Edebiyat Öykü

Gelincikler

  • 3 dk okuma süresi
  • -
  • 0
Gelincikler

Oldum olası severim çocukları. Çocukken de kendi çocukluğumu severdim. Büyüdüm ve artık kendi çocukluğumla birlikte bütün çocukları seviyorum. Otuz yaşıma girmiş olsam da “Hala çocuk gibisin.” sitemi bir övgü, bir şeref nişanı hatta bir onur madalyası benim için. Çocukluğuna dönecek olsalar, bütün varlıklarını feda etmekten çekinmeyeceklerini iddia edenler de aynı kişiler... Siz çocuklara çocukluklarını yaşattınız da büyümelerini mi bekliyorsunuz efendiler?

Evcilik oynamamış bir kız çocuğu, ilk kez anne olduğunda bebeğini nasıl bakacağını nereden bilebilir? Hırsız-polis oynamamış bir çocuk adalet kavramını nasıl idrak eder büyüdüğünde? Her oyunlarını büyük bir ciddiyetle oynayan çocukları yadırgadığınız kadar, bütün bir ciddiyetle sürdürülecek hayatı zerrece kaale almayan, oyun oynar gibi insan öldürüp yuvaları ve ocakları söndürenleri de tenkid etseydiniz ya hakkı ile...

Çok sevdim ben Sara'yı. Kumral saçları, beyaz teni, yusyuvarlak ve tatlı yüzü, fındık gibi burnu, minicik ağzı ile her görenin bağrına basmak isteyeceği 6-7 yaşlarında bir kız çocuğu. Bir kızım olsaydı Sara olmasını isterdim. Sara kim mi? Bekleyin anlatıyorum işte.

Suriyeli bir mülteci ailenin altı çocuğundan biri Sara. İki abisi ve bir ablası savaşta can vermişler. Babası binbir zorlukla ailesini Türkiye'ye getirmeyi başarmış. İstanbul'a, hem de benim sokağımdaki bir eve gelip yerleşmişler. Çocuklar gerçekten de çok çabuk dil öğrenebiliyormuş. Hem de gramersiz, yazısız, kuralsız, sadece dinleyerek. Sara da diğer birkaç mülteci ailenin çocuğu gibi kısa sürede Türkçe konuşmaya başlamış ve bizim Türk çocuklarıyla birlikte oyunlar oynamaya başlamıştı. Mülteci ve Türkiyeli çocukların aralarında herhangi bir sorun yok. Çünkü onlar büyüyerek ölmemişler. Halen çocuklar ve yaşıyorlar. Bereket versin ki hala büyümeyi reddeden bir Murat abileri var. O ben oluyorum. Bana Murat abi demelerinin nedenini de sonradan anlıyorum. Araplar Polat ismine Murat diyorlarmış. Sanırım telaffuzunda zorlandıkları için kendilerince uyarlamışlar. Oyuncu Necati Şaşmaz'a benziyormuşum da birazcık, ondan öyle diyorlarmış. Adım Kemal desem de defalarca, hala Murat abi aşağı, Murat abi yukarı...

Yazın sıcağında, sokaktaki gölgelerde ve apartman kapı boşluklarında yine kızlar oyun oynuyor. Dikkatimi çekmedi değil, ne zaman görsem düğün oyunu oynuyorlar. Mükemmel bir mizansen kurmuşlar, tamamen doğaçlama bir performans sergiliyorlar. Ben de her denk geldiğimde eve uğramadan bakkala varıp çikolata falan alıp dağıtıyorum. Her seferinde soracağım ama ya unutuyorum ya da “Aman boşver çocuklar işte...” diyerek kendimi vazgeçiriyorum.

Bu temsili düğünlerde, saçına gelinlik duvağı niyetine bir parça tül takılmış bir kız çocuğu gelini temsil ediyor. Diğerleri de nedimeler, düğün alayındaki kadınlar ve saire bir curcunadır gidiyor. Bu kez soracağım dedim. Zaten takılıyorum hep, çikolatalarını verirken bazen kızdırıp bazen güldürüyorum. Sara gelin olmuş bu sefer. Zaten sanki nöbetleşe gelin oluyorlar her seferinde.

Çikolatalarını verip şöyle bir inceden, kurnazca baktım. İnce bir tebessümle birlikte sordum:

“Kızlar sizin düğünleriniz de ne tuhaf böyle” dedim.

“Niyemiş tuhaf?” dedi Sara.

O konuşunca daha tatlı oluyordu. Hem iki yanağında, hem de çenesinde pusuya yatmış olan gamzecikler aniden hücum ediyordu gözlere.

“Tuhaf işte, dedim. Düğün yapıyorsunuz tamam da damat nerede?”

Sanki bana bir şeyi ısrarla anlatmak istiyormuş da ben anlamamakta diretiyormuşum gibi bir ifade takındı yüzüne. Kısa bir "Offf" çektikten sonra ellerini iki yana açıp kaşlarını kaldırarak; beni yerime çivileyen, bütün hayatımı altüst eden, sorduğuma soracağıma pişman eden o yanıtı verdi:

“Damat yok hiç. Savaşta öldü hepsi.”

Üç yıl oldu Sara ve ailesi Suriye'ye döneli. Ne yapıyor, ne ediyor, ne yiyip ne içiyor, hangi oyunları oynuyor orada bilmiyorum. Ve bu sorularla sarıp sarmaladığım, değil sormaktan, merakının tezahüründen dahi korktuğum o soru...

Sara hayatta mıdır hala?...

Etiketler
çocuk Savaş Suriye Mülteci düğün gelin damat Sara Necati Şaşmaz

Yazar Hakkında

Kemal Ağca

Mezar taşıma, "hep yazdı ama yazar olamadı..." yazın

Yorumlar

  • 0 Yorum
Ziyaretçi olarak yorum yapıyorsun, dilersen Giriş yap