Fikir Düşünce

En Büyük İbret: Ölüm

  • 2 dk okuma süresi
  • -
  • 0
En Büyük İbret: Ölüm

Varlığına aklen ve kalben şahit olduğumuz nev-i beşer dışında, hakikatine inandığımız tüm soyutlamalar birer ders ve ibrettirler. Eşyanın sırrı, onun insanın hizmetine sunan bir ibret vesilesiyle neşv-ü nema bulur. İnsanın bu gizemi çözmeye olan iştiyakı, onun mutlak surette bir öğüt aramaya itmiştir. Bu öğüt ise ölümdür.

 

“Bütün zevkleri kökünden yok eden ölümü çokça hatırlayınız.” (Tirmizi, zühd 4.Nesâî, Cenâiz 3; İbn-î Mâce, Zühd 31)

 

Hadis-i Şerifi ile en açık ifadesini bulan ölüm gerçeği; hayatımızı sorgulamak, gidişatı analiz etmek adına bir fırsattır.

 

Dünyanın geçici bir misafirhane, kendisinin de misafir olduğunu ölüm sayesinde idrak eden insan, bakışlarını fani olana değil bakî olana çevirecektir. Görüş açısındaki bu değişim ile de kişi ömür gözüyle ölüme değil ölüm gözüyle ömre bakma şuuruna vakıf olacaktır.

 

Bu bilinçlilik halinin beşere atfettiği hakikat sevgili Erdem Beyazıt’ın şu dizesiyle daha kolay anlaşılacak:

 

“Ölüm bize ne uzak, ne bize yakın ölüm. Ölümsüzlüğü tattık, bize ne yapsın ölüm?”

 

İşte kelimenin tam anlamıyla ölüm ile insan arasındaki mesafe itidalini en veciz şekilde yorumlayan bu mısraların, bizlere vermek istediği en mühim mesajlardan biri de ölümün yok oluş olmamasıdır.

 

Peki ölüm yok oluş değil ise nedir? Diye bir soru sormak istersek, Hz.Muhammed (s.a.v)’ın:

 

“Ölüm bir köprüdür, dostu dosta kavuşturur.”

 

Şeklindeki gönüllere şifa veren tanımlamasıyla en tatminkâr yanıtı almış oluruz.

 

Zira: “Refik-î Âlâ’ya!” buyurarak halis ruhunu Rahman’a teslim eden Peygamber-i Zişan’ın hadisini teyit eden bir şehadeti vardır.

 

Bu haseple ölümü hak etmek dosta kavuşmayı mümkün kılan bir şarttır adeta..

 

Ölümü hak etmek demişken sahi nasıl hak edilir ölüm?

 

El-cevap: Hiç ölmeyecekmiş gibi dünya için, yarın ölecekmiş gibi ahiret için çalışarak… Böylelikle ölümü hak etmekle kalmayıp dünyamızı da memur etmiş oluruz. Hem dahi haşrın ilahi saadeti ile korkularımız, endişelerimiz yerini apaçık bir felaha bırakır.

 

“Ölüm ne güzel şey, budur perde ardından haber. Hiç güzel olmasaydı ölür müydü peygamber?”

 

Diyen üstat Necip Fazıl Kısakürek, ölümle alakalı tüm kuşkularımızı giderecek bir tespitle kalbimize sükun telkin etmiştir.

 

Evet Hz. Mevlana’nın dediği gibi:

 

“Allah ile olduktan sonra ölüm de ömür de hoştur.”

 

Mühim olan, tükenen ömür takviminin ahir gününde eceli kucaklayacak ve “Ben hazırım.” diyecek bir teslimiyete sahip olmak…

 

Candan canana, eşyadan makam ve mevkiye kadar bu dünyaya ait olan ne varsa her an onlardan vazgeçmeye hazır olmaktır adanmışlık.

 

İşte o vakit ölüm günü düğün günü olur Mevlana misali…

 

Nasıl ki düğünü olan yeni bir hayata başlamak için adım atıyorsa ölen de ebedi yaşama doğru bir adım atar.

 

Böylece Bizim Yûnus’un:

“Ölümden ne korkarsın, korkma ebedi varsın.”

Sözü vuku bulmuş olur. Yokluktan öte varlığın en manidar adı olan ölümü yudumlayarak ebedî yaşayanlardan olmak niyazıyla kalın sağlıcakla..

Etiketler
ölüm Dost Düğün Günü Yüce

Yazar Hakkında

Yorumlar

  • 0 Yorum
Ziyaretçi olarak yorum yapıyorsun, dilersen Giriş yap