Bilgiliyiz Vesselam
- Ümmü Gülsüm Şavran
- 2 Nis 2017 - 14:33
- 2 dk okuma süresi
- -
- 0
“Çok gezen mi bilir yoksa çok okuyan mı?” diye meşhur bir soru vardır. Hani cevabı da verilen bir soruydu bu. Şimdi öyle gezmeye okumaya da gerek yok aslında toplum olarak hepimiz çok bilgiliyiz(!) maşallah.. İstisnasız kime ne sorarsanız sorun mutlaka bir cevap alacaksınızdır. Bu kadar bilen(!) kişinin arasında boş çevrilmek mümkün mü?! Cümle başlarındaki ‘bence’ler, ‘varsayalım’lar, ‘biliyorum ama unuttum’lar, ‘bir ipucu ver bak hemen söyleyecem’ler hepimizin aşina olduğu kelimeler değil mi?
Çok enteresan bir durum daha var aslında bilmem farkında mısınız? Benimki de soru mu şimdi, tabii ki farkındasınızdır. Neredeyse bilmediğimiz hiçbir şey yok. Sahi biz neyi biliyoruz? Ne kadar biliyoruz? Neye güvenerek her şeye verecek bir cevap buluyoruz? Okumuyoruz, araştırmıyoruz ama ne hikmetse çok biliyoruz(!).. Sorsanız senede 4-5 kitap okumuyor veya hayatında aklına takılan herhangi bir konuya dair bir araştırma yapma gereği hissetmemiş ama neymiş her şeyi herkesten çok biliyormuş. Zaten Grahambell amca telefonu boşuna icat etmiş; Edison amca da ampulü bulacağım diye günlerce niye çalışmış ki ne gerek vardı biraz sabretseler bizim insanımız onları da bulacakmış nasıl olsa her şeyi biliyoruz değil mi? Bu kadar bilinenin(!) arasında bir bilinmeyen bulmak mümkün mü diye bakmak gerektiğini düşünüyorum ve galiba buldum ‘kabullenmek’ ? evet evet “kabullenmek” kelimesi bu bilenlerin(!) literatüründe yok. İşte bu kelimeden bi haberler.. Neyi mi kabullenmek? Tabii ki “bilmediğini bilmeyi” kabullenmek. İnsanoğluyuz sevgili kardeşim her şeyi bilemeyiz. Allah bize akıl, irade verdiyse bunu kullanmak icap eder. Her duyduğunun doğru olduğunu varsaymak bilmek demek değildir. Her gördüğünü aslını araştırmadan olduğu gibi kabul etmek bilmek demek değildir. Tıpkı aklına her geleni söylemenin doğru olmadığı gibi…
Klasik ama yerinde bir söylem vardır bilirsiniz; “Konuşacağın zaman 2 kez düşünüp 1 söyleyesin diye Allah sana iki kulak ve bir dil vermiş.” Bu söylem günümüzde pek uygulanmasa da ihtiyaç duyduğumuz bilincin tercümesi gibi aslında… Elimizdeki akıllı(!) telefonlar bizim yerimize düşündüğü günden beri beynimiz uyku modu etkin halde bekliyor maalesef; bu gidişe bir dur demenin zamanı gelmedi mi merak ediyorum doğrusu.. Tuşlarla değil de kalemlerle sırdaş olduğumuz zamanlar, kağıtla kalemin zarif dostluğuna misafir olduğumuz ve sözcüklerin ahenginde kendimizi bulduğumuz zamanlar özlemle tütmüyor mu burnumuzda?
…
Sevgili kardeşim her şeyi bilmediğimin ve bilemeyeceğimin farkında olan biri olarak bu gidişattan senin gönlünün de hoşnut olmadığını hissediyorum ve senin şahsında tüm insanlarımıza hitaben nacizane birkaç tavsiyede bulunmak istiyorum.. Aklımızı kullanıp elimizdeki imkanları değerlendirerek evvela araştırma yapmaya yönelmeliyiz. Göz nimetinin güzelliğini kullanıp kitap okumaya yönelmeliyiz. Kulak nimetinin güzelliğini kullanıp gerçek bilgi sahibi kişilerin nasihatlerini dinlemeliyiz. Dil nimetinin güzelliğini kullanıp öğrendiklerimizi çevremizdekilere de anlatmalıyız..
Velhasıl, okumalıyız, okutmalıyız. Bilgilenmeliyiz ve bilgilendirmeliyiz.
Etiketler
Yazar Hakkında
Ümmü Gülsüm Şavran
Bir yanım hüzün bir yanım umut...
Yorumlar