Ben artık Benim
- Edanur Çakır
- 13 Ara 2020 - 19:00
- 3 dk okuma süresi
- -
- 17
Hayatı iki dudağın arasına kilitlenmiş, yüreğine ateşten bir deli gömleği giydirilmiş, ruhuna rol biçilmiş, ayakları yeryüzünden hissiz, gökyüzüne kenetli, kendi hikayesine yabancı, küçük bir kızım. Geç kalınmış bir başlangıcın acemiliği var üstümde. Geride kalanların acısı omuzlarımda ağır bir yük. Bu yükü taşıyamadığım için nefeslerim hep derinden. Yüreğime yeni bir yol çizmek kalemi kağıda sürmek gibi değilmiş. Belki de en zoru yüreğime vurduğum prangaların, düşlerime sinen pas kokularından arınmaktı.
Yeniden başlamak kolay değildi. Özgürlüğüme düşman bir ben vardı içimde. Ben olmak nedir bilmezdim; öyle ya, rol biçilmişti ruhuma. İstenileni yaşar ama ne istediğimi bilmezdim. Uykularım uyanmak için değil daha fazla yok olmak içindi.
Yok olduğumun farkındaydım. Farkında olmak yetmiyormuş her zaman. Varlığım, yaşamak için bir sebep ararken, farkında olmak yaşamak için yeterli bir sebep değildi. Dahası lazımdı. Kurgulanmış bir hayattan fazlası olmalıydı ellerimde. İstenilen değil, istediğim olmalıydım. O zaman kendim için istemeyi, tek başıma yürümeyi, uykularımdan uyanmayı, içimdeki düşmanla barışmayı öğrenmeliydim. Bir başıma geldiğim bu alemde, kalabalıklar içinde, köşe bucak kaçtığım yalnızlığımın, kalabalıklara bedel bir çıkış olduğunu kabullenmeliydim. Kaçtıkça yakalandığım gerçeklere teslim olmalıydım. Beni bana sevdirecek, düşmanımı dost yapacak, yürümeyi öğretecek olan gerçekler. Teslim olmak, yok olmak kadar zor olmamalıydı.
Teslim oldum. İstenilene değil istediğime!
Ve artık kulağıma fısıldanan yalanlardan daha gür çıkıyor sesim. Ruhumun feryadını duyuyorum artık. Onu dinliyorum. Ruhumu hapsettiğim geceyi yırtarcasına doğuyor güneş. Aydınlanmaya başladı yolum. Yürümek için artık daha özgürüm. Özgürleşen yüreğimin umuduyla yürüyorum. Çocuk gibiyim, düşüyorum ama canım yanmıyor . Yansa da umursamıyorum. Açılan yaralarımın iyileşmesini beklemeden oyuna geri dönüyorum. Kulaklarıma dolan çığlıklar var duymazdan geldiğim. Geceler yine çok uzun ama ben karanlığa mum yakmayı öğrendim. Bazen gözyaşlarım avuçlarıma aralıksız düşüyor. Gözyaşlarımla yıkıyorum yüzümü. Soğuğu hissetmiş yüreğimin en güzel sıcağı, arınışıma şahitlik eden dualarım. Kalabalıklar kalabalık ediyor içimde. Yönümü döndürüp Aşk'a, yorulana kadar anlatıyorum. Vazgeçmiyor benden, anlattıkça anlatasım geliyor. Beni en iyi O anlıyor. Bazen sadece susuyorum ama O yine beni duyuyor. Arkama dönüp baktığımda, bıraktıklarımın pişmanlığını yüzüme vurmuyor. Yavaş yavaş öğreniyorum. Eskiden olduğu gibi değil. Cevabını bilmediğim sorular yok edemiyor beni. Soruları ben soruyorum. Cevaplar varlığımı inşa ediyor. Önceden yaşayan bir ölüydüm. Artık ölmek için yaşıyorum. Sanma ki daha kolay oldu her şey. Hayır! Sadece kabuğumu kırıyorum.
Etrafıma örülen etten duvarların içinde, zamanla taşlaşan yüreklerin, ayak uçlarından ruhları çekilmişcesine yaşayan ölülerin, nefret kokan bakışlarından gizlendiğim kabuğum. Kabuğumdan izlediğim dünya, kabuğumdan büyük ama savunmasız. Ve ben savunmasız dünyaya karışıyorum. Toprağı avuçlayan bir çocuğun eline bulaşandan fazlası olamayan dünya, üzerinde sürüp giden varlığa düşman. Karşı koyamadığı her şeyi yutmak istiyor. Ve kim olduğunu bilmekten aciz her yüreği yutuyor. Evet doğru, ben yutulmama ramak kala biliyorum, öğreniyorum. Eskiden yalnızca bakardım şimdi görüyorum. Aslında geç kalmadım. Gözlerime bir mil gibi çekilen dünyanın acısını hissetmek zamanımı aldı. Öyle ya, hissizdim. Kendimi bildiğim gün hissetmeye başladığım gündü.
Hissediyorum ve biliyorum artık, doğduğumda kulağıma okunan isimden daha fazlasıyım. Bir nefeste yankılanan birkaç harften daha fazla! Dinlesin dünya, tonlarca harf, yüzlerce kelime, onlarca cümle. Bir hayat dolusu söz var heybemde. Ama yinede yüreğimden dökülen birkaç cümle.
Ben, artık benim.
Azım ama çoğum.
Ben, artık benim.
Tekim ama varım.
Ben, artık benim
Tek başıma bir âlem,
Tek başıma varoluş.
Etiketler
Yazar Hakkında
Edanur Çakır
Omuzlarımızda, var olduğumuz günden beri yüklü olan bir dava var. Niyetimiz bu davaya hizmet, kalemimiz ise bu davanın hizmetkârı...
Yorumlar