Din

Fizilal’den Asr Suresi

  • 4 dk okuma süresi
  • -
  • 1
Fizilal’den Asr Suresi

Seyyid Kutub’un (rahmetullahi aleyh) tevhidi gerçek manasıyla yaşayabilmek için girdiği hapishanelerde -Yusufî medreselerde-yazdığı tefsir kitabı, şimdi zindanlardan daha karanlık çağımızı tefekkür kandiliyle aydınlatıyor. O tefekkür kandilinden yansıyanlardan biri de Asr suresi…

“Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla

1-Asr’a andolsun ki,

2-Hiç şüphesiz insan hüsrandadır.

3-Ancak iman edenlerle salih amel işleyenler, bir de birbirine hakkı tavsiye edenler ve sabrı tavsiye edenler bunun dışındadır.”

Müfessir üç ayetli bu kısacık surede İslam’ın beşer hayatı için mükemmel bir sistemi ifade ettiğini söylüyor. Surenin kısa ifadeler içerisinde; bir İslam ümmetinin vasıflarını, hakikatini ve vazifesini anlattığına dikkat çekiyor. Bu üç ayetin bize, İslam’ın bizden istediği hayat nizamını ifade ettiği vurguluyor.

İşte önemli başlıklar ve not edilesi satırlar:

“İMAN

  • İman; fâni, mahdut ve güçsüz bir varlık olan insanın, bütün varlığın kendisinden sudûr ettiği bâki, ezelî ve mutlak kaynağa bağlanması demektir.
  • Tek Tanrı’ya ibadet insanı başkasına ibadet etmenin düşüklüğünden kurtarır.

Ve onu bütün kullarla beraber bir seviyeye çıkarır. Kimsenin önünde eğilmez. Bir ve Kahhar olan Allah’tan başka kimseye baş eğmez. Ve buradan insanın gerçek manada hürriyetine kavuşması neşet eder.

  • İman, kişiyi dünya hayatının birtakım değerlerine köpekçe üşüşmekten alıkor. Allah katında olanları seçmeyi sağlar. Çünkü onun daha hayırlı ve sürekli olduğunu bildirir. “İşte bunun için yarışsın yarışanlar” Allah katında olanlar için yarışa girmek kişiyi arıtır, temizler ve yüceltir. Bunu mü’minin hareket ettiği sahanın genişliği de teyid eder. Çünkü o dünya ile ahiret, yeryüzü ile “Mele-i ala” arasında hareket etmektedir. Bu ise ruhundaki kararsızlığı dindirir, çabucak netice alması isteğini önler. O hayrı hayır olduğu için yapar. Allah istediği için yapar. Ve yaptığı hayrın mahdut ve ferdî hayatında neticesini bizzat gözleriyle görmeyi düşünmez. Çünkü rızasını isteyerek hayır yaptığı Allah; bâkidir, unutmaz, yaptıklarının hiçbirisinden gafil değildir.
  • İman her türlü hayır dalının dal budak saldığı, meyve verdiği hayatın köküdür. İman olmadan hayat kökü, kurumuş bir ağaç gibidir. Kısa zamanda kuruyup yok olur.

SALİH AMEL

  • Amel-i salih imanın tabii semeresidir. İmanın gerçekten bir kalpte yerleşmesi ile anında kendiliğinden bir hareket başlar. Bu hareket ameldir. Çünkü iman, müsbet ve hareketli bir gerçekten ibarettir. Bir vicdanda iman yer eder etmez hemen kendi varlığını insanın dış dünyasında salih ameller şeklinde tahakkuk ettirmeye başlar. İşte İslam’ın anladığı iman budur. Bu iman durgun ve atıl kalmaz. Canlı bir şekilde kendini göstermeden duramaz. Mü’minin içinden çıkıp dışına aksetmeden duramaz. Eğer bir iman bu tabii hareketi sağlayamıyorsa o ya sahtedir, yahutta ölüdür. İman bir çiçek gibidir. Kokusunu katiyen içinde tutmaz. Kendiliğinden çevreye yayılır. Yayılmadığı zaman kokusu yok demektir.

