Din Fikir Düşünce Güncel

Ayasofya Bizim mi?

  • 6 dk okuma süresi
  • -
  • 0
Ayasofya Bizim mi?

Bu ilginç başlığı atmama sebebiyet verecek olan yazımızın konusunu, sorduğum bir soruya aldığım muazzam cevap oluşturacak İnşaallah. Uzun süredir Kudüs krizi ile kriz geçiren bizler bu krizin çözümüne yönelik feveranlar yapmakta ve kimi zaman yerinde kimi zaman da namüsait çözümler sunmaktayız.

Bu mesele ile ilgili iki çözüm sunup, ikisinin de çözüm olduğu yanılgısına düştüğüm için kıymetli bir abime Kudüs konulu sohbetimizde çözümlerden birisini sorma gereği duydum. Bana verdiği güzel cevap karşısında gerçekten çok etkilendim ve bu soruyu sorduğum için ve hatta bunu çözüm görme gafletine düştüğüm için derinden müteessir oldum. Fart-ı muhabbetimi kazanan kıymetli büyüğüme beni bu noktada ihya ettiği için müteşekkir kalarak evime dönerken de, yolda almış olduğum cevabın tatmin ediciliği ile mesut ve bahtiyar olmanın kıvancını hissettim kalbimde.

Önce bu iki çözümü izah edip, akabinde o ikisinden birisinin çözüm olmadığının izahını yapmaya geçmek meselenin künhüne vakıf olunması açısından yerinde olacaktır kanaatindeyim.

1) İlk çözüm kesinlikle dini hassasiyetimize saldıran o teröristlerin hassasiyetinden (teröre varmadan, had aşılmadan, hukuklar çiğnenmeden, kısas kriter alınarak ve mislince bir muamele ile) vurarak bunun ne kadar can acıttığını ve yürek yaktığını anlamalarını sağlayıp bu teröre son vermelerine yönelik yaptırım uygulamak.

Yani daha da açacak olursam Kudüs üç dinin kutsal mekanı görülebilir ancak, muharref dinlerin Kudüs’e yaklaşımı asla ve kat’a bizim gibi olamaz! Kudüs bizim ilk kıblemiz ikinci mescidimiz ve en büyük değerlerimizdendir! Bu yüzden mukaddesatımıza saldıranlara karşı yaptırım uygulayacaksak onların da bu hissiyata kapılmasına sebebiyet vermeliyiz ki empati kurabilecek medeniyeti göstersinler.

Bunun için de Kudüs’e saldırıp ambargo uyguladıklarında devletimiz ne kadar merkezi konumda olan sinagog varsa hepsini kapatmalı veya kapatmakla tehdit etmelidir ki bir din müntesibinin, ait olduğu dininin kutsal mekanından uzak tutulmasının ne kadar çirkin bir eylem olduğunu idrak edebilsinler. Ayrıca onlara ait olan okul veya vakıflar da zulümleri devam ettikçe topun ağzına alınmalı ve ülkemizin yaptırımındaki ısrarı göz önüne alınacağı için, bunu yapacağımıza olan inanç ve korkuları artmalıdır ki zulümden geri dursunlar. (Burada İsrail konsolosunu ülkesine kovma kararını tebrik etmemek haksızlık olur kanaatindeyim. Ülkemizi bu dik duruşundan ötürü tebrik ediyor, aynısının Amerika için de yapılmasını ümitle beklediğimi beyan ediyorum.)

Bu uygulamaya konsa eminim ki bizi topa tutarlar. Ancak yapmasak da tutuyorlar. Elinde silah olan 20 kişi elinde taş olan bir çocuğu veya genç kızı öldürüyor ve dünya “elinde taş olan teröristi etkisiz hale getiren kahraman askerler” diye lanse ederek öldürüleni terörizm ile yaftalıyor. Haliyle de akla şu soru geliyor

“TERÖRİST BİZSEK NEDEN HEP ÖLEN BİZİZ?”

2) İşte bu şık, çözüm zannettiğim yanılgının olduğu şıktır. Ben ikinci çözüm olarak “AYASOFYA’NIN İBADETE AÇILMASI GEREKTİĞİNİ” düşünüyor savunuyor ve sunuyordum ekseriyetle. Dün misafir olarak gittiğim bir yerde muazzam bir sohbet yapıldı. Orada İFADER kurucusu Orçun Şekercioğlu sohbet veriyordu. Kudüs ile alakalı güzel tespitler sunduğu için ben; “Hocam, Kudüs’e yapılan ambargo ve zulme karşın Ayasofya’yı ibadete açsak çok güçlü bir imaj oluşturmaz mıyız?” Diye sordum.

Evet, elbette oluştururuz gibi bi cevap bekleyip çözümün haklılığının huzurunu yaşayacakken; “Hayır” cevabını aldım. Ancak devamındaki açıklama şaşkınlığımı giderdi ve kalbimi tatmin etti.

Orçun Abi cevap olarak şöyle devam etti :

“Hayır daha güçlü bir imaj oluşturmayız. İsrail her Kudüs’ü ambargo altına aldıkça, Ayasofya’yı ibadete açalım demek Ayasofya’yı kaybettik demeye eşdeğerdir. Öncelikle bilinsin ki Ayasofya’nın açılması çok gecikti. Hemen şimdi açılması lazım ki dedem Fatih’in bedduasına düçar olmayalım. Akabinde neden kaybetmeye eşdeğer olduğunu söyleyeyim. İsrail Kudüs’ü vurdukça Ayasofya’yı ibadete açalım demek, onlar vurmadıkça Ayasofya’ya karışmayalım, onlar Kudüs’e dokunmasın biz de Ayasofya’ya dokunmayalım demek gibidir. Ayasofya zaten bizim ve camii olarak ibadete açılmalıdır. Neden bizim olanı biz, başka bizim olanın muadili bir mukayeseye tabi tutarak pazarlık yapalım ki?”

