Din

Bu Rabbinin Emri mi?

  • 3 dk okuma süresi
  • -
  • 0
Bu Rabbinin Emri mi?

Baltayı en haşmetli putun üzerine astığında tüm soruları cevaplamıştı İbrahim (a.s.). “Bunu bana Rabbim emretti.” demişti. Ama o, asla soru sormadı. Asla en ufak bir tereddüt belirtisi göstermedi. Ne güzel kul, ne güzel örnekti o. İbrahim tek başına ümmetti…

Kavminin ileri gelenleri onu ateşle ödüllendirdiler(!). Ama ateş Allah’ ındı ve onunla yalnız Allah azab ederdi. Ve gerildi mancınıklar, devasa ateşin gerisinde, bir kalp “Allah” diye atarken, gökyüzünde tek beden, bir ümmet, büyük bir teslimiyetle ateşe doğru süzülüyordu. Zalimin de mazlumun da rabbi olan Allah c.c. emri vermişti:

“Ey ateş! İbrahim’e karşı serin ve zararsız ol! dedik”  (Enbiya 69)

Ve Hacer anne. Ah Hacer anne, biz de sorduk senin gibi ama tek cevapta ikna olamadık. Sen ki kucağında İsmail (a.s.) ile çölde bir başına bırakıldığında “Ey İbrahim, bunu sana Rabbin mi emretti?” demiştin. Evet cevabını aldığındaysa,  “Öyleyse Rabbim beni bırakmaz, korur” demiştin. Şüphesiz korurdu, korudu da…

Ve İsmail (a.s.) ki ne İsmail! “Kurban olurum sana” cümlesinin vücut bulmuş haliydi. “Bunu sana Allah mı emretti?” diye sormuştu o da. Babasından evet cevabını aldığındaysa “Vaadini gerçekleştir” deyivermişti. Ve Cebrail (a.s.) yanında bir koç, tekbirlerle gelmişti…

Mangal mı yaptılar orada ailecek o koçla, ya da “Şurasını kavurup saklayalım, şurasının haşlaması güzel olur” mu dediler? “Canım kellenin, sakatatın zahmeti çok, onu da fakir komşulardan birine veriverelim” mi dediler? Ya da daha az önce babasının elindeki bıçakla, Allah’a adanan bir adak olarak, kanını feda etmeye hazır olmasıyla gurur mu duydu İsmail? Veya Rabb’ine karşı “İnşaallah Allah bundan razı olmuştur” diye bir mütevazı düşünce mi geçti içinden? Mangal keyfi mi düşünecekti onlar, yürekleri zaten olmuş birer mangal!

Tek soru, tek cevap. Tereddüt yok, teslimiyet var. Tamah yok, feda var. “Allah mı emretti? Evet, Allah emretti. O halde yap!” Kurban oldular, yaklaştılar Rahman’a. Ölüm korkusu da neymiş? Aşkın adını ölüm koymuşlar, akan kan vuslata akarken…

Onlar ki, canlarını hiçe saydılar, bize bayram oldu, ibadet oldu. O bayramlarda bıçak tutan her elin sahibi, İbrahim (a.s.) ve İsmail (a.s.)’i an(la)malı. Madem ki İbrahim(a.s.) tek başına bir ümmetti, Şu koca ümmet de bir İbrahim(a.s.) olmalı. Ki o zorlu günde Allah bizim için cehenneme serin ve selametli olmayı emretsin.

“Nerede o eski bayramlar…”

Kim sırf Allah emretti diye yatar bıçak altına? Kim sırf Allah emretti diye öz oğlunu feda eder? Ya da kim Allah emretti diye bayram namazından sonra hemen mangalı hazırlar? Kurban paylaşmaktan çok, “Feda” idi. Etleri kemiklerin üzerinden iyice sıyırıp, sokağın başındaki fakir komşuya verince feda olmuyor. Ona paylaşmak da denmez. Kolamızı açıp, salatamızı hazırlayıp, mangal ya da tencere başında “Allah’ım sen Afrika’ da, Filistin’de, Suriye ve Irak’ ta aç, sefil kalmış kardeşlerimize de şu nimetlerden nasip et” demek nasıl dua olmuyorsa…

Sırf çocuklarının boynu bükük kalmasın diye borç edip; ucuzundan, yaşına gelmemiş bir kuzu almak zorunda kalmamalı bir baba. Ya da borç demişken, en büyük günahlardan olan faizle, kredi kartıyla ibadeti “mundar” etmeye sevk etmemeli insanları.

Tek başına bir ümmetti İbrahim, ve her ferdiyle tek bir İbrahim olabilmeli bu ümmet.

Etiketler
Filistin Suriye Afrika Dua Borç faiz Hacer İbrahim İsmail Paylaşmak

Yazar Hakkında

Kemal Ağca

Mezar taşıma, "hep yazdı ama yazar olamadı..." yazın

Yorumlar

  • 0 Yorum
Ziyaretçi olarak yorum yapıyorsun, dilersen Giriş yap