Zaten imanın kıymeti buradan gelmektedir. İman: Amel, hareket, bina ve imar işidir. Kişiyi Allah’a yöneltir… İman vicdanların derinliğine gömülü, saklı, menfi ve içine dönük bir şey değildir. İşte imanı hayatın içinde yapıcı büyük bir güç haline getiren İslam’ın apaçık tabiatı bundan ibarettir.

HAK VE SABRIN TAVSİYESİ

  • İman ve amel-i salih, beşeriyetin kumandasını ele alıp hak yolunda yürümeyi sağlar. Ve bu büyük emaneti yüklenmek için ona yardımcı olanlar, iyilikleri birbirine tavsiye eder.
  • Birbirine hakkı tavsiye etmek bir zarurettir. Çünkü Hakka sarılmak zordur. Hakkı engelleyen pek çok engeller vardır. Nefsin arzuları, menfaatler, toplumun düşünceleri, azgınların zulmü, karanlık düşünceler ve zalimlerin adaletsizliği bunlar arasındadır. Birbirine tavsiye etmek, birbirine hatırlatıp teşvik etmek gaye ve hedef birliğini iş’ar edip emanet ve mesuliyette ortak olduğunu belirmektir. Bu gibi hususlar ferdi gayeleri birleştirerek aynı yöne tevcih eder. Çünkü birlikte çalışıp güçlenmelerini sağlar. Hakkı bekleyen herkese kendisinden gayrısının da onun – hakkın- bekçiliğinde bulunduğunu ihsas ettirerek (üstü örtülü olarak anlatarak) onlara tavsiye etmeyi onları teşvik etmeyi sağlar.
  • Sabrı tavsiye etmek de keza zaruridir. İman ve amel-i salihi gerçekleştirmek hak ve adaletin bekçiliğini yapmak, ferdin ve toplumun karşı karşıya bulunduğu en zor şeylerden birisidir. Çünkü sabrı gerektirir.
  • Sabrı tavsiye gücü arttırır. Hedef birliği, gaye birliği, toplu dayanışma gibi duygular verir. Sevgi, azim ve sebatla donatır ruhları.

“ Ancak iman edenlerle salih amel işleyenler, bir de birbirine hakkı tavsiye edenler ve sabrı tavsiye edenler bunun dışındadır.”

Yol birdir. Birkaç değil… İman ve amel-i salih yolu… Birbirine hakkı tavsiye eden, sabrı tavsiye eden İslam cemaatinin kıyamı. Hakkı bekleyen, birbirine hakkı tavsiye eden ve sabır hazinesiyle donanan müslümanların yolu.

Bir tek yol vardır. Bunun için zaten ashaptan iki kişi karşılaştığında biri diğerine ‘Asr suresi’ni okuyup birbiriyle selamlaşır öyle ayrılırlardı. Çünkü onlar bu ilahî düsturu bilmekteydiler. Çünkü onlar iman ve doğruluk üzere birleşmekteydiler. Hakkı tavsiyeyi, sabrı tavsiyeyi anlamaktaydılar. Çünkü onların ikisi de bu nizamı korumaya ahitleşmişler ve bu esaslara dayalı İslam ümmetinin birer ferdi olduklarını gayet iyi kavramışlardı.”

Rabbim bizi ‘Asr suresi’nin o muhteşem üç ayetinin ifade ettiği şekilde, İslam nizamıyla yaşatsın. Selam ve dua ile..

 

Dipnot: Alıntılama yapılan bu yazı kaynak olmayıp, tefsirin tümünün kaynağından okunması tavsiye olunur.

Kaynak: KUTUB SEYYİD.Fizilal-il-Kur’an.”Asr suresi”.16.cit.(İstanbul, Hikmet yayınları)

Etiketler
hayat Din Amel İman Kur'an-ı Kerim İslam okumak Dünya Notlar Hakk

Yazar Hakkında

Yorumlar

  • 1 Yorum
Ziyaretçi olarak yorum yapıyorsun, dilersen Giriş yap