Cici İsrail Öcü Müslüman
- Kemal Ağca
- 24 Ara 2016 - 14:24
- 3 dk okuma süresi
- -
- 0
Birleşmiş Milletler Güvenlik Kurulu’nun son aldığı karara göre, İsrail’in işgal ettiği Filistin topraklarında sürdürdüğü illegal yerleşim faaliyetlerini derhal ve tamamen durdurmasını taleb eden karar tasarısı kabul edildi. BMGK’nın oy çokluğuyla almış olduğu bu karara elbette İsrailli devlet adamları yoğun ve sert bir tepki gösterdiler. İsrail başbakanı Benyamin Netenyahu yaptığı yazılı açıklamada ” İsrail bu utanç verici karar tasarısını reddediyor ve bunun hükümlerine uymayacak.İsrail, ABD Başkanlığına seçilen Donald Trump, ABD Kongresindeki Demokrat ve Cumhuriyetçi dostlarıyla çalışarak bu absürt kararın zarar verici etkilerini gidermeyi dört gözle bekliyor.” ifadelerini kullandı. Hatta belki inanmayacaksınız ama Netenyahu, “Suriye’de yarım milyon insanın katledilmesini durdurmak için hiçbir şey yapmayan BMGK, Ortadoğu’daki tek demokrasiye ( İsrail) karşı utanç verici bir şekilde cephe oluşturarak Ağlama Duvarı’nı (Burak Duvarı) ‘işgal altındaki topraklar’ olarak niteledi.” değerlendirmesinde bulundu.
Bana kalırsa bu kararı da, İsrail’in tekpisini de hafife almamak gerek. Ve yine bana göre, aynı zamanda bütün dünya insanlarının gizliden kabul ettiği tek bir gerçek var, o da İsrail’in demokrasinin tek gerçek uygulayıcısı ve savunucusu olduğudur. Demokrasinin temeli oy çokluğuna, çoğunluğun kararının azınlığa galebe çalmasına dayanır. İsrail’in demokrasiye kazandırdığı başka bir boyut da tabiidir ki sadece kaldırılan ellerin veya işaretlenen oy pusulalarının değil, aynı zamanda silahların ve gücün de rakibe göre çokluk sağlayabilecek düzeyde olmasıdır. İsrail’e göre Filistin topraklarında yahudilerin zorbaca yerleşim faaliyetleri de başta olmak üzere, müslüman ve Arap halkın o toprakları terk etmeleri ve buna zorlanmaları da gayet meşru. Çünkü ne diyordu demokrasi, “Çoğunluk söz sahibidir.” Güçlü olan kazanır, zayıf olan kaybeder.
Burada sanırım Netenyahu’ya katılıyorum. Kendisinin de dediği gibi Suriye’de yarım milyondan fazla insan katledilirken öylece durup izleyen BMGK, demokrasiyi gerçek anlamıyla en iyi şekilde uygulayan İsrail’e neden kafayı takıyor? Maamafih, bir diğer acaip husus da şimdiye kadar BMGK’da İsrail’e yönelik eleştirilerin karşısında duran ve 2011 yılında İsrail’in yasadışı yerleşim birimlerini kınayan karar tasarısını veto eden ABD, ilk defa çekimser oy kullanarak kararın geçmesinde etkili oldu. BMGK’nın verdiği kararın altında elbette mazlum Filistinlilerin haline acıyıp üzülmek bulunmuyor.
İsrail ve ABD iki kardeş gibidir. Zaman zaman kapışır, zaman zaman da barışırlar. Bu olay da onların kapışma dönemlerinin bir sonucudur. Obama’nın dış politikalardaki bazı yaptırımlarından dolayı ABD ve İsrail’in arasına soğukluk girmişti. Burada en önemli faktörlerden biri Obama’nın Türkiye politikasıydı. İsrail’in Trump ile iyi ilişkiler temennisinin altında da bir hüsn-ü zandan ziyade terfi-tenzil meselesi yatıyor. Bakmayın siz Trump’ı Ruslar getirdi, yok efendim aptal cahil bir İslam düşmanı, vay efendim sert mert ama dik adam demelerine. Beyaz saraya girmek için bir adam elbette dik durmak zorunda. Lakin bu dik duruş da şüphesiz İsrail ya da İsrail devletine gönül bağıyla bağlı bazı zümrelerin tezgahında işlenmekle mümkündür. Onlar müstakbel başkanı makamına hazırlarken tornalardan, frezelerden geçirirken aynı zamanda dilediklerinde ya da lazım olduğunda istedikleri şekle girmesi, istedikleri yönde eğilip bükülmeleri için bazı noktalara yivler açarlar. Ama kamuoyuna dimdik duruşlu bir adam olarak görülmelidir. Abasının altına bir de değnek yerleştirdiler mi al sana aslan gibi ABD başkanı.
Her neyse. Ben daha dikkat çekici bir noktaya parmak basayım. İsrail ne diyordu BMGK’ya, Suriye’de o kadar insan öldürülüyor, siz benim bağladığım haracı konuşuyorsunuz, kardeşim bak savaş var orada gidin orayı çekin diyor. E yani adam şimdi yerden göğe kadar haklı. Üşenmemiş, erinmemiş, toplamış tasmasını tuttuğu iti çakalı, salmış Suriye’ye, Irak’a oraya buraya, bu film güzel bunu izleyin demiş, topundan tüfeğine, misketinden fosforuna hiçbir masraftan kaçmamış. Sen de tut, adamın filmini izleteceğine sinema salonunun bilmem ne vergisi verilmemiş, efendime söyliyeyim çalışma bakanlığından onay alınmamış bilmem ne diyerek sinemanın sahibini izlet. Olur mu hiç böyle şey? Sen daha öcü ile ciciyi birbirinden ayıramıyorsun, neyine senin milletlerin güvenliğini konuşmak!
Bütün bunlara rağmen en kısa sürde İsrail mutlaka bu tip etkisiz tepkilerden sıyrılacak ve yine eylemlerine özgürce ve dikkat çekmeden devam edecek. ABD ve İsrail arasında ne oldu, ne bitti, neden böyle bir it dalaşına girdiler beni zerre ilgilendirmiyor. Yesinler birbirlerini. Beni alakadar eden şey, bütün bu dalaşıların, danışıklı dövüşlerin sivri sonuçlarından bririnin elbet bize de dokunacağıdır. Şimdi birçok kişinin “bakalım bunun altından ne çıkacak?” dediğini duyar gibiyim. Bunun altından ne çıkacağı zaten malum da, şer güçlerinin bu işin altından kolaylıkla çıkabileceğini hiç sanmıyorum.
Etiketler
Yazar Hakkında
Kemal Ağca
Mezar taşıma, "hep yazdı ama yazar olamadı..." yazın
Yorumlar