Kitap Öykü Toplum Aile

Abdüsselam'ın Öyküsü / İhtida Öyküleri

  • 6 dk okuma süresi
  • -
  • 0
Abdüsselam'ın Öyküsü / İhtida Öyküleri

Bu yazıda batılı Müslümanların neden Müslüman olduğunu, İslam dinine bakışlarını, Kuran-ı Kerim’den nasıl etkilendiğini, yaşanmış hayat hikayeleri ile göreceğiz.

 

Şartların çok bozuk olduğu bir aile içerisinde dünyaya gelmişim. Babam bir alkolikti ve hem duygusal hem de fiziksel olarak annemi, beni ve kardeşlerimi sürekli taciz ederdi. Böyle bir babanın bulunduğu aile içerisinde büyümem beni şiddete yatkın hale getirdi. Anti-sosyal davranış bozuklukları gösteriyordum. Bulunduğum çevreye uyum sağlayamıyor ve etrafımı bir şekilde tahrip ederek sanki ailemden göremediğim şefkat eksikliğinin hıncını alıyordum.

 

Maruz kaldığım tacizi ve şiddeti kendi hayatımda aynen taklit edip, benzer davranışları diğer insanlara karşı gösteriyordum. Ancak bu tamamen bilinç dışı yaptığım bir şeydi. Halihazırdaki tüm bilinçaltım zaten şiddetle dolmuştu. Dünyada henüz başka bir yaşam tarzını doğrudan müşahede etme fırsatım olmamıştı. Ağabeyimle, sınıf arkadaşlarımla, öğretmenlerimle sürekli kavga halindeydim. Hatta hayvanlara çeşitli işkenceler yapmak bana zevk veriyordu. Adeta öfke kusuyor, birikmiş tüm kızgınlığımı dışarıya boşaltıyordum.

 

On üç yaşıma geldiğimde benim durumumda olan çocukların bulunduğu bir “dönüşüm okuluna” gönderildim. Yaşıtlarım beni sıkıyordu. Onların yerine benden büyük yetişkinlerin olduğu gruplara gidip gelmeye başlamıştım. Birçoğu içki, uyuşturucu, şiddet ve ırkçılık gibi problemleri dolayısıyla oradaydı. Bu dönüşüm okulu da bence hapishane gibiydi. Doğruya yönelmenin aksine içimde bilenmeye başlamıştım. Öfkem ve kızgınlığım giderek artıyordu. Şiddete ve ırkçılığa eğilimim bir iken beşe çıkmıştı. Etrafımda örnek olabilecek bir tek insan yoktu. Çevrem anti-sosyal olan diğer insanlarla doluydu. Daha önce bilmediklerimi de burada öğreniyordum. Siyahlara, Yahudilere ve Asyalılara karşı âdeta bilenmiştim. Üç yıl bu kurumda kaldıktan sonra toplumun içerisine salıverildim. Adeta yürüyen bir el bombası gibiydim.

 

İçimde biriken öfkeyi boşaltabilmek için kendime ortam arıyordum. Genç yetişkinlerden oluşan ırkçı bir gruba katıldım. Düzenli olarak saldırgan faaliyetlerde bulunuyorduk. On altı yaşımda hırsızlık, saldırı, silah bulundurma gibi suçlarla Kaliforniya Gençler Mahkemesi tarafından altı buçuk yıl hapse mahkûm edildim. Ancak içeride de rahat durmuyordum. Girer girmez Beyazların Üstünlüğü isimli bir çeteye dahil oldum. Anglo-Saxon olmayan herkese karşı öfkem giderek artıyordu.

 

Birkaç yıl sonra hapishaneden şartlı tahliye olmuştum. Ancak tahliye olur olmaz KKK (Ku Klux Klan) grubuna katıldım. Artık eylemlerim daha profesyonel ve daha şiddetli bir forma dönüşmüştü. Evleri yakmaya, insanlara zarar vermeye başladık. Bir soyguna karıştığım ve silah taşıdığım için tekrar yakalanmıştım. Şartlı tahliyem de bozulmuş oldu.

