Psikoloji

Aşağılık Kompleksi/Yetersizlik Hissiyle Baş Etme Yolları

  • 11 dk okuma süresi
  • -
  • 0
Aşağılık Kompleksi/Yetersizlik Hissiyle Baş Etme Yolları

Çağımızın genel sorunu özgüven eksikliğinden ve İnsanın kendini yeterince güvenmemesinden doğan bir ruh hastalığından bahsedeceğim.

Aşağılık Kompleksi Nedir ?

Alfred Adler tarafından ortaya atılmış ve bireysel psikoloji alanında incelenmiş olan, kişinin bazı yönlerden kendini diğerlerinden aşağı hissetmesine neden olan psikolojik rahatsızlıktır.

Peki Bu Kompleks Nasıl Ortaya Çıkar?

Hayatımızda gerek bedensel gerek ruhsal olarak eksik ya da yetersiz bir yanımızın olduğunu hissederiz. Bu yan diğer olumlu yanlarımıza göre çok baskındır. Aşağıda sıraladığım şekilde bir düşünceye sahip olmak yetersizlik kompleksine sahip bireyler olmanıza neden olabilir. En önemli noktalardan bazıları ise şunlardır:

  • Zamanın olmamasını bahane etmek ve Tembellik

Hepimiz zamanın darlığından yakınırız. Bize verilen 24 saat hiçbir şey yapmamıza izin vermiyor diye bir yanılgı içerisindeyiz. Sabah kalkıp akşama kadar çeşitli uğraşlara gireriz ama her nedense bu uğraşların içerisinde fiziksel ve zihinsel gelişimimize katkıda bulunacak hiçbir faaliyet bulunmaz. Ancak şunu söyleyebilirim ki dostlar, yirmi dört saat içinde zihinsel çalışma yapmak ya da kültürel aktivitede bulunmak için bir kaç saat zaman bulamamak mümkün değildir. İnsan zihni canlı ve verimli iken şayet bu anlara vakit ayırmak isterse yine de birkaç saat bile yeterli olabilir. Bu verimli anlarda not almak, kopya çıkarmak ve bu heba edilen zamanlar için bir çizelge yani yol haritası eklenirse, plan ve programlı olarak kendimizi geliştirmek için hiçbir bahane olmayacaktır. Her şey basit, sadece biz aceleci davranıyoruz. Günde 10 İngilizce kelime ezberlesek bir ayda 300 telime ezberleriz. Bir yılda ise 3650 kelime bu ise bizim bir İngilizce makale okuyacak kadar yetkin hale getirir. Mesela matematiği zayıf olan birisi matematik çalışmalı, kilo problemi olan birisi spor yapmalı, düzenli beslenmeli vb... Bunlar hızlı bir şekilde öğrenilecek şeyler değildir. Zamana yaymalı ve aşamalı olarak yol kat etmeliyiz.

  • Erteleme

İnsanlar kendilerine verilen sorumluluklarını bazen fiziksel ya da psikolojik yorgunluklarından veya vaktin olmamasından dolayı ertelerler. Bu sorumluluk ya da iş yükü daha sonra birikir ve daha ağır bir şekilde karşımıza çıkar. Vaktinde yapılsa çok kolay ve kısa sürede yapılacak olan bir iş daha sonra çok zor ve uzun bir işe dönüşür. Zamanında yapmadığımız, ertelediğimiz bu iş daha sonra bize yük olarak gelir ve ona karşı mesafeli olmaya başlarız. Gözümüzde büyür ve bize korku verir. İşte yetersizlik hissine neden olabilecek bir etmen daha.

  • Hiçbir çaba faydasız değildir

Hayatımız boyunca okuduğumuz hiçbir yazı ya da dinlediğimiz, içerisinde bulunduğumuz konuşmalar faydasız değildir. Elbette vaktinde öğrendiğimiz her bilgi, daha ileride kullanabileceğimiz altın değerinde bir rehberdir. Bunun farkına vararak çalışmalıyız. Aksi taktirde okumaya, öğrenmeye olan önem azalacaktır.

