Aile’m
- Esra İlbay Oral
- 15 Ağu 2016 - 16:53
- 4 dk okuma süresi
- -
- 0
Aile olmak toplum olmanın en önce gelen gerekliliğidir. Çünkü düzen burada başlar. Bir evlat doğduğunda ilk hayatı, ilk tecrübeleri dahil tüm ilkleri bu çerçevededir.
Baba olur iktidar odur dış işlerine bakar anne olur iç işleri dahil diğer bakanlıklar hep onda.. çocuklar olur ufağından büyüğüne millet vekilleri.. Beyin, vicdan ve aklın tüm bireyleri içinde aynı çalıştığı tek yerdir.
Sorumluluk alır her birey. Elinden geldiği kadarından fazlasını feda eder ailesine. Ayrım yoktur. Her biri kıymetlidir. Kendi içinde ne yaşarsa yaşasın, dışındaki hep bir başkası için her zaman iyidir.
Kaybetmeden anlaşılmaz hiçbir şeyin değeri. İnsan öyle bir varlık ki iyi günlerin çabuk unutuyor ders almıyor şükür etmiyor. Hep dönüm noktaları kötü bir olayın ardından gerçekleşiyor.
Oysa şükretmeyi bilsek ve gerçek anlamda şükrü yaşasak daha huzurlu ve mutlu olacağız.
Ancak biz üzüyoruz çoğu zaman en yakınlarımızı bu kadar iç içe yaşarken imkansız hatasız olmak. Eşler birbiri arasında, evlatlar birbiri arasında ve ebeveyn evlat arasında sorunlar olması gayet doğal ve gereklidir. En iyisi olsun istiyoruz kaygı duyuyoruz. Şükretmek gerekir. Sorgulayabilirsek hala umut var sevdiklerimiz için demektir.
Her insanın sevmek için ve her insanın sevilmesi içinde bir sebep mevcuttur. Ancak aile içerisinde insan bu sebeplere bakmadan sevginin yolunu bulur. Seçemediğimiz ancak mecbur da olsak her daim beraber olmamız gereken insanlar ailededir. Ancak mecburiyet olarak bakmamak gerekir. Allah’ın kendi hakkından sonra koyduğu ilk haktır. Kıymetlidir aile.
Herkes bir veya birçok aileye dahil olur ömründe. Doğduğu aile büyüdüğü aile ve en sonunda kendi ailesini kurar. Vasıfları değişir hep. Ama bilinen tek bir şey var ki o da bir olmaktır. Yaptığın her işte ben gidiyorsam arkamda annem babam kardeşlerim, çocuğum gidiyorsa arkasında ben ve eşim. Her daim bir olmak. Roller değişir. Ama sahne hep ailedir.
Bendeniz de bir ailenin son çocuğu olarak dünyaya geldi. Bir hanede sevgi atmosferi içinde büyüdü. Babam dünyanın en tatlı adamı. Paylaşmayı, tasadduğu, her işinde sabrı gösteren kelimelere sığmayacak sevgisi ile bizi büyüten eli kolu dolu bir adam. Ne istersen var onda. Yok yok.. Ancak ondaki bu güzelliklerin bir çoğu Ciğerim dediği annemden gelir. Annem ise güzel öğütler ile bezenmiş bir kitap gibidir. Onu okumak ancak kendi aileni kurunca mümkün. Çünkü hiç okuma yazması olmadığı halde öyle şeyler konuşur ve hakikat öyle bağlıdır ki, sen onun evladı olmak ile övünür iken bir yandan da düşünürsün layık mıyım ben bu kadına evlat olmaya Allah’ım diye…
Herkesin ailesi, ilk çerçevesi kendine bir bakış açısı katar. Benim çerçevemde dünya sevdiklerini kucaklamaya, düşmüşlere el uzatmaya, çok sıktı mı Allah var gam yok demeye, her ne olursa olsun ortasında kaldığın şeylerde en orta yolu bulmaya çalışmaktır.
Sadece benim değil diğer kardeşlerimin de birçok güzel özelliği aileden gelir. Bende en azı vardır. Buna eminim.
Dedim ya katılan en son çocuğum ben diye. En küçükleri en yaramaz büyüyeni en ele avuca sığmaz gibi duranı. Herkesin bir emeği vardır bende ancak en büyük emeği geçen kardeşime ablama hitaben olacak sözlerim. Onun doğum günü için kalıcı bir hediye olsun diye bu yazıyı yazmak istedim.
Belki beni hiç istemedi kendinden 12 yıl sonra altıncı numara olarak hayatlarına girmiş olmam çok can sıkıcı idi. Ama değerli oluşunu hayatım bile gösterdi bize. Onun bana aldığı bebek ile kızımın aynı isimde oluşu. Kendi adını vermişim bebeğe bide yazmışım üstüne, kadere yazılmış demek ki.
7 yaşında idim evlendiğinde eniştemi hep kulağımı kesecek diye mantı yedirmemesi ile hatırlarım o zamanlardan. Kıskanır aralarına otururmuşum. Lise yıllarımı onların olduğu şehirde okudum.Acı yemeyi çok sevdiğim makarnayı acılı yapa yapa öğretti. Annem fiske vurmadı onun tekmelediğini bilirim. Ama hak ettim saydırdığı onca kelimeyi. Sevmiyor sanırdım bazen de en çok o severdi beni. Bunu da biliyordum.
Hep ailemin önüne birilerini koyduğum zaman kızardı bana. O arkadaşların seni bırakacak ama biz hep yanında olacağız derdi. Çok şükür çok gecikmeden anladım onu. Herkes gelip geçti bir ailem kaldı yanımda.
Bana bakarak beni anlayan. Her halimi bilen. Çok çilemi çeken ablam doğdu bugün iyi ki doğdu. Kardeşlikten çok ablalığı öğretti. İyi ki var dedirtti kendine. İyi ki var.
Şimdi üç ailem var ikisinde evlat birinde anne olmak düştü bana.. ve hepsini çok seviyorum.
Unutmadan ; sevdiklerinize ve özellikle aile bireylerimize onları sevdiğimizi söyleyeyim sık sık hatırlatalım bunu. Belli edelim sevdiğimizi.
Azrail kapıda bekler. Kaybettiğimiz an bunu yapmak için çok geç diyeceğimiz ne varsa kaybetmeden gerçekleştirelim ki bir kıymeti olsun.
Aile olmayı yaratan Allah’a hamd olsun..
Cennette tüm sevdiklerimiz ile beraber olmak duası ile..
Etiketler
Yazar Hakkında
Esra İlbay Oral
Ramazanın ilk günü dünyaya gelmiş babasının son kızı.. Nefes aldığı sürece talebedir. Öğrenmek talebidir. Gelecekteki günlerini, yaşamadığı yıllarını, tatmadığı yiyecekleri beklerken de çok meraklıdır. O yüzden hayatı tek düze yaşamaz. Her şeyden bir parça barındırır.
Yorumlar