 

Ancak bu son yakalanışım bende huzur arayışının başlamasına sebep oldu. Yirmi yaşımdaydım. Yıllardır içimde kin ve öfkeyi biriktirerek bilenmiştim. Adeta içten içe tükenmiştim. Hapishane personeline bağırıp çağırarak öfkemi kusuyordum. Bulunduğum hücrenin duvarı baştan aşağı kızgınlığımı ve kinimi ifade eden sloganvâri cümlelerle doluydu. Yine benzer ifadeler vücuduma yaptırdığım dövmelerden de okunabilirdi. Artık sadece dışa doğru değil içe doğru da patlamaya başladım. Öfke ve kinim sanki bir sis bulutu gibi önümde duruyordu. Onu kaldırdığımda çırılçıplak kalacakmışım gibi geliyordu. Hiçbir şeyim ve hiç kimsem yoktu. Yapayalnızdım. Bu hale nasıl geldiğimi düşünmeye başladım. Geçmişimi gözden geçirdim. Ben hapishanede iken kızım dünyaya geldi. Geleceğimi düşünmeye başladım. Hayatlarında ciddi yaralar meydana getirdiğim insanları düşündüm. Eğer bu hayatı devam ettirirsem nerede olursam olayım daima hapishanenin içerisinde olacaktım. Kendi kendime şunu dedim: “İyi ile kötü arasında bir seçim yapmalısın.” İçimde kötülüğü taşıdığım sürece benim için bir geleceğin olmadığının farkına vardım. Annem, babam, kız arkadaşım ve erkek kardeşlerim benden korkuyorlardı. Onlara yabancılaşmıştım. Yeniden sevilmek istiyordum. Öfkemi daha fazla beraberimde taşımak istemiyordum. Geleceğe öfkem ve kinim olmadan gitmeliydim.

 

Soygun sırasında yakalandığım Montana’da iki buçuk yıl sonra şartlı tahliye edildim. insan hakları gruplarına katıldım.

Bunlardan biri de ırkçı gruplardan çocuklarımızı korumak için faaliyet gösteriyordu. Onlara benim gibi olmamaları için yardımcı olmaya çalışıyordum. Ancak suçtan yine de tam kurtulamamıştım. Bir süre sonra üzerimde patlayıcı madde ile yakalandım ve Federal Mahkeme tarafından üç yıl hapse mahkûm edildim.

 

Federal hapishaneye varışımdan kısa bir süre sonra aslen Afrikalı olan Müslüman bir Amerikalı ile tanıştım. Hapishanede Müslümanlar, ihtiyacı olan insanlara yardım etmeye çalışıyorlardı. Bu davranışları ilgimi çekmişti ve onlar üzerinde gözlem yapmaya başlamıştım. Ancak bu dinin sadece siyahlar için var olduğunu, bir beyaz olarak bu dine mensup olamayacağım izlenimini edinmiştim.

 

Ama yine de İslâm hakkında neler okuyabilirim diye buradaki Müslümanlara soruyordum. Bir kitapta İslâm’ın evrensel olduğu yazıyordu. Renk, ırk ya da köken İslâm’a girmeye mani değildi. Dinin özünde zaten eşitlik vardı. Sanki gerçeğin ve saflığın sesini duyuyordum. Buradaki Müslüman kardeşler beni cuma namazına davet ettiler. Kur’an hediye ettiler ve ben de İngilizce mealinden okumaya başladım. Gerçekleri anlatan hak bir kitap olduğunu hissediyordum. Bu dinde göz boyama ya da mistik öğretiler yoktu. Sade ve herkesin kendi idraki içinde anlayabileceği basit bir yapısı vardı. Herkes gerçeğe kendi ulaşabilirdi. Ezan sesini duyduğumda kendimi ilk defa Allah’a bu kadar yakın hissetmiştim. Sanki Allah bütün ruhumu ve kalbimi sarmıştı.