Aşağılık kompleksinin başlıca belirtileri ise şunlardır denilebilir:

  • Önümüze hedefler koyup bu hedeflere ulaşamamak, (genellikle bu hedefler gerçekçi değildir)
  • iş yerlerinde gerekli potansiyeli gösteremediğimizi düşünmek, (ilginizin olmadığı iş yapıyor olabilir misiniz ?)
  • Arkadaş çevresince ilgi, sevgi ya da saygı duymadığımızı düşünmek,
  • Başkasının başarılarını ve özelliklerini sürekli kendi başarılarımızla kıyaslamak ve üstün görmek. (zeka, enerji, başarı, kas, saç rengi, göz rengi)
  • Başkalarının yapabileceğini yapamayacağımızı düşünmek,
  • Elimizdeki imkanları görmeyip olmayan şeylere odaklanmak,
  • Başkasının ilgi ve hayallerini kendi ilgi ve hayallerimizden üstün tutmak,
  • Ün yapmış siyasetçi, sporcu, din adamı vb. gibi kişiler olamayacağını düşünmek ve buna inanıp harekete geçmemek ya da haraket halindeyden yarıda bırakmak/pes etmek.

Bu Komplekse Sahip Olan İnsanların Özellikleri Nelerdir?

  • Aşağılık kompleksine sahip olan insanlar başarısızlıklarını genelde başkasının suçu olarak görürler.
  • Başkalarını suçlayarak yetersiz olunan noktaları gizlemeye çalışırlar.
  • Verilen sorumlulukları ve işi o anda değil daha sonra yapmaya eğilim gösterirler. Yani ertelerler.
  • En çok göze çarpan detay ise kişilerin kendini ispat etme çabasıdır. Kişiler kendilerini sürekli hem başkalarına hem de kendilerine ispat etme çabası içindedirler.
  • Kendinde olduğunu düşündüğü yetersizliği telafi etmek için olağanüstü çaba harcarlar.
  • Bu tip insanlar genellikle vakitlerini kısıtlı olmasını bahane ederler. Fiziksel ya da zihinsel olarak kendilerini geliştirmezler.
  • Yine bu tip kişiler eleştiriye karşı fazla hassastırlar yani tahammülsüzdürler. Sürekli övülme ihtiyacı duyan ve kendilerinden bahsedilmesini isteyen bir yapıları vardır. Yani sürekli başkaları tarafından onaylanmak isteyen ve daha da önemlisi başkaları tarafından onaylanma ihtiyacı duyan bu kişiler her şeyi karşılaştırma yoluyla anlamaya çalışırşlar. Bu da oldukları kişi ile olmak istedikleri kişi arasındaki uçurumu hem anlatmakta hem de aşağılık kompleksinin en önemli belirtileri arasında yer almaktadır.

Bu şekilde hareket edildiğinde yetersizlik hissine neden olan şeyi saklarız ve düzeltemeyiz. Yetersiz olduğumuz özellikleri geliştiremezsek hayatımız boyunca aynı şekilde ve aynı seviyede hayatımızı yaşamaya devam ederiz.

Ayrıca depresyon, kaygı, ilişki bağımlılığı ve travma sonrası stres gibi psikoljik sorunlar da yetersizlik hissinin kaynağı olabilir.

Eksikliklerimizi ve Yetersizliklerimizi 'Kabullenme' Evresi

Unutmamalıyız ki, herkesin kendini eksik ve yetersiz hissettiği özellikleri vardır. Şarkıcıların, oyuncuların, meşhur siyasetçilerin, hatta ünlü din adamlarının bile... Hiçbirimiz şu dünyaya tam teşekküllü olarak gelmedik. Hepimiz bazı konularda yetersiziz, ancak bunların üzerine gidip bu yetersizliklerimizi giderebiliriz.

Zıtlıkların varlığı şükür sebebidir. Her şey mükemmel olsaydı hayatın tadı olmazdı.

Düşünsenize; her şeyimiz mükemmel olsaydı, mesela çok zengin olsaydık paranın kıymetini anlar mıydık? Ya da bazen hastalanmasaydık sağlıklı olduğumuzun kıymetini? Zıt olan şeylerin varlığı ile diğerinin değeri artar. Hayatta hep zenginsiniz ve hep kazanıyorsunuz. Ev alıyorsunuz, araba alıyorsunuz, holdingler, gökdelenler dikiyorsunuz... Habire kazanıyorsunuz. Nereye kadar? Doyumsuz bir zengin, yaptığı her şeyi eksik görür ve hep daha fazlasını yapmak ister. Çünkü kendince yetersizdir. Hep daha fazla, daha daha fazla yapmak ister. Fakir olmasaydık zenginliğin tadını bilir miydik? Sıcak su, herkese ait odalar, çeşit çeşit yemekler... Bunların güzelliğini, önemini ancak ve ancak bunlardan yoksun olduğumuz zaman anlayabiliriz.

