Bitcoin/Emek Üstünlüğünü Reddeden Karanlık Dünya
- Ömer Güncü
- 23 May 2021 - 17:10
- 5 dk okuma süresi
- -
- 3
Bu yazımda amacım; hayat amacını kâr odaklı yaşayan gençlerin içinde bulunduğu olumsuz hâli sizlere sunmaktır. Bu olumsuz hâlim farkında olanlar, bu hâlin içinde doğru yolları da elbet arayacaklar ve inşallah bulacaklardır. Bir çiftçi olarak emek üstünlüğünü savunuyor ve dert edindiğim olaya geçmek istiyorum. İstifade edenlerden olalım inşallah :)
Günümüz insanı için iktisadi hayattan daha ciddi üzerinde düşünmeye, durmaya değer daha önemli bir olay kalmamış gibi… Kafalar rızık kaygısı ile öylesine doldurulmuş ki; artık her şey bir meta gibi alım satım konusu hâline dönüştürülüyor. Gerçi insanoğlu yarınını oldu-bitti güven altına alınmış olarak görmek ister ancak bu durum makul sınırlar dahilinde hoş karşılanabilir.
Her geçen gün sanal alemin içine daha çok hapsolmaktayız. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte hayatımız daha bir kolaylaştı. Hayatının baharındaki gençler, gelişen teknolojiyi daha çok benimsedi ve içselleştirdi. Onunla haşır-neşir oldu. Ve bu kesimle birlikte herkes bir iktisat uzmanı kesildi dense yeridir. Bankalar, krediler, sanal paralar, senetler, çekler, hisseler, borsa, faiz her şey çocukların kan damarlarına enjekte edilmiş ve kalp bunlarla pompalanıyor sanılmaktadır. Çocuk elindeki telefonu satıp faizli bankaya yatırarak mı kâr edecektir yoksa bu telefonu kullanarak mı kâr edecektir? Evet, o telefonu güzel işlerde kullanmak aklı ermez hâle gelmiş gözler kâr, kâr diye etrafa bakınır olmuştur. Bunun hesabını yapmaktayız. Uyumadan önce ve uyandıktan hemen sonra -ki buna uyanma bile denmez- ilk ona bakıyor. Güzel bir şekilde uyanmak değil de faizli bankadan ne kadar para kazandım veyahut xxcoinim arttı mı azaldı mı deyip hayatım mahvoldu mu olmadı mı derdine düşüyor. Bunlar zaten bilindik konular ve benim derdim de bunu sizlere anlatmak değil. ancak kısaca bitkoin nedir diye soracak olursanız. Paranızı karanlığa atmak ve o karanlık yerin size para kazandırmasını beklemek. Neyse bitkoin yatırımcıları karanlık yerden para kazanmaya bekleyedursunlar ben olayı biraz daha açmak istiyorum.
Yanlış politikalar, kararlar, değersizleşen eğitime karşı girişimcilik ve yatırım kapitalizmin bizlere dayattığı 'kâr' bizlerin iradesini elinde tutmuş mankurt (beyni yıkanmış, gözü başka şey görmeyen) olmuş bir insan durumuna geliyoruz. Teknoloji gelişti hem de çok gelişti. Bununla birlikte dünyada her şeyi sömüren bizler teknolojiyi de kendi lehimize sömürmek amacındayız. Tiktok'tan para kazanmak uğruna kendi kültürünün, neuzubillah dininin bile üstünü çizip “Ben para kazanmak için yapıyorum, bunlarla evdekilere ekmek alıyorum.” diyenleri duyuyoruz. Nasıl yani printerin önünde göbek atıp dans edip ve bundan kazandığın parayla eve ekmek mi götürüyorsun? Afedersiniz ama pavyonda da bu iş yapılıyor! Bunlar ve dahasını yapanlardan tutun da hayatını kâr odaklı tutup her bireyi bir görüntüleme olarak gören kapitalist düzenin bir başka ayağı olan, faydasız ve vakit kaybı videolar çekip çocukların aklını çeldiren, potansiyelini harikalar yaratacakları şeylerle doldurmak ve harikalar yaratmak yerine “Otuz beş bin tl ile tıraş olmak, jakuzide yirmi dört saat, amcama lazer epilasyon yaptırdım” gibi gibi egosunu çocuklara pompalayıp izleyenin kendisini aşağılık kompleksine sokan YouTuberlere ne demeli? Herkes elini uzattığı yere kadar sömürme ve kazanma amacında. Kaybedenlerden olmak istemiyoruz hatta daima kazanmak istiyoruz. Kaybettiğimiz an kârdan zarar ediyoruz ve bu herkesin trilyonluk olduğu şu çağda istenmeyen bir durum, ağır bir suç; hatta yapmayanın aptal olduğu (!) bir sistemin içerisine atıyoruz kendimizi… Bunlara ek olarak bir yerlere kapak atmak için önemi dağlar kadar büyük ve sağlam bir altyapı isteyen hassas üniversite bölümlerinde zaman geçiren tarih, coğrafya, işletme ve dahası bölümlerde sırf polis olmak için okuyan öğrencilerin olması beni kahrediyor doğrusu… Ne olmak istiyorsun dediğimizde; “İki yıllık bir bölüm okuyup polis olacağım, bekçi olacağım.” diyen gençlerle dolu her yer. Bu onların suçu mu? Biraz evet biraz hayır. Yukarıda da dediğim gibi yanlış politikalar, kararlar, değersizleşen eğitime karşı girişimcilik, yatırım, kapitalizmin bizlere dayattığı 'kâr' bizlerin iradesini elinde tutmuş olması yüzünden her şey.