Kudüs de bizim Ayasofya da bizim ve biz bizim olan bir şey için pazarlık yapmayız. Ancak her krizde bunu dile getirip, kriz ortamı yokken çok cılız bir ses halini alan bizler açıkça “Kudüs’e dokunmayın Ayasofya’ya dokunmayalım” demekteyiz.

En Azından Karınları Tok Ölüyorlar…

Şurası iyi bilinsin ki, olması gereken en kısa zamanda Ayasofya’yı ibadete açmak ve Kudüs’e dair kamuoyu oluşturarak yine bizim olana sahip çıkarak destek olup bu zulmü yayarak algıları toplamaktır. Ayrıca Kudüs’e insani yardım yapmak yanlıştır. Zira onlar aç ölmek yerine tok ölüyorlar. Biz de bu manzara karşısında “en azından karnı tok gitti” demeye getiriyoruz insani yardım yaptıkça. Kudüs’te kassam tugaylarında (Allah onları Muzaffer eylesin) 1 milyon 700 bin asker var. Ve halkın tok ölmeye değil, bu askeri güçle birlikte Kudüs’ü savunmak adına silaha ihtiyacı var. İslami devletlerin yapacağı en iyi yardım silah yardımıdır. Üstelik gizli değil açıktan yapılmalıdır ki Müslümanların birlik olduğu mesajı kafirlerin kalbine korku salsın. Ayrıca Kudüs Filistin’in mi ki koruma görevi sadece onlara hamlediliyor? Kudüs bizimdir, Kudüs ümmetindir. Bu yüzden Kudüs’ü koruma işini Gazze’li kadınlara, gençlere ve dahi ihtiyarlara bırakıp insani yardımla iktifa edince Kudüs’ü korumuş olmuyoruz. Bilakis zulme terk etmiş oluyoruz. İnsani yardım elbette olmalıdır ancak; Kudüs’ü korumak için elimizden geleni izzetlice yaptıktan sonra gelen zaferden sonraki ihya ve inşaa sürecinde olmalıdır ve yerleri karıştırılmamalıdır.

Son olarak bir meseleye daha değineyim: Biraz önce dedik ya, “Biz bizim olanın pazarlığına girişmeyiz” diye. Ve “Kudüs de bizim Ayasofya da bizim, bu yüzden pazarlığa girişmeyiz, Kudüs esaretten kurtarılmalı ve Ayasofya ibadete açılmalı!” diye. Ben bunu daha da ileriye taşıyarak şöyle söylüyorum: “Az bir zaman önce bizlerin Devlet-i Âl-i Osmanlı’dan kendilerine vali atadığımız ne kadar belde varsa hepsi benimdir, hepsi bizimdir ve biz onlar konusunda da pazarlık yapmayız. Mısır konusunda, Suriye konusunda, Irak konusunda, Orta Doğu ve Balkanların bir zamanlar bize ait olan ve bizlerin atadığı yöneticilerle idame olunan toprakları konusunda dahi pazarlık yapmayız. Bırakın bu beldeleri, Bulgaristan konusunda bile pazarlık yapmayız!

Japonya konusunda yaparız, Almanya konusunda da Fransa konusunda da ama bizim olanlar konusunda asla pazarlık yapmayız.

Bu yüzden toparlayarak söyleyeyim ki: “İsrail Kudüs’e saldırınca değil, her zaman diliminde Ayasofya’nın ibadete açılması gündem edilmeli ve bunun en kısa zamanda olması için adımlar atılmalıdır.”

Sizlerde oluşturduğu tesir nedir bilmem ama beni derinden etkileyen bu sözler, ziyadesi ile ehemmiyete haiz olup can kulağı ile dinlenmesi gereken sözlerdir. Mazlumların hısmı, zalimlerin ise hasmı olan Türkiyemiz eminim ki, bu sözlere kulak vererek bu adımları atarsa, izzetine İzzet, itibarına itibar ve büyüklüğüne büyüklük katacaktır Allah’ın izni ile.

İşte o zaman “Bir gece ansızın gelir, krallığınızı İMPARATORLUĞUMA katarım.” Diyen dedemiz Fatih Sultan Mehmet Hân’a yakışır bir torun profili sergilemiş oluruz ve eski izzetli günlerimize kavuşarak ihtişam ve iktidar sahibi oluruz. Bu da mazlumun kalbine ilaç, zalimin kalbine ise zehir olmak demek olur ki bunun literal karşılığı: MÜSLÜMAN OLMAKTIR!

Rabbim bizleri “O sizi Müslüman olarak isimlendirdi” ayetine mutabakat gösteren Müslümanlardan eylesin.

Rabbim bizleri asil bir öfke ile öfkelenen feraset abidelerinden eylesin.

Rabbim en kısa zamanda Ayasofya’da namazlar kılmayı hutbeler irad etmeyi, ezanları haykırmayı ve tevhidi tüm dünyaya duyurmayı nasip eylesin.

Kudüs’ün esaretten kurtuluşunu bizlerin eliyle yapsın.

Bizleri heybetli kimseler kılsın.

Ve intikamına bizleri memur eylesin inşALLAH.

Zafer yakındır istikbal islamındır.

Etiketler
Filistin Gazze İslam Türkiye Zulüm Kudüs Ayasofya Ambargo palestine nabka70

Yazar Hakkında

Yorumlar

  • 0 Yorum
Ziyaretçi olarak yorum yapıyorsun, dilersen Giriş yap