Bilinmesi gereken bir mesele de kişilerin eksikliklerine odaklanmasının onu ileriye götürmeyeceğidir. Ancak bunun farkına varıp bunları düzeltmeye çalışması ya da düzeltilemeyecek şey ise mesela sakatlık, genetik faktör olan göz rengi, ten rengi, boy uzunluğu gibi, bunları da kendisini oluşturan şeyler olduğu için sevmesi gerekir.

Sarı bir saçınızın olmaması, kaslı olmamanız, kısa boylu olmanız ya da gözlük takmanız, şaşı gözlere sahip olmanız sizin çirkin olduğunuz anlamına gelmemeli. İnsanın en güzel hali doğal halidir. Kendi eksikliklerimizi olduğu gibi sevdiğimizde özgüvenimiz artacak ve hayata karşı gerekli motivasyonu kazanacağız ve şu hiç unutulmamalıdır ki dostlar, hiçbir akıllı ve kültürlü insan bir başkasını dış görünüşü ile asla yargılamaz.

İslam'ı, Yetersizliği Yenmede Aspirin Olarak Kullanmak:

(Not: Yetersizliğin bir sebebi de ümitsizlik olduğundan ağırlıklı olarak ümitsizliğin giderilmesine yönelik ayet ve hadislere yer verdim. Yetersizlik kompleksi çeken bireyler için güzel bir yazı olabilir)

Siz Allah tarafından bu şekilde yaratıldınız ve bu halinizle en güzelisiniz.

Çirkin kelimesini İnsanoğlu çıkardı. Allah'ın katında güzel ve çirkin yoktur. İyi insan ve kötü insan vardır. İyi amel, kötü amel vardır. Üstünlük ne zenginlikte, ne yakışıklılıkta ne de soydadır. Üstünlük takvadadır. Ne Arap'ın Beyaz'a bir üstünlüğü vardır ne de Beyaz'ın Arap'a. Her halimizle Allah'ın yarattığı mucizevi bir eseriz. Hepimizde bir kalp, kan ve gözümüzde akan göz yaşı aynıdır. Üzgünken de aynıyız, sevinçli olduğumuzda da. Bizler her halimizle Allah'ın kullarıyız.

Ne güzel özetlemiş Amine Annemiz;

“Her başlayan biter. Her gelen gider.
Her yeni eskir. Her taze bayatlar.
Her güzel çirkinleşir. Her yaşayan ölür.
Ezeli ve ebedi olan sadece Allah’tır.
Oğlum Muhammed’im... Yolun bundan sonrasını bensiz gideceksin.
Korkma! Allah (c.c.) seni asla zayi etmeyecektir”
(Hz. Amine)

Bunun bilincine vararak her şeyin geçici olduğu, ancak iyiliğin kalıcı olduğu unutulmamalıdır.

Allah (c.c.) her kimseyi belli bir şekilde yarattı. Kimisi uzun boylu, siyah tenli, sarı saçlı. Kimisi yürüme, konuşma, duyama ve görme engelli olarak dünyaya gelir. Allah istediği kimseyi istediği şekilde yaratabilir. Biz her hailimizle Rabb'imize şükretmeliyiz. Elimizde olanlardan dolayı hamd etmeliyiz. Her şeyin geçici olduğu dünyada ahiretin edebi olduğu bilincine varmalıyız ve buna göre hareket etmeliyiz. Şüphesiz öbür dünyada sabredenlere çok güzel mükafatlar vardır. Ayrıca şüketmek, eksik olduğumuz şeyleri kabullenmektir; bunların hayatımızda var olacağının, bu özelliklerimizin bizleri oluşturan şeyler olduğunun ve bunlarsız hayat olmayacağının bilincine varmak gerekir.

Ümitsizliğe kapıldığımız zaman Allah'tan umudu kesmemeli, ona dua etmeliyiz Aşağıdaki ayetler buna yöneliktir.

