Öykü

Eşik Değer Sensin

  • 2 dk okuma süresi
  • -
  • 0
Eşik Değer Sensin

Her akşam aynı saatte otururdu taburesine. Garip bir adamdı. Yanlış anlamayın, garip demem kötü olduğundan değil farklı olduğundan ötürüydü. Belki sizin normal karşılamayacağınız ama ona göre sıradan olan alışkanlıkları...

O taburesine otururdu ben de artık şeklimi almış tekli koltuğa gömülürdüm. Ara sıra elimde tuttuğum kitaptan gözlerimi ayırır ona bakardım, ciddiyetine ve dikkatine hayran kalırdım. Şimdi yazarken fark ediyorum, en sevdiğim özelliğiydi dikkati. Ben yaprak düşse dönüp bakan; o ise yanında kavga olsa kafasını kaldırmayandı. Kafamdan geçenleri toplayamıyorum, laf lafı açıyor bende başa dönüp dönüp duruyorum. Oturduğu yerden gözüken bir apartman ve her katında başka bir hayat, başka bir dünya. Hergün onları izler, hareketlerini hikayeleştirip o kara kaplı eski deftere not alırdı. Çok küçük istisnaları olurdu. Şehirde değilsek mesela veya bir işimiz çıktıysa üzülürdü onları göremediğine. Birkaç teselli cümlesinden sonra yere uzanır gözlerini kapatır düşlerinde gördüklerini yazardı.

Bu hareketlerine bir sürü isim takabilirsiniz. Mesela saçmalık diyebilirsiniz. Ama benim gözümde o, gören bir adamdı. Görmeyi seven, gördüklerini yazan kocaman bir adamdı. Tanıştığımızda daha çok gençtik. Yıllarca okutmadı yazdıklarını, yazardı her gördüğünü. Bilmezdim ne yazdığını. Bazen düşünürdüm, "Yazarlığına tutulduğum bu adamın kelimelerini okuma fırsatım olacak mı?" diye. Belli bir yaşa kadar çok ısrar ettim, sonra pes ettim. Yaşlandıkça daha inatçı oldu, okutmadı hiçbir şeyi. Hep bir umut, hep bir düş ile geldim bu yaşa. Ben geldim ama o gelemedi. Ben aynı koltuktayım ama bu sefer taburenin üstünde sadece defterleri duruyor. İlk birkaç gün okumak istedim ama elim gitmedi, vazgeçtim. Sonra yavaş yavaş farkına vardım, okumak istemiyordum hatta hiç istememiştim. Ben onu izlemeyi seviyordum. Akşam olunca cam kenarında yerini almak için çocukça bir telaşla koşuşunu seviyordum mesela. O yazmaya tutulmuştu, ben de ona. Ben de aldım defteri elime. O kadar dikkatli ve özenli değilim tabi. Farklı kalemlerle yazmışım her bir sayfasını, farkında bile değilim. Bilse çok kızardı bu hallerime. Neyse... Bir şekilde oturdum, gözlerimi kapattım, yazmaya başladım. Ona dair tüm anılarımı, onun tüm adımlarını. Yanlış anlamayın, iyi yazdığımdan dolayı başlamadım yazmaya. İstedim ki kendimi aşayım, aştıkça ona ulaşayım. Belki gün gelir ben de ulaşırım ona, onu bana getirene.

Etiketler
apartman alışkanlık Hikaye Düşünce Umut eşik Anı Aşk tutku pencere gözlem Defter düş yaşlılık

Yazar Hakkında

Yorumlar

  • 0 Yorum
Ziyaretçi olarak yorum yapıyorsun, dilersen Giriş yap