Edebiyat

Buluttan Pamuk Tarlaları

  • 3 dk okuma süresi
  • -
  • 0
Buluttan Pamuk Tarlaları

"Gökyüzüne bakmayanların kalbi daha çabuk kirlenir."

A. Cahit ZARİFOĞLU

Nedendir bilinmez son yıllarda hep göklerde gezinirdi gözleri. Onu bu kadar göklere çeken şey neydi? O yüce kudret olabilir miydi? Allah’ın var ve bir olduğunu biliyordu. Çocukluğundan beri bir Allah inancı ile yetişmişti. Fakat Allah’a otuz yaşındayken yaptığı o ilk uçak yolculuğunda -gerçek anlamda- iman edeceği hiç aklına gelmezdi.

Doğu görevi yaptığı yıllardı. Memleketi ve görev yaptığı yer arası çok uzak olduğundan uçağı tercih etmişti. Arkadaşlarının aksine ilk defa uçağa binecek insanlara mahsus o telaş, stres ya da heyecan onda yoktu. Kimi sakız çiğniyor, kimi sakinleştirici alıyor kimi ise neredeyse hatim indiriyordu. Onda ise tam bir sükûnet hakimdi. Aslında epeydir onda görülen bir haldi bu sakinlik. Hiçbir şey onu heyecanlandırmıyor, strese sokmuyor ya da korkutmuyordu artık. Olgunlaşmak mıydı acaba bu? Belki de…

Sıra ile bindiler uçağa, herkes yerini aldı ve belli bir müddet sonra havalandılar. Her şey küçüldü. Yeryüzünde iken devasa olan her ne varsa artık bir karınca kadar bile değildi. Şimdi sonsuz bir pamuk tarlası içinde idiler. Hiç bu kadar bulutlara yakın olmamıştı. Harika bir görüntüydü. İlk defa o zaman düşündü Allah’ın eşsiz, benzersiz bir sanatçı olduğunu. Aslında çocukluğundan beri dini bilgisi de eğitimi de vardı ama bu başka bir şeydi. Bu bulutlar nasıl böyle öbek öbek duruyorlardı burada? Adeta ilahi bir fırça, onları oraya usta darbelerle serpiştirmişti. Yılların vermiş olduğu yorgunluğu ve  içindeki özlemi unutup bırakmak istedi kendini o bulutların üstüne. Sanki gerçekten pamuktandılar. Koşup yuvarlanmak, deliler gibi zıplamak istedi bulutların üzerinde. Gözlerini bir müddet daha alamadı bulutlardan. İçinden bir ses habire  “Subhanallah” derken; sinsi bilinçaltı da  “Ya şimdi düşersen ne olur?” diyerek düşüncelerini bulandırıyordu. Yanında sakinleştiricinin etkisi ile uyuyan arkadaşına bu soruyu sorsa kesinlikle uçaktan atlardı. Neyse, içinde kalsındı soru. “Ya şimdi düşersen ne olur?” Muhtemelen basınçtan oksijen azalır gözlerimiz yuvalarından fırlar (bunu da birilerinden duymuştu) ve betona çakılır gibi çakılırız. Ya da düşüş anında yanarak can veririz. Bir an durdu ve otuz yıldır hiç hissetmediği bir şey hissetti. Hissettiği şey bilincinin üstünde bir yerlerde yavaşça belirdi. “Düşeyim be ne olacak? Ben o muhteşem sanatı gördüm. Allah’ın varlığına ve birliğine ezberden değil de hakiki manada göklerden şahitlik ettim. Sanatını yakından temaşa ettim. Esasında ben de o milyonlar gibi bir bakar körmüşüm, asıl şimdi açıldı gözlerim. Ya hiç bunu anlamadan ölseydim? Düşeyim ne olacak?” Bu tefekkür halinden pilotun uyarısı ile çıkabildi ancak. Evet, şimdi o sağlam  göklerden kaygan yerlere; kaypak şehirlere inme vaktiydi. Uzun zamandır hissetmediği bu çocukça coşku halinden alıkonulduğu için canı sıkılmıştı ama içinde değişik bir huzur, daha önce hissetmediği bir teslimiyet vardı. Allah’a ilk defa bu kadar hayran, bu kadar yakın hissetmişti kendini, sanki ellerini uzatsaydı… Neyse bilinçaltı saçmalamaya başlamıştı yine. Acele ile susturdu onu.

Uzun zaman gözleri semada asılı kalmıştı. O kadar dalmıştı ki boynunun tutulur gibi olduğunu haylaz bir martının aceleci çığlığı ile fark edebildi ancak. Sabahtan beri gökyüzü resimleri çekip duruyordu. Hafızasına kazımak yetmiyordu da sanki onları bu karelerle adeta ölümsüzleştirmek de istiyordu. Sorsan her zamanki gökyüzü ama ona göre asla bir önceki değildi. Ona göre Allah her gün başka bir gökyüzü resmediyordu. Her gün görünen bulut başka, yıldız başkaydı. İçindeki çocuk yine duramadı: “Haklıymışsın be zarif şair!” diye coşuverdi. Ne zaman gözlerimi çevirsem semadan, ruhum daralır da karanlıkta kalır gibi olur. Ne yaman bir şeymiş bu göğe vurgun olma hali ki bir kere vuruldu mu bir daha alamıyor insan gözlerini. Yavaşça oturduğu banktan kalktı, gözlerini adımlarına memur kılıp yeryüzünün kirine bulaşmamaya çalışarak evine doğru yürüdü.

Etiketler
Allah bulut gökyüzü inanç acz uçak

Yazar Hakkında

Selcan GÖÇMEN

Okur-Yazar. Yaşamdan kareler yakalar. Temel ilkesi : ye,iç,gez,şükret,infak et,bitti...dir. selcangocmen.blogspot.com

Yorumlar

  • 0 Yorum
Ziyaretçi olarak yorum yapıyorsun, dilersen Giriş yap