Fikir Düşünce

Bayan Değil Kadın (!)

  • 4 dk okuma süresi
  • -
  • 4
Bayan Değil Kadın (!)

Bu siteme ilk denk geldiğimde çok moralim bozulmuştu. Üstelik ne olduğunu da anlamamıştım. "Acaba bir terbiyesizlik mi yaptım?" diye düşünmekten de kendimi alamadım. Aslında bu meseleyi şimdi yazıyor olmamın nedeni de şu kadınlar günü geyiklerinin biraz soğumasını beklemekti. Burada şuan yok efendim neden bir gün için hatırlayalım, vay efendim her gün anneler günü, her gün kadınlar günü gibi klişe ve yersiz serzenişlerde elbette bulunmayacağım. Madem bu "bayan-kadın" çatışmasından girdik, o halde önce bunu izah edeyim. Bayan, hanımefendi, hanım gibi sıfatlar cinsiyeti erkek olmayan yani kadın olan insanların adlarının önüne getirilen, bir saygı ve değer ifade eden sıfatlardır. Hem beni bir cinsiyetten ibaret görme demek isterken hem de bana kişilik atfetme anlamına gelen bu "bayan deme kadın de" sitemini aslında tamamen "beni bir cinsiyet olarak gör, insan olarak görme" anlamında anlamamamız için bir neden göremiyorum.

Ben şimdi bu zihniyete "Ayşe kadın, Fatma kadın" desem bunu da kesinlikle çağdışı bulacaklar. Hatta "Iyy o ne be köylüler gibi." falan diyecekler. Bunlar aslında daha kimliği ve zihniyeti tam gelişmemiş bir ergen gibiler. Kendisine bayan değil de veya hanım ya da hanımefendi değil de sadece bir cinsiyet belirten kadın kelimesini sıfat olarak seçmesini ne dil ve edebiyatla ne de mantıkla izah edemem. Kadının bir obje olmadığını bangır bangır bağırarak meydanlarda ellerinde pankartlarla savunan bu zavallıların, aynı zamanda bal gibi "kadın sadece bir objedir" anlamına gelen söylemlerle kafalarını dolduran üst akıllardan haberleri var mıdır? Bu yazımda özellikle dini bir fikir veya kaynağa yer vermeyeceğim. Çünkü insan mantığı kendiliğinden doğru yöne doğru eğilen bir yapıya sahiptir.

Gel gelelim ki bu zavallılar hem obje olmamak hem de onlara bir kültür neticesinde hediye edilen bazı saygı sıfatlarını da kabul etmemektedirler. Canları sağolsun zorlayacak değiliz. Kim kendisini ne olarak görüyorsa öyledir. Ben daha önceki yazılarımda, özellikle bu cinsiyet çatışmalarını konu aldığım yazılarımda bu varlıklara dümdüz olarak dişi diye hitap edilmesi gerektiğini yazmıştım. Birkaç kişiden tepki geldi, izah ettim ama anlamadılar. Ben de daha sonra bir şey demedim.

Obje olmadıklarını, yaratılmış oldukları cinsiyet çerçevesinde saygıyı hak eden bir kişiliğe sahip olduklarını ve bunun gibi ince anlamlar barındıran bu sıfatları neden kabul etmediklerini sorduğumuzda da "genel toplum kalıplarına hapsolmamak" için diye bir savunmaya giriyorlar. Özrü kabahatinden büyük derler ya hani, o hesap. Hay bu genel toplum kalıplarını Allah bildiği gibi yapsın. Ne kalıplarmış yahu bunlar? Ama Batı'nın basit, incelikten uzak, tamamen "masa-kasa-nisa" üçgenine sıkışmış sözde kültürüne sığınarak kendi kimlik ve kültürüne düşman olan bu varlıkları anlamak için hem zeka hem de görgü düzeylerine bakmak yeterli olacaktır. Bu arkadaşların acilen bir "cahiliye mütehassısına" görünmeleri gerektiğini düşünüyorum.

