Biyografi

Ahmed Kuddûsî Kimdir?

  • 3 dk okuma süresi
  • -
  • 1
Ahmed Kuddûsî Kimdir?

Anadolu velilerinin büyüklerindendir. Adı Ahmed b. Hacı İbrahim'dir. Mer'aşîzade adıyla da tanınır. 1769 yılında Niğde'nin Bor ilçesinde doğmuştur. Babası Hacı İbrahim Efendi, rüyasında üç ay görmüştür. Ortadaki ay diğerlerinden daha büyük ve parlakmış. Bu rüyanın yorumunda, kendisinin üç oğlu olacağını ve ortanca oğlunun büyük bir veli ve âlim olacağını anlamıştır. Ahmed Kuddûsî, bu rüyayı Divan'ında anlatmıştır.

Ahmed Kuddûsî, küçük yaşta babasından ders almaya başlayıp Ahrâriyye yolunun edebini babasından öğrenmiştir. Kısa zamanda velilik basamaklarında yükselmiştir. 1786 yılında babası vefat edince, ilahî bir işaret üzerine Turhal'a gitmiştir. Turhal'da Şeyh Mustafa Efendi Hazretleri'nin sohbetlerinde bulunarak kemale ermiştir. Turhal'dan ayrıldıktan sonra birçok yere seyahat etmiştir. Daha sonra hac vazifesini yerine getirmek için Mekke'ye gitmiştir. Bir sonraki yıl Bor ilçesine dönmüştür. Hicaz'da bulunduğu müddetçe, Allah Rasulü (s.a.v)'nden gördüğü iltifatları uzun bir kasidesinde dile getirmiştir.

Ahmed Kuddûsî, Osmanlı-Rus savaşlarına da katılmıştır. Bir süre sonra tekrardan Hicaz'a gitmiştir. Mekke ile Medine arasında bulunan dağlarda ve çöllerde uzun yıllar kalmıştır. Hicaz günlerini de Divan'ında anlatmıştır. Tekrar Bor'a döndüğünde birçok din düşmanı onu on üç yıl kadar evinde göz hapsinde tutmuşlardır.

Şöhreti İstanbul'a kadar uzanan Ahmed Kuddûsî meraklılarınca İstanbul'a davet edildi. O da davete icabet etti. Bir irfan meclisinde kendi­sinden latife yollu sohbet istediler. Kıyafetini yadırgadıkları Ahmed Kuddûsî'yi mahcup etmek istemişlerdir. Meclisin büyüğü geçinen zat: "Şeyh Efendi, siz de bir beyanda bulunsanız" deyince: "Efendim, bendeniz ilmi olmayan bir kişiyim. Huzurunuzda konuşmaya hayâ ederim. Ancak emrinize uyarak başımdan geçen bir olayı anlatayım" di­yerek şu hikâyeyi anlatır: "Bir gün bendeniz, Sarayburnu'nda, sahil boyunca gezerken çok güzel bir hanım sandala bindi. Gönlümü cezbeden bu güzelin peşinden başka bir san­dala binerek, onu takip ettim. Üsküdar iskelesinde karaya çıkıp, falan sokaktaki büyük bahçeli konağa giren bu hanımı bir daha göremedimse de asla unutma­dım. Gönlüm onun hicranı ile rahatsızdır efendim." O makam sahibi kimse, bu hikâyeyi duyar duymaz, yanında bulunanların hepsini dışarı çıkararak Ahmed Kuddûsî 'ye: "Efendi, anlattığınız benim halen içinde yaşadığım âlemli halimin ifade­siydi. Şu anda ise o dertten kurtuldum. O hanım gönlümden silindi" dedi. Son­ra Kuddûsî'ye görülmemiş ihsan ve iltifatlarda bulunmuştur. Bir süre İstanbul'da kalan Ahmed Kuddûsî, tekrar Bor'a dön­müştür. Bor'da iken bir gün Sultan, Bor'a iki memur gönderip, onun durumunu öğ­renmek istemiştir. Gelen memurlar onu bahçesini bellerken buldular. Ahmed Kuddûsî, onlar daha bir şey söylemeden: "Siz İstanbul'dan geldiniz. Bizim bir şeye ihtiyacımız yok" buyurdu. Onlar: "Padişahımız bizi görevli gönderdi. Size tahsisat bağlayacağız" dediler. Ahmed Kuddûsî onlara: "Açın eteğinizi" diyerek her ikisinin eteğine birer kürek toprak döktü. İki memur da bu toprakların çil çil altın olduğunu gördüler. Bu sefer Ahmed Kuddûsî: "Eteklerinizdekini dökün" deyince hemen yere döktüler. Bu defa da top­rakların yılan çıyan olduğuna şahit oldular. Ahmed Kuddûsî: "Evlatlarım! Yüce Allah'ın keremi ile bizim padişahımızın tahsisatına ihtiyacımız yoksa da, fakirlere ve acizlere dağıtmak için bırakın" dedi. Bu tahsisatı bir müddet alıp fakirlere ve yoksullara dağıtmıştır.

Ahmed Kuddûsî, bir gün Konya'ya giderek Mevlana Celaleddin-i Rumî Hazretleri'nin kabrini ziyaret etmek istemiştir. Türbenin önüne vardığı zaman, türbedar kapıları kilitlemiş gidiyordu. Türbedara türbeyi açması için ricalar edip çok yalvardılar. Fakat türbedar: "Akşam oldu, açma müsaadesi yoktur" diyerek kesin bir şekilde isteği reddetti. Bunun üzerine Ahmed Kuddûsî, irticalen bir kaside oku­muştur. Kasidenin son dörtlüğünü söylediği anda kapılar kendiliğinden açılmıştır. Ahmed Kuddûsî, türbedarın şaşkın bakışlarından habersiz, ziyaretini yapa­rak oradan ayrılmıştır.

Ahmed Kuddûsî, 1849 yılında Bor'da vefat etmiştir. Vasiyeti üzerine Eski Mezarlık'ta defnedilmiştir.

Etiketler
Din edebiyat Şair efendidergi DİVAN

Yazar Hakkında

Yorumlar

  • 1 Yorum
Ziyaretçi olarak yorum yapıyorsun, dilersen Giriş yap