Söyleşi

Bir İnanmış Genç İle Söyleşi: Portakal Sulu Ördek

  • 6 dk okuma süresi
  • -
  • 0
Bir İnanmış Genç İle Söyleşi: Portakal Sulu Ördek

Şimdi sizlere bir inanmış gençten bahsedeceğim. Halep’in kan ağladığı, Arakan’ın duymamız için çığlıklara boğulduğu, Türkiye’mizin alçak terör eylemleriyle mücadele ettiği şu günlerde belki de en çok gözlerimizin aradığı gençlerden biri… Onu “Portakal Sulu Ördek” adlı Facebook sayfasının yöneticisi Ördek olarak tanıyoruz ya da en azından bu yazıyı okuduktan sonra öyle tanıyacağız. Kamil Kurt, yani bilinen adıyla Ördek, 2013 yılı Temmuz ayından beri sayfasını yönetiyor. Kendisine sayfanın ilk dönemini ve kuruluş nedenini sorduğumuzda ise şu cevabı alıyoruz: “O zamanlar başka bir arkadaş daha vardı. Her istediğimizi paylaşabileceğimiz bir sayfa kuralım dedik. Aklıma gelen ilk ismi de söylemiştim, o da kabul etmişti ama şimdi tek başımayım :)”

 

Kimi zaman eğlenceli paylaşımlarıyla takipçilerini güldürüyor, kimi zaman onlara kitap okuyup tefekküre sürüklüyor, kimi zamansa yardım faaliyetleriyle kitlelere ulaşıyor. Şahsi fikrimce, yaptığı her faaliyette ön plana samimiyeti çıktığı için takipçileri hem ona saygı duyuyor, hem de güveniyor. Bu güven sayesinde de ulaştırmak istedikleri yardımları gönül rahatlığıyla ona teslim edebiliyorlar.

 

Benim bu yazımda sizlere bahsedeceğim konu ise bu. Ördek kardeşimiz, 30 Kasım Çarşamba günü, Halep’te ki sıkıntılara çare bulmak üzere bir fikir üretti. Bu fikri ise tamda onun gibi bir kitap kurduna yakışır nitelikteydi. Yıllarca ince eleyip sık dokuyarak biriktirdiği kitapları, Müslüman kardeşleri için site üzerinden satmaya başladı ve kısa sayılabilecek bir zaman diliminde hatırı sayılır bir meblağa ulaştı. Dilerseniz hikayenin geri kalanını kendileriyle yaptığım dört soruluk mini röportajla anlatayım:

 

1- Bu projeye karar verme nedeniniz nedir?

 

Projeye 5 TL’nin yetmeyeceğini düşünerek başlamaya karar verdim. 5 TL meselesi, sosyal medyada yayılan UN yazıp belli bir numaraya gönderilerek 5 TL bağış yapıp –sözde- gönüllerimizi ferahlattığımız kampanya idi.

 

2-3- Peki bu projeye nasıl başladınız ve gidişatı nasıl? Size destek veren başkaları da var mı?

 

Daha önceleri sayfada kişi başı cüzi miktarlar toplayarak yetimleri sevindirmişliğimiz olmuştu. Bu sefer de böyle bir şey yapmak için sayfada duyuru yaptım, hesap numaralarımı yazdım. Herkes ellerini cebine atsa, 1’er TL dahi gönderse, azdan çok olur, Halep’e ekmek oluruz dedim. Kimseden ses çıkmadı, hiç kimseden. Sonra bir arkadaşım kitap satalım mı dedi, nereden bulacağız dedim, isteriz yine gönderirler dedi. Orada kafamda ışık yandı zaten. Tamam dedim buldum ben, buldum. Sonra kendi kitaplarımı satacağımı haber verdim. Necip Fazıl’lar, Kayı’lar, Ömer Faruk’lar, Cemil Meriç’ler, İskender Pala’lar, aklınıza hayalinize gelebilecek bütün kitaplarımı ayırt etmeden koydum listeye ve 1 saat içinde 100 kitap sattık, 100 kitaptan topladığımız ücret 1.5 bin TL idi. Sayfada benim kitaplarıma olan düşkünlüğümü herkes biliyordu, bunu yaptığımı görünce de mesajlar yağmaya başladı. Dualar edenler, gözlerimden öpmek isteyen büyükler, yaptığım işten dolayı duygulanıp da gözyaşı dökenler…

 

Öyle mesajlar geliyordu ki, o an benim 1 milyon kitabım olsa, bu kitapların hepsini yine verirdim oradaki kardeşlerimiz için. Sonra beni etkileyen bu mesajları isimsiz olarak paylaşmaya karar verdim ve bir gecede 3 mesaj paylaştım. Ertesi günden itibaren adresimi isteyenler oldu, verdiklerim kitap gönderdiler. Kitaplarını seçip de parasını gönderenler sonra “O kitap sana hediyemdir kardeşim” diyen insanlar, sadece para gönderip kitap almayanlar, aldıkları kitapları istemeyip “Onları tekrardan sat, daha çok yardım toplanmış olur inşaAllah” diyenler… Bugün kampanyanın 9. Günündeyiz, topladığımız bağış 6083,87 TL ve tek bir kimse bile güvensizlik yapmadı elhamdülillah. Bir tek kimse bile sormadı ki “Bu paraları sen ne yapıyorsun?” diye. Hoş sorsalar da önemli değil, hepsinin makbuzunu proje bittikten sonra paylaşacağım Allah’ın izniyle. Yardımcım olarak bir annem var yanımda. O da, ben dışarıda iken eve gelen kargoları alıyor. Gece 2’ye 3’e kadar kitap isteyenlere kitapları ayırıyorum, sabah namazından sonra da çıkıp kargoları göndermeye başlıyorum.

