Toplum Aile

Ekonomik Özgürlük Kaç TL?

  • 3 dk okuma süresi
  • -
  • 0
Ekonomik Özgürlük Kaç TL?

Toplumsal Değerlerimizi Kuşatan Ekonomik Özgürlük Duvarları başlıklı yazıda üzerinde kısaca durduğumuz ekonomi, bunun özgürlüğü ve kanaat kavramlarını şimdi bir nebze daha derinleştireceğiz. Gladyatör dövüşlerini duymayanımız var mı? Bir çok filme de konu olmuş, sahnelerine yer verilmiş bir tarihi gerçek. Bir arenada taş basamaklara sıralanmış seyirciler, ortada kalan boş alanda ise dövüş gösterisi yapacak olan gladyatörler. Bazı oyunlarda gladyatörler, sağlam bir yere monte edilmiş kalın zincirlerle kollarından ya da ayaklarından bağlanır ve öyle dövüşmek zorunda bırakılırlarmış. Bu tip oyunlarda da birkaç maçı galibiyetle sonuçlanan gladyatörler, daha sonraki maçlarını ödül olarak zincirsiz olarak oynarlarmış.

Ödül: Özgürce ve zincir olmadan dövüş
Ödülün verildiği yer: Arena
Ödülü alan: Bir köle olan gladyatör
Ödülün süresi: Ölümüne dövüş sonlanana kadar

Gösteriden sonra gladyatörler yine hücrelerine, talimhanelerine, sahipleri ne isterse onu yapmaya döner, bir eşya gibi alınıp satılmaya devam edilirlerdi. Diyorum ki; şu bizim ekonomik özgürlük dediğimiz de bizleri köleleştirip, bir çeşit arenada ölümüne bir yarışa sokmaktan ve bu yarış esnasında bahşedilen birkaç küçük ödülden başka nedir? Yahut bu özgürlüğü elde edebilmek için neleri feda ediyoruz, neleri rehin bırakıyoruz? Sağlığımızı mı? Gençliğimizi mi? Ailemizi mi? Eşimizi mi? Anne şefkati ve anne sütü alması gerekirken, bakıcı ilgisi ve hazır mamalara talim etmek zorunda bıraktığımız bebeğimizi mi? Huzurumuzu mu? Belki de her şeyimizi…

Acaba biz ekonomik özgürlük terimini, rahat harcama özgürlüğü veya ölesiye tüketim özgürlüğü olarak mı anladık? “Birader sen de o kadar konuştun, çok biliyorsan sen söyle de bilelim neymiş ekonomik özgürlük?” diyorsunuzdur şimdi. Sadece ben değil aslında çoğumuz biliyoruz ama… Bu da bir çok şey gibi işimize gelmediği için yanlış tarafını tutmayı tercih ediyoruz. Olayın özeti tam olarak budur sanıyorum. Sevgili dostlar, ekonomik özgürlük namerde muhtaç olmamak, ekmeğini taştan çıkarmak, aza kanaat edip rızkına şükretmek, dünya metaına tamah etmemekti… Hoşumuza gitti mi bu tanım? Sanmıyorum… Ama durum bu.

Aile ekonomisine katkıda bulunmak gibi masum bir olguyu nedense ekonomik özgürlük şekline getirdik ve bir de bakmışız biz de değişivermişiz. “Eşime muhtaç olmamak için çalışıyorum” diyen bir diğer “eş”, aslında artık eş değildir. Ev arkadaşı olabilir, “bir kadın” olabilir, herhangi birisi olabilir, ama o saatten sonra asla “birisi ” olamaz. Keşke “Eşime destek olup zor zamanımızı atlatmak için çalışıyorum” diyebilseydi… Evet bu ve örnekleri ekonomik bir şeylerdir ama asla özgürlük değildir.

Ekonominin çarkları içinde işlenirken bizler, neleri aşınca bu alanda özgürlüğümüzü kazanmış oluyoruz? En başta mobil ve sabit internet masrafımız var. Sonra telefon. Ondan sonra kılık kıyafetler geliyor. Unutmadım unutmadım. Yeme-içme ihtiyacı bütün bunlardan sonra geliyor. Sonra varsa taşıt ve yakıt masrafları, yoksa taşıt sahibi olabilmek için bir büyük tefeci şirketi olan herhangi bir bankadan kredi çekmek ve gidip bir araç satın almak, yine unuttun sanmayın unutmadım; yine torunlarına ödeteceği bir borcun altına girip bir ev satın almak. Dahası da var ıvırlar, zıvırlar lakin bu temel(!) ihtiyaçlarınızı tek başınıza karşılayabildiğinizde ya da en azından büyük bir kısmını, işte o zaman ekonomik olarak özgür oluyormuşsunuz. Yani bir hanımefendi bir şey istediğinde kocası, “Hanım bu aralar maddi yönden müsait değiliz.” dese de hanım ablamıza bir olumsuz etkisi olmayacak. Çünkü o ekonomik olarak özgür ve istediği şeyi gidip kendisi alabilir. Bunun için evde bebişleri anneanne veya bakıcı yabancılığında şefkat(!) tadarlarken, o da akşama kadar bir yerde çalışıp evine kocası gibi yorgun gelecek. Evet beni topa tutabilirsiniz ama sırf iş yerine yoğun bir gün geçirdiği için kocasına bir öpücüğü veya bir tebessümü çok gören hanımlar da vardır aramızda. Çocuklar zaten hiç yanaşmasın canı çıkmış kadıncağızın çünkü. Hiiiç uğraşamaz çolukla çocukla şimdi. “Sen kadınların çalışmasına karşı mısın?” diye dik dik bakışlar ve çatılmış kaşların bana döndüğünü hissedebiliyorum. Hayır neden karşı olayım? Mesele o değil zaten. Bu bir hanım, bir anne olmayabilir. Bir genç kız ya da delikanlı da olabilir. Bu hepimiz olabiliriz.

Mesele şu:
Ne kadar kazanınca ekonomik olarak özgür olmuş sayılıyoruz? Nelerimiz olunca tam olarak rahat etmiş sayılıyoruz? Elimizde olanla rahat etmek mi, yoksa elimizde olması gerektiğine inandığımız şeyleri (muhtemelen hiçbir zaman ulaşamayacağımzı şeyler) düşünüp rahatsız olmak mı? “Ya ben öleyim mi para kazanmayayım da?” diyorsunuzdur, diyoruzdur. Ölmezsiniz korkmayın, ölmeyiz. Parasızlıktan olmaz o en azından.
Sağlıksızlıktan olur, rahatsızlıktan olur, akılsızlıktan olur vesselam…

Etiketler
Kanaat Para efendidergi ekonomik özgürlük tüketim masraflar

Yazar Hakkında

Kemal Ağca

Mezar taşıma, "hep yazdı ama yazar olamadı..." yazın

Yorumlar

  • 0 Yorum
Ziyaretçi olarak yorum yapıyorsun, dilersen Giriş yap