Çocuk Yetiştirirken Nasıl Davranmalıyız?
- Pamuk Prenses
- 18 Ağu 2018 - 12:14
- 2 dk okuma süresi
- -
- 0
Bu mesele ilk çocukta da, ikincisinde de son çocukta da araştırmalara açık, hanemiz için her daim güncel bir konudur. Anne babalar çocuklarına karşı sergilemeleri gereken tutumlar konusunda ara sıra belirsizlikler yaşayabilirler. Ben nerede yanlış yapıyorum diye düşünebilirler. Özellikle şunu bilmekte fayda var; sevgili ebeveynler hayatın dinamik bir yapıya sahip olmasından dolayı bizler nasıl her geçen gün farkında olarak veya olmayarak bir şeyler öğreniyorsak çocuklarımız da aynı şekilde evde, okulda ya da sokakta bir şeyler öğrenmektedirler. Öğrendikleri her şey çocuklarımızın hayatlarında değişimlere neden olmaktadır. Dolayısıyla onlar değişirken ebeveynlerin kendilerini yenilemeden ve çocuklarının geçirdikleri değişimleri görmezden gelerek yaşamaları sağlıklı anne baba tutumu içinde davranmalarına engel olacaktır. Peki ebeveynler neler yapmalı?
Öncelikli olarak çocuklarınızı sürekli komut verebileceğiniz kişiler olarak algılamayın. Eğer bu şekilde davranmaya alıştırırsanız muhtemelen ileride başkalarına bağımlı, tek başına olduğunda ne yapacağını bilemeyen, öz güveni eksik bir çocuk yetiştirmiş olacaksınız. Bunun yerine çocuğun yapması gereken bir eylem mevcutsa siz açık olarak söylemeden bunu çocuğa hissettirmeyi deneyin. Böylece hem her defasında sizin bir şeyler söylemenize gerek kalmaz, çocuğunuz kendiliğinden bir şeyler yapmış olur hem de öz disiplin anlayışı yüksek bir çocuk yetiştirmiş olursunuz inşallah.
Ödül ve ceza konusunda dikkatli davranmak gerekiyor. Her başınız sıkıştığında ödül ve ceza kullanırsanız çocukta her şeyden çıkar elde etme anlayışı doğar. Mesela ceza verecek kişi yanındayken uslu bir çocuk olur o gittiğinde yaramaz. Böylece içten pazarlıklı, işine geldiği gibi davranan bir çocuk yetiştirmiş olursunuz. Bunun yerine bu iki kavramı ölçülü ve çok elzem olduğunda kullanmayı tavsiye ediyorum. Mesela bir alışkanlık kazanmakta zorluk çekiyorsa bu konuda yardım için ödül kullanılabilir. Ve burada dikkat edilmesi gereken bir noktada ödül/cezayı kendi ruh halimize göre belirlemek yerine çocuğun içinde bulunduğu yaş özelliklerine ve ihtiyaçlarına göre belirlemek daha uygun olacaktır.
Bir diğer önemli husus da rekabet anlayışını yanlış kullanmaktır. Hepimizin bildiği klişeleşmiş komşunun çocuğu var maalesef. Bir yerlerde kıyaslandığımız muhakkak bir komşu çocuğu bulunur. Belki bizlerin de bu şekilde büyütülmüş olmasından dolayı yanlışlarımızı çocuklarımıza da uyguluyoruz. Oysa çocuk kendi için, kendi hisleri, düşünceleri ve inançları için bir şeyleri başarmalı, şunu veya bunu geçmek, en güçlü olmak için değil. Elbette çocuğumuzun karşısına ufkunu genişletecek, onları motive edecek insanlar çıkarmalı, onlara böyle insanları anlatmalıyız fakat bunu güç ve zeka meselesi olarak sunup çocuklarımızın yetersizlik hisleriyle büyümelerine izin vererek yapmamalıyız. İnanın bana çocuklarımız kendi ilgi ve yetenek alanlarına uygun kendilerini geliştirebilecekleri faaliyetlere yönelebilirlerse çok başarılı olacaklardır, bundan ziyade mutlu olacaklardır. Ama hepimiz istiyoruz ki çocuğumuz doktor olsun, avukat olsun. Peki neden? Sizin evladınızı belki de herkesin hayallerini değil kendi hayallerini yaşamak mutlu edecektir, buna izin verin. Fakat çocuklarımızı bir alana yöneltirken kesinlikle bir uzmanla işbirliği yapalım. Bu alelade bir durum değil, hatta bazen geri dönüşü çok zor olabilmekte.
Çocuklarımızı yetiştirirken ve her daim Allah kolaylıklar nasip etsin, işimiz kolay değil ama sevimli çok şükür. Mutlu çocuklar yetiştirelim inşallah.
Yorumlar