Toplum Aile

Gül-i Zar: Aile

  • 2 dk okuma süresi
  • -
  • 0
Gül-i Zar: Aile

Dünyanın en güzel tepesinde bir gül bahçesi… Etrafına dağıttığı o mis kokular, insanı kendinden alan bir koku… Sayısı arttıkça güllerin; ihtişamı ve görkemi de artan bir bahçe. Böyle bir gül bahçesi düşünün. Dünyanın en güzel tepesinde yer alan, etrafına insanın en içlerine kadar işleyip kendinden geçmesine sebep olan kokuya sahip güller bahçesi; gül-i zar… İçinde muazzam görünümlü, gözleri mühürleyen, aklı kilitleyen kırmızı renkli güllerle doldurulmuş bir bahçe; gül-i zar… Kâinata ölü ve çürümüş duyguları fısıldayan bir zar. Öyle bir zar ki, kış mevsimine güneş, yaz mevsimine tatlı bir serinlik olabilen mühim bir şey. Sayısı arttıkça güllerin, bitimsiz ihtişamlığıyla hayranlıklar uyandıran bu bahçenin, bahçıvansız olabileceği mi sanılır? Tabii hayır. Gülün büyüyüp, gelişebilmesi için her bitki gibi sulanmaya ihtiyacı vardır. Gül ağacına zarar veren böcek ve haşerata karşı ilaçlanmaya ihtiyacı vardır. Bunlar için de bir bahçıvana…

Zar; bahçe demek, ‘Gül-i zar’; gül bahçesi demek. Peki gül bahçesi ne demek? Gül bahçesi bende; birliktir, beraberliktir, güçtür, güvendir, samimi duyguların yaşandığı yerdir, menfaatsiz ilişkilerin olduğu tek yerdir.

Her gül büyür, yetişir ve bir gün bahçıvan olup kendi bahçesini, kendi güllerini yetiştirir. Bahçe dediğim bir ocak aslında. İçinde yemek pişen, bacası tüten ev, bark. Bahçıvan; anne-baba, gül; çocuktur. Bu bahçıvan güllerine ne kadar özen gösterirse ne kadar bakım yaparsa o bahçe; o kadar ihtişamlı bir görünüm alır, güller o kadar güzel kokar. Aile bir gül bahçesidir diyorum.

Çiçeklerin kraliçesi olarak bilinir güller. Öyleyse insanoğlunun kraliçesi de çocuklardır. İnsanlığın kraliçesi olacaksa çocuklar; en iyi eğitimi onlara vermeli, en özenli bakim ve en güvenli ortam yine onlara sağlanmalı ki, o hayran kalınacak, ihtişamlı aileler kurulabilsin.

Peki bahçıvanı olmayan o gül bahçeleri, kimsesi olmayan gül yüzlü çocuklarımızın farkında mıyız?

Bazen içinde bulunduğumuz o sıcacık ev ortamımız, ailemiz, kimsesiz bir çok çocuğun mefkûresi olabiliyor. İçinde bulunduğumuz ihtişamın farkında olabilmemiz için yalnızlaşmamız, kimsesizleşmemiz gerekmiyor. Hiçbirimize kimsesiz, yalnız bedenler uzak değil. Her semtte var bir sevgi evi, bir huzur evi. Gülünç aslında! İçinde anne-babanın, çocuklarının olmadığı o soğuk ve ürkütücü yerlere sevgi ve huzur evleri denmesi. Kendimizi mi kandırıyoruz kurumlar isimleriyle yaşar diye?…

Bazen içinde gezindiğimiz bağımız bir anne olabiliyorsa, yaslandığımız dağ bir baba olabiliyorsa sahip olabileceğimiz en kıymetli varlıklara sahip oluyoruz.

Bu kıymetli varlıklara sahip olanlar olarak mesela bir sokak çocuğunu, kimsesiz bir çocuğu kardeş seçsek kendimize ve ihtiyaçları olan sevgiyi, şefkati, merhameti karşılıksız olarak verebilsek…

Etiketler
hayat aile çocuk Merhamet Anne Aşk Yaşamak Gönül Kardeş Baba

Yazar Hakkında

Yorumlar

  • 0 Yorum
Ziyaretçi olarak yorum yapıyorsun, dilersen Giriş yap