Toplum Aile

Feminizm/Dünya Feminizm Hareketleri ve Dalgalanmaları-1

  • 9 dk okuma süresi
  • -
  • 1
Feminizm/Dünya Feminizm Hareketleri ve Dalgalanmaları-1

Dünyada gelişen bir hareket olarak bir realite. Bu realite aynı zamanda ülkelerin politikasına, siyasi partilerin söylemine, parti programlarına, politikalarına ve sivil toplum kuruluşlarının anlayışlarına etki ediyor. Yani doğal olarak çok boyutlu etkisi olan bir hareketten söz ediyoruz. Hiçbir sosyal hareket toplumdan; sosyolojik, siyasal, kültürel koşullardan bağımsız olarak gelişmiyor. Kadın hareketleri de netice itibariyle geliştikleri sosyal ortamlardan etkileniyor ve toplumların değişimine, dönüşümüne paralel olarak değişim süreci yaşıyorlar. Bu bizim bütün sosyal hareketlerde gördüğümüz bir durumdur. Kadın hareketinde de doğal olarak bu böyledir.

Aile bugünkü gibi siyasetten, kamusal yaşamdan, ekonomiden ve eğitimden soyutlanmış bir kurum değildir. Kadın hareketi söz konusu olduğunda birinci dalga, ikinci dalga ve üçüncü dalga kadın hareketinden söz edilir. Üçüncü dalga kadın hareketi çok bilinmiyor. Özellikle Türkiye’de feminist kadın hareketi içerisinde bu üçüncü dalga kadın hareketine aşina olan çok da insan yoktur aslında. Bu biraz da bilinçli bir pozisyon ve tavır almadır. Çünkü üçüncü dalga kadın hareketinin hem tehdit edici, meydan okuyucu bir boyutu hem de ezberleri bozucu bir boyutu vardır. O nedenle Türkiye’de çok fazla aşina olunmayan bir kadın hareketidir.

Konu başlıkları şu şekilde olacak. Gelin bu hareketlere gelin yakından bakalım. 

1)Dünya'da Feminizm ve Dalgalanmaları: 1,2 ve 3. dalga Feminizm


2)Türkiye'de Feminizm


3)Batı'nın yeni silahı: Müslüman Feminizmi


4)İslam'a Göre Kadın-Erkek ilişkisi
İslam'ın Tasvip Ettiği Aile Yapılanması Nasıl Olmalıdır?

Bir Gazete Küpüründen...

Her hafta bir başlık ile Feminizm konusunu çok iyi anlayacağınızı umuyorum. istifade edenlerden olalım inşallah. Haydi bismillah, başlıyoruz.

Dünyada Feminizm Hareketleri ve Dalgalanmaları
 

1) Birinci Dalga Feminizm Hareketleri

Birinci dalga kadın hareketi, orta sınıf İngiliz kadınlarının başlattığı bir harekettir. Kamusal alan büyük ölçüde erkek merkezli olarak gelişmiştir. Kadın önce ekonomiden koptu. Modernitenin ilk evrelerinde işe erkek alındı. Daha sonra eğitim aileden koparıldı. Okul dediğimiz müessese ortaya çıkmaya başladı. Burada da yine çocuklar aileden alınarak okula taşındı. Dolayısıyla kadın bu yeni ortaya çıkan toplumda o geleneksel toplumdaki işlevini büyük ölçüde yitirmeye başladı. Öte yandan egemenliğin paylaşılması dediğimiz demokratikleşmeyle beraber devletin / kralın elinde yoğunlaşmış olan egemenlik de demokrasiyle beraber toplumla paylaşılmaya başlandı. Fakat bu toplumun tümüyle değil, erkeklerle paylaşılmaya başlandı. Yani kadınların demokratik anlamda siyasal haklara kavuşmasının tarihi aslında çok yenidir.

Öncelikle toplumsal hayatın merkezi ailedir. Aile bugünkü gibi siyasetten, kamusal yaşamdan, ekonomiden ve eğitimden soyutlanmış bir kurum değildir. Bugün aile büyük ölçüde bir pansiyon işlevi görür hale gelmiştir. Çocuğunun üzerinde anne babanın çok fazla etkisi yoktur. Kreş yaşından başlayıp okullaşma sürecinde eğitimin, okulun ve dolayısıyla sosyal ve siyasal kurumların çocuk üzerinde çok daha fazla etkisi olmaktadır. Ekonomik anlamda da bu böyledir. Aile geleneksel toplumda aynı zamanda ekonominin içindedir. Dolayısıyla ailenin sosyal ve siyasal hayatın merkezinde yer almasıyla beraber hem kadın hem erkek toplumsal ve siyasal hayatta beraberce yer alabilmektedir.

