Fikir Düşünce

Görünenin Aksi

  • 4 dk okuma süresi
  • -
  • 0
Görünenin Aksi

Bazen “Sus” diye bağırmak geliyor içimden… En yüksek sesle, karşıki dağlarda yankı bulacak bir sesle, avazım çıktığı kadar bağırmak… Kime ve niye mi? Durmak bilmeden konuşan, bazen beni bana küstürecek derecede laubalileşen iç sesime…

Bazen de oturup dertleşesim geliyor onunla, beni en iyi yine ben anlarım diye… Komik geldi değil mi? ? “kim bu deli”, “niye hala okuyorum ki bu yazıyı”, “saçmalık” vs dediğini duyar gibiyim… Ama hemen yargılama beni sevgili okuyucu. Bak işte en çokta bu yüzden ‘kendimle’ dertleşmek istiyorum. Sen bile beni tanımadan bir iki cümleyle hakkımda hüküm vermeye çalıştın hatta verdin de tıpkı birçok insanın yaptığı gibi.. Hali hazırda bekleyen “deli” etiketini de yapıştırdın. Çok mu garip geldi? Peki senin, kendinden başka gidecek bir yer bulamadığın zamanlar olmadı mı hiç? Belki çok sıkıntılıyım belki çok neşeli belki duygusal olupta duygularını baskılayan biriyim. Belki aşırı düşünceli belki de vurdum duymazın tekiyim… Belki farklıyım; senden, ondan, herkesten farklı bir özelliğim var benim.. Kurduğum garip cümlelerle dikkat çekmeye çalışıyorum belki de… Demem o ki sevgili okuyucu; bilemezsin hangi ‘belki’nin ardında saklı olduğumu…

Neyse iç sesimi bir kenara bırakalım da asıl mevzuya gelelim. Günümüz insanının vazgeçemediği bir alışkanlıktır; yargısız infaz, aslını bilmeden hüküm verme. Sokakta, otobüste, parklarda, alışveriş merkezlerinde ve daha birçok ortak alanda yaşamları farklı, bakışları farklı, konuşmaları farklı birçok insanla karşılaşıyoruz bazen göz göze de gelebiliyoruz. Kim bilir o an neler geçiriyoruz aklımızdan, iç sesimiz neler fısıldıyor bize durmadan.. Issız bir sokaktaysak ve yabancı biri varsa mesela: hemen alarm veriyor beyin; “tehlike var”, iç ses de durur mu veriyor vesveseyi; “bu kişi kapkaççı, katil, şizofren vs. vs. herhangi biri olabilir hemen uzaklaş buradan”. Belki de hiçbiri değildir, sadece adres soracak bir yolcudur belki; düşük bir ihtimal de olsa, olamaz mı yani?

Birine yol tarifi sorup da terslendiğin olmadı mı hiç ya da kalê alınmadığın(!).. Ardından dakikalarca sayıp sövdüğün o insanın en yoğun günlerinden birine denk gelmiş olamaz mısın? Kim bilir belki de o gün çok sevdiği bir yakınının acısının tazeliğiyle görememiştir seni ya da cevap verememiştir… Ya da ne bileyim belki acelesi vardır ve hayat memat meselesi bir durumu düşünürken geçip gitmiştir yanından…

“Aman ya sen de abarttıkça abarttın” deyip de yargılama beni hemen; bir de yaşanmış örnek yazacağım lütfen devam et okumaya.. Yağmurlu bir bahar gününde bir üniversitenin yemekhanesinde öğle yemeği yiyen birkaç genç her yağmurlu günde olduğu gibi aşina oldukları bir duruma tanık oluyorlar. Yemekhanenin üst katındaki giriş kapısı kilitli ve kapıya her gelen öğrenci kapalı olduğunu görüp alt kata inerek tekrar alt kat girişinden girip yemekhaneye çıkıyor. Bu sırada kapının yanına bir kadın geliyor yemek yiyen gençler kadını tesadüfen fark ediyor ve ister istemez gözlemliyorlar çünkü kadın kapıdan geri dönen öğrencilerin aksine ısrarla kapının açılması için bekliyor ve görevlilerin çağrılması için içerideklerden ricada bulunuyor. Bu bekleme bir süre daha devam ediyor ve o gençlerden biri dayanamayıp içinden tekrar ettiği şu cümleyi sesli söylüyor “İnsanoğlu çok garip, iki dakika merdivenlerden aşağı inip alt kattan girse bu kadar beklemek zorunda kalmayacak. Bu gereksiz ısrarın ne lüzumu var..!” Bu cümlenin ardından çok geçmeden görevliler kapalı kapıyı açıyor ve dışarıda bekleyen kadın aksayan bacağıyla içeri girip o gencin gözünün önünden hayatı boyunca unutmayacağı bir gidişle  topallayarak geçip gidiyor. Evet “iki dakika merdivenlerden inip tekrar çıkabilmek” sağlıklı bir insan için büyük bir nimet. Görmeden hüküm veren bir genç için ise ibretlik bir ders… Merak ettiyseniz söyleyeyim, o cümleyi dile getiren genç bendim. Bu olay bana; sadece gördüğüm kadarıyla hiç kimseyi yargılamamam gerektiğini öğreten ve hayatım boyunca unutamayacağım acı bir ders olarak kaldı.

Bunların yanında bir de insanoğlunun genel özelliği olmaya aday bir durum vardır: “her zaman için kendini haklı görme/haklı çıkarma”, maalesef bu böyledir. Bir olayı yaşayan iki insanı ayrı ayrı dinlediğimizde garip bir şekilde ikisinin de haklı olduğunu düşünebiliriz. Örnek verecek olursam; bir aile sağlığı merkezine gelen ailenin çocuklarına gelişimsel değerlendirme yapan stajyer 4 çocuk gelişimciden iki kişi çocukların annesi ile diğer iki kişi de çocukların babaannesi ile görüşmüş ve sonuç olarak dördü bir araya geldiğinde kendi görüştükleri ebeveynin haklı olduğunu söylemişlerdir. Bu doğal bir sonuçtur çünkü herkes hayatını kendine göre anlatır ve genelde kendince haklı sebepler bulur.

Örnekler üzerinden uzun uzun konuşulup tartışılabilecek bir konudur bu aslında. Ama lafı uzatıp da vaktimizi israf etmeyelim zira kayda değer farklı bir  sonuca ulaşacağımızı düşünmüyorum. Şunu belirtmek istiyorum; bir kişiyi veya olayı sadece gördüğümüz şekliyle değerlendirmek veya yorumlamak yerine aslını araştırıp belkileri ve acabaları sorgulamayı öğrenmeliyiz. Benim şu sıkıntım var diyoruz da karşıdaki insanın da şu sıkıntısı vardır belki diyemiyoruz. Çünkü öyle söylemek bizim açımızdan önemli olmuyor veya klasik bir tabirle işimize gelmiyor. İşte sorun da burada başlıyor. Belki empati kavramını gözden geçirip hayatımıza yerleştirmemiz gerekiyordur. Görünene değil görünenin ardındaki gerçeklere odaklanmamız ve insanlarla doğru iletişim kurmanın yollarını öğrenmemizin vakti gelmişte geçiyordur belki…

Etiketler
Acabalar Belkiler Empati

Yazar Hakkında

Ümmü Gülsüm Şavran

Bir yanım hüzün bir yanım umut...

Yorumlar

  • 0 Yorum
Ziyaretçi olarak yorum yapıyorsun, dilersen Giriş yap