 

Kur’an okumaya ve üzerinde çalışmaya devam ettim. Sonuçta ne kadar tutarlı ve çelişkisiz bir kitap olduğuna iman ettim.

Üç tanrısı olan ya da sadece bilime inananlar gibi değildi. Sonra bu tarz inanışların hiçbiri bana mantıklı gelmiyordu.

 

İşte İslâm buradaydı ve bir Allah olduğu inancı vardı. O Allah ki, her şeyi yoktan var etmişti. Gönderdiği Kur’an 1400 yıl boyunca tek bir harfi dahi değişmeden bugünlere kadar ulaşarak kendi mucizesini bizlere göstermişti.

 

İncil ise tamamen farklıydı. Günümüze kadar ulaşan orijinal bir nüshası olmadığı gibi, sürekli değişmeye devam ediyordu. Allah birdi, din birdi ve bu din Allah’a teslim olmayı gerektiriyordu; onun da adı İslâm’dı.

 

Benim hayatım insanlık tarihindeki kin, öfke ve şiddet dolu bir hayata sahip insanlarınkinden biriydi. Yanlışlıklarla, hatalarla dolu bir hayata sahiptim. Ancak şimdi kendimi İslâm’a teslim ettim ve onun yolunda çalışmaya, İslâm’ı herkese anlatmaya adadım. İstiyorum ki hapishanelerde bulunan bir milyonu aşkın insan benim gittiğim kötü yolu bıraksın. Öfkelerini, hiddetlerini bir kenara atsın ve kendilerini İslâm’a teslim ederek ruhlarını özgür bıraksın. Ruhu özgür olmayan bir insan, hapishane duvarlarının dışında da hapishane hayatı yaşamakta ve -Allah korusun- ebedî bir hapishaneye doğru yol almaktadır. Ancak İslâm insana dört duvar arasında da özgürlük verir, sonunda ebedî bir kurtuluşa erersiniz.

 

Mahşer gününde siyah ya da beyaz, zengin ya da fakir, güçlü ya da zayıf olmamıza bakılmayacak. Herkes kendi yaşadığı hayatın hesabını verecek. Benim günahlarımdan dolayı benden başkası yargılanmayacak. Ben kendimden sorumluyum. Artık gerçeğin ve hakikatin farkındayım. Açıkça, herkese haykırarak söylemek istiyorum:

 

“Allah’tan başka ilâh yoktur, Hz. Muhammed (s.a.v) O’nun kulu ve elçisidir.”

 

Bu özü yakaladıktan sonra hayatım değişmiş oldu. Elhamdülillâh çocuklar gibi saf ve temiz olmuştum. Allah’ın bize lütfettiği huzurun ötesinde huzur yoktur. Tüm övgüler O’nadır. İnşallah O’nun kulu olarak yaşamımı sürdüreceğim.

 

Öyküleri ile ihya olduğumuz, ibret aldığımız kişilerin, Karanlıktan Aydınlığa doğru çevrilen hayatını okumuş bulunmaktayız. Bir diğer ihtida öyküsü ile görüşmek üzere…

Bir dua ;

Rabbimiz, bizleri Kur’ân ve Sünnet emânetine sadâkatle sahip çıkan, onları yaşayan ve yaşanmasında gayret gösteren sâlih kulları zümresine ilhâk eylesin.

Âmîn!..

 

KAYNAK: Neden Müslüman Oldum / İhtida Öyküleri / DİB Yayınları

Kaynak: Neden Müslüman Oldum / İhtida Öyküleri / DİB Yayınları
Etiketler
Müslüman İhtida öyküleri Neden müslüman oldum

Yazar Hakkında

Yorumlar

  • 0 Yorum
Ziyaretçi olarak yorum yapıyorsun, dilersen Giriş yap