  • Yusuf Suresi, 87. ayet: "Oğullarım, gidin de Yusuf ile kardeşinden (duyarlı bir araştırmayla) bir haber getirin ve Allah'ın rahmetinden umut kesmeyin. Çünkü kafirler topluluğundan başkası Allah'ın rahmetinden umut kesmez."
  • Hicr Suresi, 55. ayet: Dediler ki: "Seni gerçekle müjdeledik; öyleyse umut kesenlerden olma."
  • İsra Suresi, 83. ayet: İnsana bir nimet verdiğimizde sırt çevirir ve yan çizer; ona bir şer dokunduğu zaman da umutsuzluğa kapılır.
  • Rum Suresi, 36. ayet: Biz insanlara bir rahmet taddırdığımız zaman, onunla sevinirler; kendi ellerinin takdim ettiği dolayısıyla onlara bir kötülük isabet ettiğinde, hemen umutsuzluğa kapılırlar.
  • Zümer Suresi, 53. ayet: (Benden onlara) De ki: "Ey kendi aleyhlerinde olmak üzere ölçüyü taşıran kullarım. Allah'ın rahmetinden umut kesmeyin. Şüphesiz Allah, bütün günahları bağışlar. Çünkü O, bağışlayandır, esirgeyendir."

Kendimizi yetersiz ya da eksik hissettiğimizde Allah'ı hatırlamalı, sabretmeli ve şükretmeliyiz. Her şeyi kontrol eden bir Yaratıcı'nın varlığı bizi rahatlatacaktır.

Olanı geliştirmek, olmayanı düzeltmeye çalışmak ya da olduğu gibi sevmek gerekir.

Matematik dersinden yetersiz olmamızın sebebi çalışmak için vakit ayırmıyor olmamızdandır. Bu geliştirilebilir ancak sakat, ten rengi siyah/beyaz, olan birisi bu özelliklerini değiştiremeyeceğinden bunlarla var olduğunu, bunları olduğu gibi sevmesi gerekir. Eğer bu yapıldığında hayatımızda var olan güzellikleri görebileceğiz. Her anlamda kendimizi geliştirebilecek, potansiyel, ilgi ve donanımımıza göre mesleklerde çalışabileceğiz. Hayatımız uyum içinde olur ve mutlu mesut yaşarız.

Yetersizlik ile ilgili bir alıntı...
İki ayak üzerinde yürümeye yeni başlamış bir çocuğu düşünün. Acaba ilk denemesinde bunu başarabiliyor mu? Peki bunu başaramadığı için kendini yetersiz ve eksik hissedip denemekten vazgeçiyor mu? Kesinlikle hayır. Bir çocuk yürüyene kadar birkaç ay çaba harcayarak sonunda iki ayak üzerinde dengede durabiliyor. Peki biz onu yürümeye çalışırken eleştirip ayıplıyor muyuz? Kimsenin böyle bir şey yapacağını düşünmüyorum. O zaman neden kendine bu eleştiriyi yapıyorsun? Bir iş ya da başka bir durumda zorlandığın zaman demek ki o durumu ele alıp yönetebilecek bir pozisyonda değilsin. Burada yapman gereken bu durumu kabul ederek o durumu yönetebilecek ya da yapabilecek yeterliliğe nasıl gelindiğini araştırmak ve sonrasında çalışmaya devam etmek. Hayatta belli bazı şeyleri başarmış kişiler, sanki artık yeni beceriler ve öğrenme alanları yokmuş gibi ellerindeki bilgi ve tecrübe ile tüm her şeyi yönetmeye çalışır. Oysa ki her an bir çocuğun heyecanı ve şevki ile öğrenmeye devam ettiğin sürece hayattaki çeşitli alanlardaki yeterliliğin artacak.

Aşağılık Kompleksini Nasıl Yeneriz ?

  • Her alanda yeterli olduğunuzu hatırlamak.

Yaptığınız her davranışta ya da sözde birilerinin onayına ihtiyacınız var mı ? Gaz ile çalışan biri iseniz bu gerekli evet, ama herkes kendi düşüncelerini yapmakta özgürdür. Biz insanlar onay ihtiyacı hissettikçe hayatımızın dizginleri hep başkasının elinde olacaktır. Başkalarının sizin hakkınızdaki düşünceleri önemli mi? Kendi hayatınızı başkalarının hayatına göre yaşamak ne kadar mantıklı? Unutmayın ki bu dünyada kendi özünüz, kendi ilgi ve ihtiyacınızla varsınız.

