Bazen Bir Susmak
- Sema Aydoğan
- 25 Tem 2021 - 12:49
- 3 dk okuma süresi
- -
- 0
İnan bana sen istersen başlayacak gün, sen gerçekten dilersen açacak çiçekler. Sen yüreğinde hissedersen bir nisan yağmurunda ıslanacak saçların.
Neyi, ne kadar, ne denli içten istiyoruz? Bir olmazı ne denli "olur"a çevirebiliyoruz. Dualarımızdan önce, sarf ettiğimiz onlarca kelime, nerelere saplanıyor? Olurlara mı, olmazlara mı, umudun doruğuna mı, çıkmaz sokaklara mı?
Dilimizden çıkan kelimeler, art arda gelen, aralıksız kurşunlar gibi. Bazen saplanıveriyor bir insan yüreğine, bazen gözden akan bir damla yaş olup süzülüyor. An oluyor ki bir tebessüm buluveriyoruz yahut sevinçten atılan bir çığlıkla irkiliyoruz.
İnsan bazen eliyle ağzına ansızın vurmak istiyor. "Ah, keşke öyle demeseydim, ya kalbini kırdıysam?" Sahi bunu diyebilenlerimiz bir elin parmaklarını geçebiliyor mu? Yoksa hep "haklı" çıkmanın davasını güdenlerin çağında mıyız? "Ben dediysem hak etmiştir." , "Aman canım buna mı kırıldın sen de!", " Ben gerçekleri söyledim, ne var bunda üzülüp ağlayacak?", "Sen de çok kırılgansın, pek öyle de olma." ve daha niceleri...
Gönül yıkılırken dil suspus oluyor, gönül pare pare dökülüyorken yine ve yine sükuta sığınıyor kimi diller. Sus dilim diyor, Rabbin için sus. Incitme, incinsen de. Yıkma sen, binlerce kez yıkılsan da. İncitmiyor, yıkmıyorsun gönülleri. Evet başarıyorsun bunu çoğu kez, Rabbin için sabrediyorsun. Sabrın kalesine sığınıyorsun. Evet evet, itiraf et, bazen de başaramıyorsun. Sussan bu kez gözlerin susmuyor dökülüyor inci mercan, bazen boğazında düğüm oluyor sustukların. Yine de sustuklarım için iyi ki diyorsun öyle değil mi? Konuştukların için pişman olursun ama sustukların için asla.
Empati kavramından yoksun bir çağın tam da ortasında bu hassas kalpler. Öyle ya, "Dünya hassas kalpler için bir cehennemdir." sözü kulaklarımızı çınlatmıyor mu çoktandır? An olur dillendiremediğimiz cümleler, çoktan bir başkası tarafından söylenmiştir. Bir kitap okursun, tam da beni anlatmış, evet evet söylemek istediklerim bunlardı tam olarak der ve çizeriz o cümlelerin altını. Her okuduğumuzda yeni bir anlam kazanan, altı çizili cümlelerimiz vardır hayatta.
Biz hassas kalpler, yine de susmanın, sabrın haklı yanına sarılırız. Bazen bir susmak, bin konuşmaya bedeldir. Bazen bir susmak, çok şey anlatır, anlayana. Bazen bir susmak, haksızı haklı kefesine koyar. Bazen bir susmak, sert bir tokat oluverir, sarsar, sarsılmayan dünyaları.
"Söylesem tesiri yok, sussam gönül razı değil" der şair. Ne söylesek, kimi zaman söylediğimizle kalırız, sözlerimiz bizi aşıp karşıdakine ulaşmaz, havada asılı kalıverir. Sussak, evet sussak da bazen biz havada asılı bir bulut gibi kalırız. Ne yağabiliriz, ne gürleyebiliriz. Bir çisenti olur bizimkisi, yalnız kendimiz hissederiz yağmurumuzu, yalnız bizim saçlarımız ıslanır böyle yağmurlarda. Olsun. Yağmak, ıslanmak... Bunlar da bir nimettir, şu yağmurdan nasibini alamayanlar dünyasında. Öyle değil mi?
Geçmişe şöyle dönüp baktığımızda susanların hep kazananlar olduğunu görürüz. Sabrın, sükutun haklı davası bu. Tutup kaldırmaya değer. Suskunların yurduna gittiğimiz vakit, ebedi suskunluğa kavuştuğumuz vakit, ayrı bir anlam kazanacak dünya. Dilini lal edende olacak konuşma sırası. Biriktirdiğin tüm suskunluklar, arşa varacak, orada yankı bulacak. Şimdi sen suskunlar diyarına gitmeden susmayı yeğlemez de ne edersin? Susmanın erdemine sarılmayı kendine kılavuz bellersin.
İnan bana sen istersen başlayacak gün, sen gerçekten dilersen açacak çiçekler. Sen yüreğinde hissedersen, bir nisan yağmurunda ıslanacak saçların.
İnan bana, susan gözlerin, dudakların, ellerin dahi suskunluklarının öncüsü olacak. İstemez misin, suskunlukların yarın senin kurtuluşunun vesilesi, doğacak gününün habercisi olsun?
Etiketler
Yazar Hakkında
Sema Aydoğan
Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni Kitapsever Hislerini kağıtlara dökmeyi seven Hayata rağmen hayatı seven biri. Ankara🍀
Yorumlar