Fakirleşme
- Esra İlbay Oral
- 25 Ağu 2019 - 03:01
- 1 dk okuma süresi
- -
- 0
Atarlı giderlisi, ederi olanı, söveni, seveni, burnundan getireni, baştacı edeni, mide kaldıranı, uzak tutanı, yaralısı, varlıklısı, gırtlak patlatanı, ekmek arayanı, kendini seveni, geçmişe söveni, otomatik vitesli kullananı, kadrolu çalışanı, brüt hesap yapanı, gönül çalanı, ruhsuz olanı, ileriyi göreni, ilelebet diyeni, kızgını, karnı dar olanı, kuşkulu olanı, titiz davrananı, umrunda olmayanı, darmadağın kalanı, zannederek yaşayanı, burnu çok koku alanı, kulağı iyi duyanı, zırvalamayanı, mantık abidesi olanı, canım diyeni, yılanı, zalimi, kucak açanı, penceresinde menekşe olanı, Zeki Müren seveni, kırmızı yanaklısı , yalancısı , dolandırıcısı, fedakarı, mazlumu, üniversite okuyanı, baba parası yiyeni, ilticacısı, iftiracısı, üç çocuk doğuranı, lanet okuyanı..
Dinle beni
Fakirleşiyoruz. Evlerimiz tıka basa eşya, dolaplarımızdan yiyecekler taşarken, biz olmayanlarımızın peşinde kaybediyoruz.
Fakirleşiyoruz. Etrafımızda onca insan, sosyal hesaplarımız ‘arkadaş’ dolu iken menfaatlerimiz ve gıybetlerimizin malzemesi yapmak için arkadaş kalıyoruz.
Fakirleşiyoruz. Çocuğumuza selam veren bir amcayı görüyoruz etrafımızda, ikram yapıyor yanımızdaki evladımıza biz tersliyoruz amcayı çocuğumuz yabancılar ile konuşmasın uzak dursun, alışmasın diye.
Plastik şişe, naylon poşet, erimeyen yok olmayan atıklar ile dünyaca fakirleşiyoruz.
Vicdan ‘en rahat yastık' mı gerçekten.
Peki; Niye?
Ya neden
Fakiriz samimiyetimizi şeytan aldı götürdü.
Her yapacağımız işin bir dolandırıcısı ve dolandırma şekli var. Duyuların bile ticareti mevcut.
Fakirleşiyoruz çünkü inancımız kalmadı. İslam diye bir din var bizde elhamdülillah müslüman, hani nerede inancımızın esasları...
Fakiriz, susmayı ve görmemezlikten gelmeyi erdemli sayıyoruz. Kılıç kuşanamıyoruz ama el pençe divan duruyoruz hükmedenlerimiz karşısında.
Aç kalmayız ama fakiriz. Yediğimizde, içtiğimizde, her şey de bir şüphe, gdo kanser yapıyor ama herşeyin içinde.
Haysiyet cebindeki paraya, içinde olduğun çatıya, bileğine bakmıyor.
Evet
Kaybettik güveni, sevgiyi yitirdik. Mehmet Akif Ersoy, asr-ı saadet öncesi Mekke'yi anlatırken;
‘ Sırtlanları geçmişti beşer yırtıcılıkta;
Dişsiz mi bir insan, onu kardeşleri yerdi!
Fevzâ bütün âfâkını sarmıştı zemînin
Salgındı, bugün Şark'ı yıkan, tefrika derdi.’
(BU GECE)
Ha işte.
İşte biz o günden de beteriz…
Hem umut var gelecekte, hem de gün çoktan heder olmuş..
Peki
Nasıl düzeleceğiz..
Etiketler
Yazar Hakkında
Esra İlbay Oral
Ramazanın ilk günü dünyaya gelmiş babasının son kızı.. Nefes aldığı sürece talebedir. Öğrenmek talebidir. Gelecekteki günlerini, yaşamadığı yıllarını, tatmadığı yiyecekleri beklerken de çok meraklıdır. O yüzden hayatı tek düze yaşamaz. Her şeyden bir parça barındırır.
Yorumlar