  • İkinci olarak her hastalıkta ve sağlık probleminde olduğu gibi bunu da kabullenmek.

Yukarıdaki yazımda eksikliklerimizi kabullenme evresini anlattım. Kabullenme olmadan maalesef bu koplekse sahip bireyler olmaya devam edecek, hayatımızı hep eksiklikler içinde yaşadığımızı, hayatın bize karşı adaletsiz olduğunu düşünüp kendimizi umutsuz, ümitsiz ve yetersiz hissedeceğiz. Aşağıdaki maddeler gün içerisinde giydiğimiz elbiseden tutun da yaptığımız faaliyetlere kadar her alanda neler yapılması ile ilgilidir. Bunlar gün içinde bizim kendi ilgi ve ihtiyaçlarımıza yönelik maddeler olduğundan özgüvenimizi arttıracak yetersizlik hissini azalcaktır. Başlıyoruz...

  • Ertelemeyi durdurmak:

Dostlar, bize serilen iş ve sorumlulukları vaktinde yapmaya çalışmalıyız. Elimizden geldiğince sonraya bırakmamalı aksi taktirde kolay ve kısa sürede yapılacak bir iş daha sonra birikip zahmetli bir işe dönüşür.

  • Vaktimizin yeterince varolduğunu bilmek:

Günün yirmi yört saatinde vaktim yok demek imkansızdır. Belli bir konuma erişmiş bir dahi, iş adamı, din alimi ya da şarkıcıya verilen sürenin aynısına sahibiz. 24 saat... Bu yüzden vakit darlığına bahane bulmamalı, fiziksel ve zihinsel gelişimimize katkıda bulunmak, onları geliştirmemiz için o değerli vakitleri görmemiz gerekir.

  • Mükemmellik diye bir şey yoktur.

Hangimiz mükemmeliz diye etrafınıza baktınız mi hiç? Hepimizin tam olan şeyleri nedir? Yaptığımız her şeyde sporda, derste mükemmel olmak mı zorundayız? Neden mükemmellik arayışındayız? Hata yapmaktan, düşmekten neden nefret ederiz? Mükemmeliyetçiliğin altında yetersizlik vardır vesselam. Hepimiz Allah'ın yarattığı kullarız. Hepimizin eksik veya fazla olduğu şeyler vardır. Ancak genellikle dengelidirler. Zengin insanın vakti, fakir insanın ise imkanı yoktur. Fakir fakirliğiyle, zengin zenginliğiyle imtihan olur. Hepimiz için kaçınılmaz musibetler ve mükafatlar vardır. Allah aramızdaki iyileri ve kötüleri seçmek için çeşitli müsibetler ve mükafatlar verir.

  • Başkalarının yapabileceğini yapabilme potasniyeline sahip olabileceğimizi düşünmek,
  • Konfor alanından ayrılmak, denenmemiş farklı şeyler yapmak. (Resim çizmek, koşu yapmak, şiir, roman, hikaye, deneme yazmak...)
  • Eldeki imkanları ilgi ve ihtiyaçlarımızı gözeterek kullanmak.
  • Kendimizi geliştirmek için yetersizlik hissine neden olan şeyi tespit etmek ve bunun üzerinde çalışmak.
  • İyi ve yetenekli olduğunuzu düşündüğünüz hobi ve ilgi alanları bulmak ve kurslara yazılmak,
  • Tarzımızı ve kıyafetlerimizi değiştirmek. (Bu özgüvenimizi arttırabilir)
  • Kendimizle daha fazla vakit geçirmek.
  • İstediğimize karar vermek, ilgi ve ihtiyaçlarımızı gözden geçirip kendimizi dinlemek. (Bunlar yeni bir yere seyahat etmek, yeni yerler keşfetmek olabilir.)
  • Mutlaka bir psikolojik destek almaktan çekinmemek.
  • Spor, diyet yapmak; matematik ya da İngilizce öğrenmeye çalışmak gibi süreç gerektiren şeylerde sabretmek ve zamana yaymak. (Aksi taktirde hemen pes edeceğiz ve yetersiz olduğumuzu düşüneceğiz)
  • İyi gelmeyen, sizi küçük gören, aşağılayan insanları hayatınıza dahil etmemek ve onları yanınızdan uzaklaştırmak,
  • Konu hakkında yazılmış olan kitaplara göz gezdirmek ve kişisel gelişim kitaplarını okumak.
  • Sosyal sorumluluk ve gönüllülük projelerinde yer almak. (Kızılay, Afad, Yeşilay, İHH, vb.)
  • Başka insanlara yardım etmek ve onların mutluluğuna katkıda bulunmak.

