Fikir Düşünce

Çilekeş Mırıldanmalar

  • 3 dk okuma süresi
  • -
  • 3
Çilekeş Mırıldanmalar

Yazdıklarımla kim olduğum arasında derin bir uçurum olduğunu söyleyen bu güne kadar çıkmadı. Birileri çıkıp bunu derse onların yalnızca beni beğendiğini iddia eden ve yalnız olmadığımı söyleyip, hakkımda asılsız iddialar ortaya koymaya çalışan birileri olduğunu anlarım. Çünkü gölge güneşin görmediği tarafı görür. Yazmış olduklarımın tamamen düzmece, olmayan bir dünyanın kederli karakterlerini anlattığımı ileri sürenler türerse; edebi derinlikten yoksun olduğum, kurgularımdaki manasız eylemlerin uzayın bir yerinde hayal ettiğim, orada bulduğum sınırlı boşlukta asılı kaldığını söyleyenler olursa; kendilerince sırf eleştirel görüş olsun diye zihinlerinde kemikleşmiş söylemleri sarf edenler olursa, bunları üçüncü cemreden sonra yağan ve toprağa düşer düşmez kaybolan kar gibi görüyorum. Bunlar bu söylemleri ile insan beyninin kullanımı dışında yerlerde kullanıldığı gurubun ileri gelenleridir. Eleştiri elbette olacak, buna karşı değilim. Her edebi metin kolunda üslup dediğimiz kavram mevcuttur. Her üslup eserin kimliği olagelmiştir. Üslubun yanından bile geçmemiş söylemlerle kendilerini fiyakalı eleştirmen sınıfına koyanlar, ter-ü taze filizlere vuracak ayaz bile olamazlar. Yörüngelerinde dönmeye yeni başlamış küçük gezegenler gibidir, yazmaya yeni başlayanlar. Koruma kalkanlarının ilk vazifeleri yıldız tozlarını yutmak olur. Bu onları belki de ışıl ışıl yapacak bir durumdur.

Kelimeler kelimeleri kovalamalı, cümleler en girift düğümleri çözmede bir virgül etkisi bırakabilmelidir. Bunun için alfabe, harflerini sunmak için büyük yıldızlara sunduğu bonkörlüğü onlara da göstermelidir. Onlar yerinde duramayan afacan bir çocuk gibi olmalı ve enerjinin bittiği vakit olduğu yerde uyku sigortası devreye girmelidir. Çünkü enerji biterse, frekanslar algılanamaz, yersiz kullanımların oluşturduğu hasar uzun yıllar sürecek bir rahatsızlığa yol açar.

İnsanı çürüten durağanlığı, geliştirip uzun süreli ve hatta süresiz faydalar sağlatan ise sürekliliğidir. Bu yüce Yaratıcımız'ın kainata koymuş olduğu bir kanundur. Zerreden tutun sonsuz evrene kadar her şey intizamlı bir işleyiş halindedir.

“Bazen çılgınlar gibi yazma isteği geliyor.” demişti sevdiğim bir arkadaşım. “Neden bazen geliyor?” dediğimde saatlerce üstünde düşündüğüm bir ifade ile karşılık vermişti. Halen o ifadenin içerdiği derin anlamın efsunu ruhumda dolaşır durur. “İnsan kainatın minyatürüdür. Kainat her an genişler. Genişledikçe yenilenir. Yenilendikçe yeni sistemler ortaya çıkar. Sistemin rayına oturması için belli bir dokunulmazlık süreci geçirmesi gerekir. Bu süreç içinde yine de kendi içinde bir döngü halindedir. İşte bu döngüde oluşan yenilikleri en hassas biçimde idrak etmesi gerekir “

Bunu şöyle basitçe anlatmak gerekirse, günümüzde oynanan akıllı telefon oyunları veya bilgisayar oyunlarındaki seviye geçme diyebiliriz. İlk seviyeler çabuk geçilir. İlerledikçe zorlaşan seviyeleri tekrar tekrar oynamak gerekiyor. Pes edersen orada kalırsın. Yani Süper Mario’yu prensese kavuşturamadan pes edersen, kaldığı yerle yetinmek zorunda kalırsın.

İşte ben de bazen çılgınca yazmak istiyorum. Şiirler içimin dağlarından ırmaklarına dökülüyor. Denizle buluşup dalgalarla dansa giriyor.

Öyküler canlanıyor zihnimde. Tecrübeli ihtiyarların öğütleri dökülüyor kağıtlara. Hüznün dar sokaklarında çilekeş mırıldanmalar büyüyor isyana varmayan ve şükre tutunuyor umutlar en zarif haliyle. İçimde birikenlerin göğüs kafesimi zorladığı saatler yaşıyorum. Bunun ne olduğunu biliyorum ve her şeyden pişman olmayacağımı da biliyorum ama sonuçta yazıyorum.

Bu kalbin daha çok kelime söylemesini istiyorum. Her kelime uzuvlarıma şifa mahiyetinde ulaşıyor en kılcal damarlara kadar. Yazdığını yaşamalı insan. Yaşamalı ki dünyasının ülkelerinde aynı hazzı yaşayabilsin eserlerini okuyanlar. Ah bir de bitirebilsek gerçek dünyadaki kaosları da kelimelerle. Nobel ödüllü bir yazar olmak olmamalı gâyemiz. Bizim ödülümüz sevgiye, merhamete yani insanlığın sağlam değerlerine ulaşmayı ve ulaştırmayı başarabilme hedefimizin neticesi olarak dünyada huzurun teminini görmek olacaktır.

Etiketler
edebiyat Deneme fikir düşünce Kalem yazmak Huzur Kitap şiir

Yazar Hakkında

Muhammed Balaban

45 yaşındayım. Zonguldak doğumluyum. Bir devlet kurumunda Sağlık çalışanıyım . Şiir, öykü ve deneme yazıyorum.

Yorumlar

  • 3 Yorum
Ziyaretçi olarak yorum yapıyorsun, dilersen Giriş yap