Fikir Düşünce

Doğduğum Gün

  • 2 dk okuma süresi
  • -
  • 0
Doğduğum Gün

Doğum Günü... Doğduğumuz gün... Minik bedenimizin annemizin kucağına düştüğü, kalbimizin küt küt attığı, gözlerimizden yaşlar aktığı, henüz yürüyemesek de dünyaya ilk adımı attığımız, hatırlayamasak da her yıl yaş olarak hesapladığımız gün... Doğum günü deyince insan bir düşünüyor şöyle? Neden doğdum ki? Doğmak... Güneş her gün yeniden doğar üzerimize. Aydınlığını verir ısısını verir. Bir amaç uğruna doğar. Peki insan neden doğar? Fıtratını aramak, ararken ışığını, sevgisini, sıcaklığını yaymak için... Biz doğduk mu? Bedenen değil, ruhen. Herkes şöyle bir sorgulamalı kendini. Neyin kimin üzerine nasıl doğdum.

Doğum günümün yaklaştığı şu günlerde düşünüyorum da henüz manevi doğumumu gerçekleştirememişken, belki de hiç gerçekleştiremeyecekken bu dünyadan bir yıl daha geçtim ama nasıl geçtim diye sorgulamam gereken bir yaş olması gerekirken sevinçlerine neşeyle karşılamak da vicdansız yaraşır bir hal olmasa gerek. Bir yıl daha uzaklaştım dünyadan. Ölümün yaşı olmaz elbet. Lakin biz insanoğlu hiç alakası olmayan kavramları birbiriyle ilişkilendirme ye bayılırız. İmtihanla hastalık. Ölümle yaşlılık. Mutlulukla zenginlik gibi... Ama kendimizi eşleştirme ye gelince hep güzel şeyler isteriz hayattan. Dert olmasın, hastalık olmasın. Bize yaklaştığını hissettiğimiz de korkarız onlardan. Sanki bizlerden bir şeyleri alıp götürecekmiş gibi. Yani zaman gibi... Zaman... Yıl veya yaş... Su gibi akıp gidiyor mu? Biz mi akıp gidiyoruz? Tükenen biziz, farkında olmuyoruz. Kendimize yaptığımız bu yolculukta zaferin ta kendimiz olduğunu, içimizin bedenimizden, bakışlarımızın gözlerimizden, niyetlerimizin işlerimizden daha hayırlı olduğunu unutuyoruz. İnsan unutkan... Yaşlansa da, yıllar atlasa da unutuyor çoğu şeyi... Engellere takılıyor... Doğumun ölüme atılan ilk adım olduğunu unuttuğu gibi neşe ve sevinçle karşılıyor doğum gününü. Demiyoruz ki oturup ağlayalım, niye doğdum diye isyanvari sözcükler kuralım... Doğdum yaşıyor muyum? Yaşama hak ettiğini veriyor muyum. Yoksa hak ettiğinden fazlasını mı veriyorum? Zaman hepimizi çevreleyen o gizemli kavram. Sen zaman bir şeyler getiriyor ya da senden bir şeyler götürüyor diye beklerken, farkında değilsin ki zaman sabit olduğu yerde duruyor. Sen geçiyorsun zamandan... Sahi zaman dediğimiz şey insanın içi? İnsanın ta kendisi olabilir mi? Zaman durdu benim için, zaman geçmiyor, zaman şöyle, zaman böyle. Kendi ruh halimize göre zamana değer atfederiz. Zamanın ta kendisi biziz aslında, bilmeyiz... Zaman benim, zaman sensin, zaman o... Zamanı anlamak, kendini anlamak...

Etiketler
zaman Huzur ölüm doğum Ben biz hayat insan Amaç feda

Yazar Hakkında

Hasibe Barlas

Deryada damla olma çabası...

Yorumlar

  • 0 Yorum
Ziyaretçi olarak yorum yapıyorsun, dilersen Giriş yap