Bunlar yapıldığı zaman kendinizi çok değerli ve iyi hissedeceksiniz. Özgüveniniz artacak, hayata olan ilginiz artacak, kararlarınızı ilgi ve ihtiyaçlarınıza göre verecek, eldeki imkanlarınızı iktisadi bir şekilde kullanacaksınız.

Dostum, başarısızlıktan korkma! Gayretin sana mutluluk versin. İnsan çalışıp da başaramazsa bile onun verdiği gayret ile tatmin olmalı. Bunu tecrübe olarak almalı ve diğer çalışmalarda deneyim olarak kullanmalıdır. Mücadele gerçekleşirse iki zafer kazanılır. Birisi yukarıda saydığım tecrübe, diğeri de başarmanın hazzıdır. Yani gayret eden insan başarsa da başarmasa da umutsuzluk ve karamsarlığa düşmemeli. Çünkü başarmak ve gayret etmek aynı puan değerine sahiptir.

NOT: Bu araştırma yazısında kaynak belirtildi. Yorumların tamamı ve maddelerin geneli bana aittir. Yazının %30-35'i araştırma %60'a yakını ise kendi hayatımdan deneyimlediğim örmeklerdir ve yorumlardır. Alıntılar için kaynak belirtilmiştir.
Yazımda özet olarak kullandığım sitelerin likleri kaynak'ta mevcuttur. Madde ve yorumlar güvenilirdir.

Kaynak 1: https://www.hurriyet.com.tr/mahmure/asagilik-kompleksini-yenmek-icin-ne-yapmalisiniz-35117773
Kaynak 2: https://www.milliyet.com.tr/asagilik-kompleksi-belirtileri-molatik-8399/
Kaynak 3: https://www.matematiksel.org/bireylerin-toplumlarin-psikolojik-buhrani-asagilik-ustunluk-kompleksi/
Kaynak 4: https://www.uplifers.com/eksiklik-ve-yetersizliklerinle-birlikte-hareket-edebilirsin/
Etiketler
Yetersilik Kompleks aşağılık kompleksi Kişisel gelişim Gelişim Özgüvensizlik Alfred Adler Ümitsizlik mükemmeliyetçilik çaresizlik Tükenmişlik Başarısızlık Üretkenlik

Yazar Hakkında

Ömer Güncü

Adıyaman Üniversitesi'nde Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik 2023 Mezunuyum. Çeşitli yardım kuruluşlarında ve sivil toplum kuruluşlarında yer aldım. Adıyaman Gençkızılay'da İl Baskan Yardımcılığı, Sosyal medya uzmanlığı, AFAD Adıyaman Baskanlik gönüllüğü, medya ve görüntüleme birimi sorumluluğu, Ahbap Hatay  Projesi Egitmenlik görevi. Adıyaman Anadolu Gençlik Derneği üniversite komisyonu teşkilat başkanlığı gibi görevlerde yer aldım.

.

Çok gezip, çok okumayı seven birisiyim. Okuduğum kitaplar ağırlıklı olarak psikoloji, din ve sosyoloji üzerinedir. Roman okumayı da çok severim. Psikoloji, din ve sosyoloji gibi alanlarda araştırma yapmaya yazılar okumaya ve bunlar üzerine yazmaya hevesli birisiyim. Çevremce işkolik olduğum söylenir. Ben kendimi geliştirmek, ilim ve irfan öğrenmek pahasına işkolik olmaya razıyım :) Hayatımın Gayesi; önce kendime, sonra dünyama faydalı olmak ve katkıda bulunmaktır. İnanıyorum ki kendimi değiştirirsem, ailemi, milletimi ve dünyamı değiştiririm. Yazılarım makale tarzı olup akıcı bir üslup ile yazılmıştır. Okurken kendinize bir şeyler katacağınıza eminim. İyi okumalar :)

Yorumlar

  • 0 Yorum
Ziyaretçi olarak yorum yapıyorsun, dilersen Giriş yap