Dolayısıyla birinci dalga kadın hareketi özellikle kadınların da kamusal alanda var olması talebi üzerinden gelişen bir harekettir.
Bu hareketin temel söylemi kadınların da erkekler gibi, erkeklerin yer aldığı her alanda yer alabileceğidir. Bu bakımdan bu büyük ölçüde bir eşitlik söylemidir ve burada temel referans da erkektir. Dolayısıyla temel dürtü erkek gibi olmak ve ekonomik, sosyal, eğitim, vs. alanlarında erkeğin elde ettiklerini elde etmektir. Bu eşitlikçi söylem tabii ki var olmaya devam ediyor. Bugün kadın hareketine büyük ölçüde özellikle de uluslararası kurumlara ve BM’in politikalarına yansıyan biçimiyle söz konusu eşitlik politikası en temel politikadır. Bu politika kadın hareketinin temelindedir. 

2) İkinci Dalga Feminizm Hareketleri

İkinci dalga kadın hareketi dediğimiz kadın hareketinin temel söylemi, erkek gibi kadın olmaktan ziyade kadın kimliğidir. Yani erkekten bağımsız kadın kimliği vurgulanmıştır. Birinci dalga kadın hareketinin ideal kadın tipi, kadını tam anlamıyla kendi kadınsı özelliklerinden de sıyırarak aslında erkekleşmiş kadındır. 

Eşitlik temeli üzerinden ama kadını aynı zamanda aslında bir nevi kadın olmaktan çıkararak onu erkekleştirmedir. Bu, Nilüfer Göle’nin Cumhuriyetçi Babaların Erkeksi Kızları kitabında karikatürize ettiği ve Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun Ankara romanında anlattığı ideal kadın tipidir. Ankara romanındaki Selma, ata binen, erkeklerle arkadaşlık yapan, bütün arkadaşları subaylardan oluşan, militarist bakış açısına sahip olan, gülmeyen, asık suratlı, topuklu ayakkabı giymeyen, makyaj yapmayan, saçını kısa kesen, pantolon giyen, kadınların ev partilerini aşağılayan ve onları aydınlanmaya ihtiyacı olan varlıklar olarak telakki eden bir kadın tipi ve kadın modelidir. Aslında bu, Cumhuriyet ya da Cumhuriyet modernleşmesinin temel kadın tipidir. Bu şu demek değil midir? “Biz de sizin gibi olduk, muasır medeniyet ailesine girmeye başladık.”

Kadının olduğu gibi olması ve kadınsı değerler üzerinden bir değerler sistemi geliştirmesi ve dünyayı bunun üzerinden şekillendirmesi gibi bir söylem geliştirmiştir. Burada tabii çok farklı yorumlar söz konusudur. Postmodern Feminizm dediğimiz yaklaşımlar, radikal yaklaşımlar ve değişik feminist yaklaşımlar söz konusudur. (Bir diğer türü olan İslamcı Feminizm'e değineceğim.)

Ama bunların hepsi İkinci Dalga kadın hareketi kapsamında kabul ediliyor. İkinci Dalga kadın hareketinin şöyle bir çıkmazı var. İkinci Dalga kadın hareketi bütün insanları kadın ve erkek şeklinde “özcü” dediğimiz bir yaklaşıma indirger. Yani bir tarafta erkekler bir tarafta kadınlar vardır. Kadınların ezilmesinin yegâne nedeni erkeklerdir ve kadınların kurtuluşu da varoluşu da kendilerini var etme süreçleri de bu erkekle mücadele sürecinden geçer. Burada İkinci Dalga kadın hareketinin erkeği bir anlamda “düşmanlaştıran” bir bakış açısı vardır.

Kısaca şunu söylemeliyiz ki hem Birinci Dalga hem de İkinci Dalga kadın hareketinde temel unsur, kadınların hepsinin sanki topyekûn olarak aynı çıkarlara, aynı değerlere, aynı dünya görüşüne, aynı inanca sahip olduğudur. Dolayısıyla evrensel bir kadın algısı söz konusudur. Bir Müslüman kadın, bir zenci kadın, herhangi bir sosyal sınıfa tabi olan kadın ya da bir etnik kadın ayrımı söz konusu değildir. Sosyal koşullardan bağımsız; genel ve soyut bir kadın algısı söz konusudur. İkinci dalga kadın hareketinin temel problemi ve çıkmazını bu oluşturur.

