Hanımefendi

Altı Çizilenler – İhsan Şenocak / İslam’ın Kızına

  • 3 dk okuma süresi
  • -
  • 0
Altı Çizilenler – İhsan Şenocak / İslam’ın Kızına

Kadın ve özgürlük

Geçen asra kadar kadını insanla hayvan arasında bir yerde tanımlayan Batı, İslâm coğrafyasından aldığı,adını koruyup aklını devşirdiği araştırmacılarla İslâm kadını üzerinde de operasyon planladı. İslâm’ı öğrenmeden Batı’ya giden, bu yüzden bedeniyle ayrılsa da fikri anlamda Batı’dan dönemeyen yazarlar vasıtasıyla siyahı beyaz olarak gösterdi.Kasım Emin 1899 tarihinde neşrettiği (Mısır müftüsü Muhammed Abduh tarafından kaleme alındığı da düşünülen) “Tahrîru’l-Mer’e” adlı çalışmasında kadınların tesettüre girmelerinin İslâmî olmadığını iddia etti. Ona göre, örtünme ve mahremiyetle alakalı ayetler Allah Rasûlü’nün ﷺ eşleriyle alakalıydı. Ne var ki ulemâ tarafından bu ayetler bütün kadınlara teşmil edildi.” Özgürlük için açılmak

Fransa’da okuyan fakat sadece Batı’nın “gör” dediğini gören Kasım Emin,eşi ve annesi de içinde olmak üzere kadın cinsinden her varlığı “satılacak bir mal” olarak telakki eden Batı’nın aklıyla İslâm’a döndü ve “Özgürleşmesi için kadın açılmalı” dedi. Çünkü açılan kadın şehvet tacirleri tarafından keşfedilecek ve farklı zaviyelerden “meta” haline getirilecekti. Kasım Emin’in önceki köle tacirlerinden tek farkı,kadına köleliği “hürriyet zarfı” içerisinde takdim etmesiydi.. Tesettürün sadece Allah Rasûlü’nün ﷺ eşlerine ait olduğunu iddia eden Kasım Emin’in delil olarak zikrettiği ayetleri, müfessirler bütün Müslüman kadınlar için geçerli kabul etmiş,fakihler de bu bağlamda hüküm vermişlerdir. Nitekim Sahâbe kadınları da tesettür ayetlerini bu çerçevede değerlendirmiş,başörtüsü ayeti nazil olunca oldukları yerde elbiselerinin fazlalarını yırtıp,başlarını kapatmışlardır.Kasım Emin’in tesetürle savaşına alet ettiği, “Ey Peygamber’in hanımları! Siz,kadınlardan herhangi biri gibi değilsiniz.” ayet-i kerîmesi,örtünmenin ezvâc-ı tâhirata has olduğuna değil; sadece,Allah Rasûlü’nün ﷺ nikahında olmalarından dolayı ceza ve sevap durumlarının diğer kadınlardan farklı olduğuna işaret etmektedir... Hadise “Onun eşleri de müminlerin analarıdır.” ayeti bağlamında düşünüldüğünde ise “Ey Peygamber’in hanımları! Siz, kadınlardan herhangi biri gibi değilsiniz.” ayet-i kerîmesinden sonraki bütün emir ve yasakların o annelerin manevi evlatları mesabesinde olan bütün İslâm kadınlarını da kapsadığı görülecektir.Buna göre bütün İslâm kadınları erkekler ile konuşurken karşı tarafı etkileme gibi bir durumda olmayacak,hayatlarının merkezine evi koyacak,orada vakarlı ya da kararlı bir halde duracak. Klasik cahiliyye kadınları gibi açılıp-saçılmayacak. Namaz kılacak,zekat verecek, Allah ve Rasûlü’ne ﷺ itaat edecek. Evlerinde okunan ayetlerini ve Rasûlü’nün sünnetini hatırlayacak.. Batı ve İslâm

Kadını 19. yüzyıla kadar boynuna tasma takarak; 20. yüzyılda ise soyarak satan Batı, hokkabaz mantığıyla kadın haklarına muhatap kabul edildi. Kadını ana hatlarıyla ve mahrem çizgileriyle kayda geçen, 12 ayette anne olmasına vurgu yapıp insanlığa mevkisinin yüceliğini hatırlatan,muhataplarını ona karşı saygılı olmaya çağıran İslâm yargılandı; kadın tacirleri itibar gördü. Kadını hayvan pazarında satan İngiliz iradesi, “kadın hakkı müdâfî” kabul edildi. Müslümana ebeveynine iyi davranmasını emreden,umumi planda ise bütün milletleri anneye karşı saygılı olmaya çağıran, yeryüzünün en mazlum varlığı kadının davasına el koyan İslâm ise sorgulandı.Kadını mirastan mahrum eden Batı yüceltildi. Eşi ölünce amcasının çocukları tarafından mirası gasb edilen ve kızlarıyla ortada kalan Evs’in hanımının davasına el koyan “Kadının da mirastan payı var.” diyen; dünyaya gelen kız çocuklarının,babalarının yüzlerinin kararmasına değil,müeddeb halleriyle babalarının Cehenneme girmelerine engel olacaklarını söyleyen İslâm sorgulandı.Erkeklerden Ebû Bekir’i, kadınlardan Hatice’yi çıkaran, erkek nereye kadar yükseldiyse kadını da oraya kadar yücelten İslâm yargılandı.. Büyük Kadınların Metaneti

Tohum, toprakta bir halden diğerine girer. Dağılır, erir sonra büyümeye başlar, kocaman bir ağaç olur. Büyük kadınlar da oluş süreçlerinde büyük mihmetlere maruz kalırlar. Kimi içerden,kimi dışardan engellenir fakat onlar engellendikçe “ben”lerinden kurtulur,hürleşir, devleşir, deniz feneri gibi rotasını kaybedenlere yol ve yön gösterirler. Hz.Hatice malını infak ederek; Hz.Fâtıma, devlet başkanının buğday ekmeğinden karnını doyurmayan zahide kızı olarak; Hz. Âsiye, Firavun gibi bir zalimin eşi olmanın da İslâm’ı yaşamaya engel olamayacağını göstererek; Hz.Meryem, bir İslâm kızının ruh bekâretini iffet ve imanla nasıl muhafaza edilebileceğini anlatarak, Allah Teâlâ’ya nasıl “kul” olunacağını, belalara nasıl sabredileceğini öğretir..

 

Ey İslâm’ın kızı! Hz.Ebû Bekir nasıl büyükse, Hz.Hatice de büyüktür. Ey erkekler! Sizin ufkunuzda Ebubekirler varsa, İslâm’ın kızlarının ufkunda da Hz.Haticeler vardır. Bu yüzden erkekler ne kadar yükselebildiyse sizler de en az o kadar yükselebilirsiniz. Unutmayın, önünüzde Cibril’in selam verdiği Hz.Âişe var.

Etiketler
Hz. Aişe İslam Kadın İhsan Şenocak

Yazar Hakkında

Yorumlar

  • 0 Yorum
Ziyaretçi olarak yorum yapıyorsun, dilersen Giriş yap