 

4- Şu an devam eden bir kampanyayı yürütüyorsunuz ve bir kitleye hitap ediyorsunuz. Bu size nasıl hissettiriyor?

 

Hissiyatımı sordunuz, iki örnekle açıklayabilirim. İlki, her sabah sırtımda en azı 20 kilogram olmak üzere kitap yüküyle 1.5 kilometre yol yürüyorum PTT’ye gidebilmek için ama yaptığım işin verdiği mutluluk ve güç ile hiç ağırlık hissetmiyorum. Günlük attığım adım sayısı en düşük 20 bin. Etkisi olmuyor ama elhamdülillah. Günde 3-4 saat uyuyup da bu kadar yorulan bir kişinin ayakta duramaması gerekirken, ben yine aynı hareketlilikle devam ediyorum hayatıma. İkinci olarak da, ilk başta söylediğim gibi, 1 milyon adet kitabım daha olsa yine bağışlardım. İnsanlarımızdaki bu iyiliği, merhameti, sevgiyi ve güzelliği görünce daha bir güzellik geliyor insanın gönlüne. Onlar bir kıvılcım bekliyormuş. Kıvılcım ben oldum, yangın onlar. 6 bin TL gibi bir tutarı 1 haftada toplamak müthiş bir şey.

 

Bu mini röportaj için başta dergimiz ve sonra kendi adıma teşekkür ediyorum. Ayrıca bir Portakal Sulu Ördek takipçisi olarak çok teşekkür ederim. Yaptığınız bu şey sadece bir yardım faaliyeti olmadı, kitaplarımızı nelerin üzerinde tutmamız gerektiğini hatırlattı. Tamam, kitap kurduyuz ve bu müthiş bir şey ama bunun üzerinde olan birçok şey daha var. Bir manada örnek teşkil ettiniz.

 

Öncelikle röportaj için ben teşekkür ediyorum. Allah razı olsun. Siz de ellerimizden tuttuğunuzu, bize güvendiğinizi göstererek gönlümüze bir sevgi tohumu ektiniz. ?Portakal Sulu Ördek’in Ördek’i olarak da ayrıca teşekkür ederim. Ben bir adım attım, siz koşmamızı sağladınız; ben bir kıvılcım oldum, siz ateşi büyütüp koca bir alana yaydınız. Bu ateşte sayenizde üşüyenler ısındı, aç kalanlar doydu, açıkta olanlar giyindi inşaAllah.

 

Ben de kitaplarımı çok seviyorum, çok çok seviyorum. Gelecekte evlatlarıma “Bak oğlum babanızın böyle bir kütüphanesi var” demek yerine bu olanları anlatıp, Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’in şu kıssasını anlatmak istiyorum: Bir gün Resulullah Efendimiz bir kurban kesilip dağıtılmasını emretmiş. Bütün işler bittikten sonra Aişe validemize ne kaldı diye sormuş. O da, “Bir but dışında hepsini dağıttık” diye cevap vermiş. Efendimiz tebessüm edip şöyle söylemiş, “Desene bir but dışında hepsi bizim oldu.”

 

Biriktirdiğimiz değil, paylaştıklarımız bizim. Ali İmran 92’de der ki Rabbil Âlemin, “Sevdiğiniz şeylerden Allah yolunda harcamadıkça iyiliğe asla erişemezsiniz. Her ne harcarsanız Allah onu bilir.”

 

Âmin, Allah sizden de razı olsun…

 

Siz Efendi Dergi okurlarının da akıllarında bir soru olduğunu anlar gibiyim. Ve bu sorunuza siz sormadan cevap veriyorum. Evet, kampanya hala “Portakal Sulu Ördek” sayfasında devam ediyor. Sonrasında da daimi olarak “Bir Kitap Bir Yetim” sayfasında devam edecek. Satışta bulunan kitaplardan satın alabilir ya da kitaplarınızı yetimlere ulaşmak üzere bağışlayabilirsiniz. Hem ne diyor Peygamber Efendimiz(sav):

 

“Bir kimse bir iyilik yapmaya niyetlenir de yapamazsa, Allah kendi katında o kimse için tam bir iyilik sevabı yazar. Eğer hem niyetlenir hem de o iyiliği yaparsa on iyilik sevabı yazar ve bu sevabı yedi yüze ve daha fazlasına kadar çıkarır…”(Buhari, Rikak:31)

 

Ümmetin şehitlerinin bizlere emanetlerini unutmayalım. 15 Temmuz şehidimiz Halil Kantarcı’nın şu sözü durmadan kulağımızı çınlatsın: “Çoluk çocuğumun huzurla yaşayacağı bir ülke istiyorum. Öteye dünyada düzgün yaşamış biri olarak gitmek istiyorum. Siz neden istemiyorsunuz?”

Etiketler
Filistin Gazze Suriye Arakan Hadis-i Şerif Facebook 15 Temmuz Halep İkinci El Kitap Portakal Sulu Ördek

Yazar Hakkında

Yorumlar

  • 0 Yorum
Ziyaretçi olarak yorum yapıyorsun, dilersen Giriş yap