşamı tercih etmeyen “dabke” yapıyor. Şimdi kalkıp alkışlayabilirsiniz. Kangren olan kolumuz kesildi ama onlar ikna olmuyorlar. Bizi parçaladıkça parçalıyorlar. En çok da onlar korkuyor küçük bir avucun içindeki o devasa dağdan(!) korkuyorlar. Onlar öldürüyor, katletiyor, tecavüz ediyor. Onlar kendileri gibi davranıyor. Peki 2 milyar müslüman ne yapıyoruz? Kur'an’ın hangi emrinde zulme sus, bırak öldürsünler kundaktaki çocuğu, bırak öldürsünler, çocuğunun cenazesinin üstüne kapanan babayı, hangi ayette yazılı camilerde, hastanelerde kadınların ırzlarına geçsinler, hangi ayette yazılı hangi sünnetle, hangi hadisle haber edilmiş ticari çıkarlarını üstün tut; bir insanın vahşice katledilmesini sessizce seyret diye yazıyor? Farkındayım sadece zulme karşı durmak Kuran'da mı var diyeceksiniz. Kardeşinin ölümüne diğer kardeşi ses çıkarmıyorsa komşunun kapısına gitmeye yüzü olmaz. Dünyaya bakmadan önce kendimizi görmeliyiz. Ama yine de cevaplayayım. Tevrat' ın ilk emri yaşat. Yahudiler asla yaşatmıyor. Yine de daha önceleri duysam şaşıracağım şeyler oldu. Paris'te, New York'ta Japonya’da Güney Afrika'da "milletler" ayağa kalktı. Milletler diyorum çünkü ölen hiçbir insanın canı devletlerin ticaretlerinden önemli olmadı. Hele de ölen müslümansa demagoji yaptığımı düşünenler geri tuşuna basıp çıkabilir. Demagoji yapsaydım ben de Filistin deki çocukların psikolojisini savunurdum vücut bütünlüğü yerine. Anlatılanlar size ne kadar tanıdık geldi bilmiyorum ama bir çocuk enkaz altında kalmış parçalanmış hâlde olan annesinin naaşını saçlarından tanıdı. O enkaz altında toza dumana bulanmış saçlar ona tanıdıktı. Yanlış anlamayın trafiğin tozun dumanından bahsetmiyorum, tonlarca patlayıcının atıldığı, her yerin ateş altında olduğu tozdan dumandan bahsediyorum. O saçlar onun umuduydu.

Ey özgür Filistin! Prangalara bağlı 2 milyar insanın kalbi, avucundaki taş kadar sert. Ey özgür Filistin! Senden önce Holokost'a ağlardım, senden önce Hitler düşmanıydım. Ey, özgür Filistin! Senin kalbindeki merhamet beni anlar. Bizim anlamamız zaman aldı. Ey lanetli kavim İsrail, benim sözlerim sana yetmez. Yenildik say bizi, geceden sonra gelen gündüz gibi elbette bir gün üstümüzden ölü toprağını atacağız. Diril ey kalbim. Küçük kıyametini yaşamadan büyük kıyamete hazır ol!

Etiketler
Filistin Dabke ölüm Vicdan İnsanlık insan

Yazar Hakkında

Yorumlar

  • 4 Yorum
Ziyaretçi olarak yorum yapıyorsun, dilersen Giriş yap