Yine araştırma sonuçlarıma göre bu problemin sonucu olarak Amerika’da başlayan zenci kadın hareketine kadar giden bir isyan var. Bu zenci kadınlar diyorlar ki aslında bu batıda gelişmiş olan kadın hareketi beyaz batılı kadın ideal tipi üzerinden gelişmiştir ve bütün kadın algısı da esas itibariyle budur. Ve dünya kadınlarına, diğer kadınlara önerdiği şey de beyaz batılı kadın gibi olmak, onun değerlerine sahip olmak ve onun gittiği yoldan gitmektir.  Şimdi bu kadın hareketi dolayısıyla birinci ve ikinci dalga kadın hareketi de büyük ölçüde aslında modernist bir şablon içinde gelişmiştir. Bunların da aynen modernizmde olduğu gibi dünyanın diğer etnik kadınlarına önerdiği şey beyaz batılı kadının ve etnocentrik (kendi kültürünü temel olarak almak ve diğer kültürleri kendi kültürü açısından değerlendirmek) yaklaşım içerisinde gelişen deneyimlerinden ibarettir. Bu bakımdan ilk defa zenci kadın hareketi buna başkaldırmıştır. Öylesine bir başkaldırmıştır ki zenci bir yazar şöyle der: “Zenci kadın aslında beyaz batılı kadından ziyade, zenci erkeğe daha yakındır”. Kısaca Beyaz kadınların bile üstünde olup yıkıcı bir isyandır.

3) Üçüncü Dalga Feminizm Hareketi

Üçüncü dalga kadın hareketi tek tip kadın hareketi değildir. Buna “üçüncü dalga kadın ittifakı” da deniliyor. Bu grupta 3. Dünya kadınları var, Afrikalı kadınlar var, Avrupa’da ve ABD’de yaşayan siyah kadınlar var, Müslüman kadınlar var ya da birtakım toplumlarda etnik özelliklerinden dolayı ikincil konumda kalan etnik kadınlar var.

Son zamanlarda bu anlayışın lokomotif gücünü büyük ölçüde İslami Kadın Hareketi oluşturmaya başladı. Özellikle Mısır’da, Cezayir’de ve İran’da İslami temeller üzerinden gelişen bir kadın hareketi iki boyutlu olarak gelişti. Buna kimisi İslami Feminizm diyor. Bir boyutu itibariyle bu batıda gelişmiş olan kadın algısına yani özcü ve evrensel kadın algısına bir meydan okumadır. Onlara şunu söylüyor: "Sadece siz yoksunuz, biz de varız ve bizim kurtuluşumuz sizin kurtuluşunuzdan farklı olabilir. Bir Müslüman kadının özgürlüğü örtüden arınmayı gerektirmez. Tam tersine örtüyle beraber özgürlüğünü yaşayabilir ve varoluşunu onunla beraber sağlayabilir. Dolayısıyla Müslüman kadının varoluş biçimine ve tercihine sizin saygı göstermeniz gerekir. Sizin bu anlamda bizden bir üstünlüğünüz yoktur." Birinci mesajı budur. Bu mesajı Batılı kadınlara verir.

İslami anlayışında çok belirgin ve uygun olmayan bir teolojisi etkisi var. İşte buyrun! İkinci mesajı da geleneksel İslami değerlerin yeniden yorumlanması:

Diyorlar ki; ''Bizim geleneksel İslami anlayışımızda erkek ön plana çıkmıştır. Erkek üstündür ve kadın ikincil plandadır. Yani erkek kadınını dövebilir, şiddet uygulayabilir, birtakım şeylerden mahrum edebilir vs... Daha yaratılışa bakıştan itibaren erkek kadına üstün, kadın erkeğe göre daha ikincil konumda olacak şekilde bir yorumlama söz konusudur.''

Ancak olaya bu şekilde yaklaşmak doğru değildir. Allah kadınla erkeği aynı tabiattan, aynı doğadan, Adem’in doğasından yaratmıştır. Belli bir anlayışla, perspektif ve bir dünya görüşüyle kutsal metinlere baktığınızda metni o şekilde yorumlanıyorlar. "Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan da eşini yaratan..." İfadesinde ondan kavramı aynı malzemeden maksatlı da olabilir. "...nefisten, ondan yaratan...” sözünü “onun bir parçasından” (meselâ kaburgasından) şeklinde anlayabileceğimiz gibi, “onun özünden, ona benzer (misli) olan asıldan ve kökten (buradaki ifadeye göre nefisten) yaratan” şeklinde de anlayabiliriz.

"Kadın bir kaburga kemiği gibidir. Kadın bir kaburga kemiğinden, bir eğri kaburga kemiğinden yaratıldı, onu doğrultmaya kalkarsan kırarsın, kırılması da boşanmasıdır."
(Müslim, Reda 64; Nesai, Nikah 15; Ahmed b. Hanbel, II/168)

Alimler kadınların eğriliği deyince onların hırçınlığı, hissiliği, aklen zayıf oluşu, en basit bir hâdisede boşanma taleb etmesi, kocanın gücünü aşan talep ve isteklerde bulunması, aile sırrını ifşa etmesi, nankörce davranması, dedikodu yapması gibi umumiyetle fıtrî olan zaaflarını anlarlar. Şu halde Resulullah, sadedinde olduğumuz hadiste, kadınların bu fıtrî hallerine dikkat çekerek, onların bu zaaflarını gidermeye kalkma yanlışlığına düşmeden, bu hallerine tahammül ederek geçinme yollarını aramayı tavsiye etmektedir. Onlarla güzel geçinmede nebevî tavsiyenin esası tahammül, anlayış ve iyi davranıştır.