Evet, bir yatırım çılgınlığı ve gelecek kaygısı almış başını gidiyor. Normal olan zaruri ihtiyaçları göz ardı etmeden kendini zora sokmadan yatırım yapmaktır ancak şu anda öyle mi? Aylık maaşını mekanı, şahsı belli olmayan kim olduğu belirsiz bir sistemde bir aşağı, bir yukarı inip çıkan bir sistemden para kazanmak ve milyoner olmak isteyen onlarcasını üzülerek görüyorum.
Bu çılgınlık!
İnsanın geleceği bu gibi sistemlerle belirlenmemeli, insanın hayatı bu kadar basit ve geleceği bu denli zayıf bir pamuk ipliğine bağlı olmamalı. Emeğin verdiği zevk, doyum ve tatminlik tekrar hatırlanmalı. Şu anda üzülerek söylüyorum ki oturduğu yerden para kazanmak derdinde olanların obezite, depresyon gibi amansız hastalıklarla karşılaşma olasılıkları çok yüksek. Hatta ve hatta ekran başında o kadar çok vakit geçiriyorlar ki gözleri bozulacak, para akışının verdiği stresten yemek saatinde yemeği yiyemeyecek, iştahsızlık sonucu zayıf düşecek nice olumsuz durumlara kapı aralayacak bbir duruma geliyoruz maalesef… Babanın evladını paranın yükselip düşmesi kadar önemsemediği bir çağa evriliyoruz ve bunu kendi ellerimizle yapıyoruz. Sanal alemde para dönebilir, para üstüne para kazanabilirsiz ancak kaybeden yine biziz! Alın teri olmayan, bedava ve emeksiz kazanılmış olan her türlü şey faydasız olacaktır. Emek bağlılıktır, alın teri olan şey daha bir önemli ve kıymetlidir. Alın teriyle alınan her şey kıymetlidir. Tarlayı sürmek, kazma kürek sallamak, domates biber satmak kadar mübarek işler mi var? Hem doğal yiyecekler yiyoruz hem de verimli vakitler geçiriyoruz. Üretim artıyor ve ülkemizin ekonomik gücü artıyor. Güzel ülkemde üretim emeğin verdiği sıcaklık, doğallık, kalite ve samimiyetle bezeniyor. Sanal alemde bunlar olmuyor. Sanal alemde zaman kaybediyoruz. Ülkem de kaybediyor biz de kaybediyoruz... Gençliğimizin baharında sağlıklı bir hayat, iyi bir eğitim ile hepimiz kanacağız. Paraya değil kendimize yatırım yapmaya ihtiyacımız var. Para kazanmak sağlıklı olmanın bir sonucu olmalı… Yükselen ve alçalan rakamlarla, çizgilerle değil. Vesselam.
Etiketler
Yazar Hakkında
Ömer Güncü
Adıyaman Üniversitesi'nde Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik 2023 Mezunuyum. Çeşitli yardım kuruluşlarında ve sivil toplum kuruluşlarında yer aldım. Adıyaman Gençkızılay'da İl Baskan Yardımcılığı, Sosyal medya uzmanlığı, AFAD Adıyaman Baskanlik gönüllüğü, medya ve görüntüleme birimi sorumluluğu, Ahbap Hatay Projesi Egitmenlik görevi. Adıyaman Anadolu Gençlik Derneği üniversite komisyonu teşkilat başkanlığı gibi görevlerde yer aldım.
.
Çok gezip, çok okumayı seven birisiyim. Okuduğum kitaplar ağırlıklı olarak psikoloji, din ve sosyoloji üzerinedir. Roman okumayı da çok severim. Psikoloji, din ve sosyoloji gibi alanlarda araştırma yapmaya yazılar okumaya ve bunlar üzerine yazmaya hevesli birisiyim. Çevremce işkolik olduğum söylenir. Ben kendimi geliştirmek, ilim ve irfan öğrenmek pahasına işkolik olmaya razıyım :) Hayatımın Gayesi; önce kendime, sonra dünyama faydalı olmak ve katkıda bulunmaktır. İnanıyorum ki kendimi değiştirirsem, ailemi, milletimi ve dünyamı değiştiririm. Yazılarım makale tarzı olup akıcı bir üslup ile yazılmıştır. Okurken kendinize bir şeyler katacağınıza eminim. İyi okumalar :)
Yorumlar