Bu arada benim dikkatimi çeken şeylerden bir tanesi de Cumhuriyet paçavrasının kalem tutmaz, kelam bilmez yazarlarından biri olan rastalı saçlı acayip dişi yaratığın zırvaladıklarıydı. Mine Söğüt isimli bu dişi yaratığın kızlara "baba evinden kurtulmalarını" salık veren ve bunu yaptıklarında güçlü kadın olacakları imasında bulunan, bununla da kalmayıp rastgele cinselliğin önünde bir engel bulunmadığını, ayıp olmadığını ima edip bunun kirlenmek olmadığını telkin eden bir ton lakırdı, zırva... Merak ediyorum, acaba bu dişi, eğer kızlar dediklerini yaparlarsa aileleri ve toplum tarafından dışlandıklarında evinin kapısını onlara açacak veya iş verip karınlarını doyuracak mı? Onları tek gecelik oynaşlarıyla beraber evinin odalarında misafir edecek mi? Bu nasıl bir zihniyettir yahu?

Bu pislik ve iğrenç zihinli yaratıklar da pekala biliyorlar ki kadınların bu istediği ile yatıp kalkma eyleminin özgürlük zannedilmesi aslında yine erkeklere yarayan bir şey. Düşünün ki istediği, önüne gelen erkekle bir şeyler yaşamayı hayat felsefesi hatta bir ritüel haline getirmiş bir kadın var. Ahlaksız ve zihniyeti bozuk hiçbir erkeğin bu "fırsatı" (evet sen özgür hanım, bir fırsattan başka bir şey değilsin) kaçıracağını sanmıyorum. Peki hani kadın değerliydi? Hani toplumun değeri kadınla ölçülürdü? Hani kadın gelişirse toplum da gelişirdi? Sen kadını ahlaksız ve pislik erkeklere meze yaptın, ne oldu?

Lütfen birisi bana bu işin matematiğini anlatsın. Yahu bak hanım kardeşim, ablam; ben bir erkek olarak söylüyorum bunları sana. Dürüstçe söylüyorum. Eğer sen böyle bir zihniyete sahip olsaydın, benim de kendime set çektiğim değerlerim, fikriyatım ve ahlak anlayışım olmasaydı vallahi billahi seni bir fırsattan başka bir şey olarak görmezdim. Erkek budur! Neden hamilelik erkekte değil de kadında olur hiç düşündün mü? Erkek hamile kalacak olsaydı soy sop hak getire...

Ama bu kirli ve iğrenç zihniyet, bu Mine Söğüt ve türevlerinin mensup olduğu sözde özgürlükçü ama özde lağımda esaret olan bu absürd yaşam tarzının amaçladığı şey de tam olarak bu. İstiyorlar ki kendini özgür zanneden kadın sayısı artsın, aynı zamanda onları kullanacak ahlaksız erkek sayısı da artsın ve kaos olsun. Sen kendini özgür zannedip bir gece geçirdiğin erkekten başka birine gideceğin an cesedini bir ormanda, bir gölette, bir mezarda bulurlar. Seni fırsat olarak gören, senin sözde özgürlüğünden faydalanan, o tadı alan senden kolay vazgeçer mi sanıyorsun? Sadece hayvani bir zevki paylaştığın ve tabiri caizse etçil bir hayvana yem olur gibi bedenini sunduğun o erkek, seni insan gibi bırakır mı sanıyorsun? Haydi birisinden kurtuldun, ya diğerleri?

Bizim şimdiki bayanlar (pardon kadınlar) aile kavramını, ortamını, hanım olmayı, anne olmayı, gelin olmayı bir kısıtlama zannederken onlarca erkeğin mezesi olmaya bir eleştiri getiremiyor. Çünkü kendi aklıyla düşünmesine bile izin verilmiyor. Bana sadece kadınlara yönelik ahkam kesiyorsun diyecekler. Yahu erkeklere yönelik ne diyeyim? Sizin gibi düşünen annelerin yetiştireceği erkek nasıl olacaktı başka?

Etiketler
cumhuriyet gazetesi rasta Mine Söğüt Ahlak aile Kemal Ağca efendidergi dergicilik yazı Deneme toplumsal cinsiyet kalıpları İstanbul sözleşmesi

Yazar Hakkında

Kemal Ağca

Mezar taşıma, "hep yazdı ama yazar olamadı..." yazın

Yorumlar

  • 4 Yorum
Ziyaretçi olarak yorum yapıyorsun, dilersen Giriş yap