"Kadın eyeğidendir, doğrultursan kırarsın. Ona iyi muâmelede bulun, onunla yaşa." bu şekilde hareket edilmelidir. 

Nitekim Geleneksel Hıristiyanlık anlayışında kadın nâkıs (eksik) olandır. Kadın şeytanın manipülasyonuna açık olandır. Adem’i yoldan çıkarandır. Bütün insanoğlunun günahından sorumlu olandır. İslami kadın hareketi içinde yer alan kadınlar bu anlayışı sorguluyorlar. Diyorlar ki; "Allah adildir. Allah’ın adaleti bir cinsi başka bir cinsin kölesi olacak şekilde onu konumlandırmaya uymaz. Allah’ın adaleti bunu kaldırmaz. Allah’ın adaleti hakkaniyet üzerinden gelişir. Tabii ki roller farklı olabilir. Kadının doğası farklıdır, kadın annedir. Kadın çocuk bakabilir ve yemeği yapabilir. Bunlar rollerle ilgilidir ama hukuki konumu ve insani değeri itibariyle, bu değerler üzerinden gerekirse siyasal ve toplumsal rolleri itibariyle kadının erkeğe göre ikinci planda olmasını gerektiren bir şey yoktur. Dolayısıyla bütün İslami normları da bu hakkaniyet üzerinden yeniden yorumlamamız gerekir." Bu anlayış giderek yaygınlaşıyor. Bu dünyada da özellikle bu kadın hareketi feminist literatürde ilgiyle karşılanan, ilgi çeken bir yaklaşım biçimidir.

 

Seri devam edecektir. ''Feminizm/Türkiye'de Feminizm-2'' İçin takipte kalınız.
Selam ve dua ile.
Vesselam...

Kaynak 1: https://www.google.com/amp/s/sorularlaislamiyet.com/kadin-bir-kaburga-kemiginden-bir-egri-kaburga-kemiginden-yaratildi-onu-dogrultmaya-kalkarsan%3famp
Kaynak 2: https://kokludegisim.net/makaleler/batinin_yeni_silahi_musluman_feminist
Kaynak 3: https://kadem.org.tr/feminizm-nedir/
Kaynak 4: https://dergipark.org.tr/tr/pub/harranilahiyatdergisi/issue/50635/620538
Etiketler
feminizm Türkiye'de Başkaldırı İsyan İslam Diyanet aile Toplum Fert Kemalizm Yatatılış Kadın erkek SOSYAL ROLLER Toplumsal çatışma çatışma Ayaklanma batı Batıl Bid'at Hadis Sünnet Görev Sorumluluk İş hayatı Yaşama hakkı Özgürlük Eşitlik Seçim hakkı Adelet Hak Meşrutiyet meslek seçimi İstibdat

Yazar Hakkında

Ömer Güncü

Adıyaman Üniversitesi'nde Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik 2023 Mezunuyum. Çeşitli yardım kuruluşlarında ve sivil toplum kuruluşlarında yer aldım. Adıyaman Gençkızılay'da İl Baskan Yardımcılığı, Sosyal medya uzmanlığı, AFAD Adıyaman Baskanlik gönüllüğü, medya ve görüntüleme birimi sorumluluğu, Ahbap Hatay  Projesi Egitmenlik görevi. Adıyaman Anadolu Gençlik Derneği üniversite komisyonu teşkilat başkanlığı gibi görevlerde yer aldım.

.

Çok gezip, çok okumayı seven birisiyim. Okuduğum kitaplar ağırlıklı olarak psikoloji, din ve sosyoloji üzerinedir. Roman okumayı da çok severim. Psikoloji, din ve sosyoloji gibi alanlarda araştırma yapmaya yazılar okumaya ve bunlar üzerine yazmaya hevesli birisiyim. Çevremce işkolik olduğum söylenir. Ben kendimi geliştirmek, ilim ve irfan öğrenmek pahasına işkolik olmaya razıyım :) Hayatımın Gayesi; önce kendime, sonra dünyama faydalı olmak ve katkıda bulunmaktır. İnanıyorum ki kendimi değiştirirsem, ailemi, milletimi ve dünyamı değiştiririm. Yazılarım makale tarzı olup akıcı bir üslup ile yazılmıştır. Okurken kendinize bir şeyler katacağınıza eminim. İyi okumalar :)

Yorumlar

  • 1 Yorum
Ziyaretçi olarak yorum yapıyorsun, dilersen Giriş yap