Baba Peki ya Masal?
- Kübra BİLGİSEVEN
- 23 Ara 2017 - 10:07
- 3 dk okuma süresi
- -
- 0
Bana bir masal anlat baba. Baba? Duymuyor musun beni? Hadi silkele üzerindeki toprağı ve kalk. Sırf senin sesinden masal dinlemek için geldim onca yolu. Neden susuyorsun baba? Kızdırdım mı yine seni? Kimsenin bahçesine zarar vermedim. Hocalarım da şikayetçi değil. Başarılı bile sayılabilirim derslerimde. Eski yaramaz kızın yok artık. Uslandım ben. Hatta sessiz sakin biriyim. Kızdığımda, bunaldığımda bile içime haykırıyorum beni boğan her şeyi. Kimseyi sevmiyorum artık. Kimseyi sevmemek demek insanlara kin duymak değil ama baba. Kin önce bulunduğu kalbi yer diyorsun ya… Ben kin tutamam baba. Benim kalbim yok. Yoo söylenme hemen. Okulda unutmadım yine. Gömdüm kalbimi baba. Seninle beraber toprağa verdim. Sen orada sevgisiz kalıp üşüme diye. Babalar üşümez normalde değil mi baba? Orası normal değil ki ama. Toprak soğuk olur. Kışın ayaklarımız üşür ayakkabılarımız olmasına rağmen. Derste hocamız da söylemişti. “Toprak hızlı ısınır ve hızlı soğur.” Senin canın incinir baba o zaman. Yani benim canım. Sahi insan cansız da yaşar mı? Hani bir kere parkta bir kediyi kuyruğundan yakalamış ve çekmiştim. Tiz bir miyavlama ile çevresinde dönmeye çalışmıştı zavallı hayvan. Bana kızmıştın sonra. ”Hayvanın canını yakıyorsun!” demiştin. Üzülmüştüm bağırdığın için ama daha çok merak etmiştim can ne demek diye.
Üç gün bunu düşündüm. Hatta bir gece rüyama girmişti kedinin canı. Upuzun kulakları vardı, gözleri kırmızıydı ve pençeleri korkunç görünüyordu. Çok korkmuştum ve sizin yanınıza gelmiştim hemen. Kocaman kollarınla beni sarmıştın hani İronman gibi. ”Can nedir?” diye sormuştum. ”Annen ve sen sen.” demiştin. ”Ama biz canavar değiliz ki!” demiştim. Dünyanın en tuhaf şeyini duymuş gibi kahkahayı basmıştın. ”Can…” demiştin, ”…insanın yaşama sebebi, aldığı nefestir. Ruh gibi.. Eğer canımız olmasaydı bedenimiz etten robot olurdu.” ”Anladım casper gibi yani” demiştim. Yine gülmüştün. Ne çok gülerdin zaten bana. ”İnsanların canı var. Mesela mandallarla oynarken elin sıkışınca canın yanar ya da salıncaktan düşünce ya da çok istediğin oyuncağı almadığımda, arkadaşınla kavga ettiğinde duyduğun acılar canının yanmasıdır. Hayvanların ve bitkilerin de canı vardır. Zarar verirsek eğer canları yanar. Hatta eşyaların bile.” Ama benim canım yok baba. Soğuk ve nemli bir toprak benim ruhum. Karanlık aynı zamanda. Oysa babalar gelince çocukların gözlerine güneş doğardı. Irmaklar hep sevinçten coşardı ela gözlerimde. Ya şimdi baba? Gözlerimde güneşi görebiliyor musun? Göremezsin. Işıkları kim kapattı baba? Yine mi elektrikler gitti? Neden bu dipsiz karanlık? Coşan ırmaklar mı? O hala aynı baba. Her gece taşıyor yatağından. Sevinçten mi? Yok baba… Senden sonra sevinmek de ziyaret etmez oldu hanemizi. Hüzünden baba. Özlemden… Öyle çok özlüyoruz ki seni… Ne göğsümüze sığıyor, ne gözümüze. Dere olup taşıyor. Günler hep sensiz aşıyor…
Geçen, camdan dışarıyı seyrediyordum. Oradaydın. Yolda yürüyordun. Rüya sandım önce. Değildi, canım yanıyordu. Rüyada can yanmazdı. Pencereyi açıp ”Baba!” diye haykırdım. Dönüp baktın. Ama sonra gittin. Zaten sen değildin. Sen gitmezdin. Kollarını açıp ”Gel bakalım bal kızım.” derdin. Kocaman sarılırdım sana. Elimi hemen cebine daldırırdım. İşte! En sevdiğim çikolata. Sonra kocaman öperdim seni. Seni öpmeyi çok severdim. Hele de çikolata almışsan. Saçlarımdan öperdin sen de. Saçlarım hani baba… Bir kere annem hasta olmuştu da sabah sen taramıştın saçlarımı ama bir türlü bağlamayı becerememiştin de ”Sana açık saç daha çok yakışıyor.” diyerek salmıştın. Tüm gün öğretmenden azar işitmiştim sonra. Bak baba. Görüyorsun değil mi? Yine saldım sen seviyorsun diye. Sözünü hep dinliyorum artık.
Nerede masalım baba? Hadi anlatmanı bekliyorum. İstersen yardımcı olayım sana. Ben seçeyim masalımı. Uyuyan güzeli anlat bana. Prens gelip öperek uyandırıyor ya hani. Tıpkı senin gibi. Sabahları yanaklarımdan öperdin, hemen uyanırdım. Kapatayım mı gözlerimi? Öpecek misin baba? Uyumam için elime iğnenin batmasına gerek yok. Canım zaten yanıyor.. Masalım baba? Yanına kıvrılırım. Süslü yatağa gerek yok. Güzel kıyafetler de istemiyorum. Çikolata bile hatta! Gözlerim baba, kapalı. Prensim, baba neredesin? Masal da mı yok? Ya sesin? Taşıyorum baba, ses ver! Boğuluyorum. Elimi tut! Bir kere sarıl, ellerimden tut ve havalara uçur sevinçten. Usluyum baba, daha da uslu olacağım. Sesin? Ya masal baba?
Baba!..
Yorumlar